Koronavirüs ve İran-Türkiye İlişkileri

Umut Başar Kıdemli Uzman, Kültür ve Toplum

Sınırların tek taraflı kapatılması, İran-Türkiye ilişkilerine çok yönlü zarar verse de Türkiye’nin toplum sağlığını öncelediği görülmektedir.

Her ne kadar 26 Ocak’ta İranlı yetkililer, koronavirüsün ülkede henüz görülmediğini açıklamışsa da açıklamanın üzerinden geçen yaklaşık bir buçuk aylık süre zarfında söz konusu virüs neredeyse bütün İran’a yayıldı. İran Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan son verilere göre ülkede hâlihazırda 2.822 kişide kesin olarak virüs saptandı. Virüs sebebiyle 92 kişi hayatını kaybetti ve 435 kişi ise virüsten kurtuldu. Öte yandan virüsün kaynağı olan Kum şehri bütün itirazlara rağmen tamamen karantinaya alınmadı. Görüldüğü kadarıyla virüs, Türkiye ve Türkmenistan dışında İran’ın bütün komşularına da sıçradı.

Türkiye, İran vatandaşlarına vize uygulamayan ender ülkelerden olması ve İran’la olan kara sınırı hasebiyle hastalığın İran’daki seyrine ilişkin sağlıklı bilgiler gelmeyince sınır ticaretini durdurmak, uçak seferlerini iptal etmek ve İran’dan gelen yolcuları tıbbi müşahedeye almak gibi birtakım tedbirleri hayata geçirmek zorunda kaldı. Koronavirüsün İran’da gün geçtikçe yayılması alınan tedbirlerin bir süre daha devam edeceğini göstermektedir. Fakat Türkiye’nin kendini salgından korumak üzere aldığı birtakım tedbirler, Türkiye-İran arasındaki ticari, siyasi ve kültürel ilişkileri kuşkusuz hem Türkiye hem de İran açısından olumsuz etkilemektedir.

Ticari İlişkiler

Kuşkusuz ikili ticari ilişkiler virüs vakasından doğrudan etkilenmektedir. Türkiye, virüsün kendi topraklarına sıçramasını önlemek adına İran’la olan dört sınır kapısını (Dilucu, Gürbulak, Kapıköy ve Esendere) tek taraflı bir şekilde kapattı. Yetkililerin açıklamalarına göre Türkiye’den ihracat ve transit işlemleriyse kontrollü bir şekilde devam etmektedir. Yeri gelmişken Türkiye’nin Afganistan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerle gerçekleştirdiği ticaretin bir kısmının kara yoluyla İran üzerinden yapıldığını not etmek gerekir. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan verilere göre 01 Ocak-02 Şubat 2020 tarihleri arasında Türkiye-İran arasındaki toplam ticaret hacmi yaklaşık 336 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ancak virüs sebebiyle sınırların kapalı kalması durumunda ticari hacmin daha da düşeceği ortadadır. Üstelik uçak seferlerinin durması, hava yolu şirketlerinin kâr marjının ve borsa hisse senetlerinin düşmesine zemin hazırlamaktadır.

Öte yandan Amerikan yaptırımları sebebiyle Tahran yönetiminin ülkeden döviz çıkışını engellemek üzere aldığı tedbirlere rağmen Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2019 yılı itibariyle Türkiye’ye 2.102.890 İranlı turist giriş yapmış ve İran, Türkiye’ye turist gönderen ilk beş ülke arasındaki yerini korumuştur. Ocak 2020’de ise 120.527 İranlı turist Türkiye’ye gelmiştir. Bu sayının şubat ve mart aylarında düşeceği açıktır. Mart ayı, İran’da yeni yıl için kutlanan Nevruz Bayramı’ndaki tatil (20 Mart-1 Nisan) sebebiyle Türkiye açısından oldukça önemlidir. Zira Türkiye, İranlıların söz konusu tatilde tercih ettiği ülkelerin başında gelmektedir.

İranlılar, yaptırımlar sebebiyle ülkelerinde ithal mallar zor bulunduğundan bulunsa dahi fahiş fiyata satıldığından Türkiye’ye gelmişken tekstilden kozmetiğe, elektronikten ilaca pek çok sektörde alışveriş yapmaktadır. Dolayısıyla mart-nisan aylarında İranlı turistlerin Türkiye’ye gelmesi yaz sezonu öncesi başta Van, İstanbul, İzmir, Antalya gibi şehirlerde hem otel işletmecilerinin hem de esnafın yüzünü güldürmektedir. Sınırların tek taraflı kapatılması ve yaklaşan Nevruz Bayramı tatili dikkate alındığında Türkiye’nin ciddi bir gelir kaybına uğrayacağı kesindir. Bütün bunlar düşünüldüğünde Türkiye’nin son seçenek olan kara, hava ve demir yolu sınırını kapatması, durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.

Siyasi İlişkiler

Esasen İran ve Türkiye arasında koronavirüsten kaynaklı siyasi bir gerginlik yoktur. Zira Türkiye bu meselede İran’ı epeyce tolere etti. Sınır kapılarının kapatılmasına ilişkin siyasi karar, virüsün İran’da artık önünün alınamadığının anlaşılmasıyla eş zamanlı olarak verildi. Bu doğrultuda Türkiye’nin sınırlarını Irak (19 Şubat) ve Afganistan (23 Şubat) gibi ülkelerden sonra kapatması (23 Şubat kara sınırı-27 Şubat hava ve demir yolu ulaşımı) bir iyi niyet göstergesi olarak okunabilir. Nitekim Türkiye bazı çevrelerin dillendirdiği gibi ne mezhepçi saiklerle hareket etti ne de İran Millî Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani’nin işaret ettiği üzere “psikolojik bir baskı” neticesinde sınırları kapatma kararı aldı. Tehdit seviyesinin yükselmesiyle Çin ve İran’dan sonra İtalya, Irak ve Güney Kore gibi ülkelere de sınırlarını kapatmaktan imtina etmeyen Ankara yönetiminin meseleye tamamen toplum sağlığı açısından baktığı anlaşılmaktadır. Nitekim sürecin en başından beri şeffaf ve iyi yönetilmesi hasebiyle Türkiye’de henüz koronavirüs vakasına rastlanmaması, Türk hükûmetinin bir başarısıdır.

Türkiye, İran’la olan ilişkilerini uzun bir süredir iyi niyet temelinde sürdürmektedir. Zira Amerika'nın İran’a uyguladığı tek taraflı yaptırımlara karşı sesi en gür çıkan ülkelerden biri Türkiye’dir. Bunun yanı sıra İran’da meydana gelen deprem ve sel gibi doğal afetlerde zarar gören bölge halkına komşu ülke olarak her daim yardım elini uzatmıştır. Koronavirüs sebebiyle Türkiye’den resmî olarak tıbbi destek talebinde bulunan Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nasıl destek vermişse resmî talep gelmesi durumunda İran’a da yardımda bulunulabilir. Nitekim 2 Mart tarihinde İran Dışişleri Bakanı Muhammet Cevad Zarif Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda ülkesinin acil ihtiyaç duyduğu tıbbi malzemelerin listesini açıkladı. Bu konuda, Türkiye’den bir destek gelip gelmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşecektir. Ancak İran-Türkiye siyasi ilişkilerinde şu sıralar İdlib meselesi başta geldiğinden her iki ülkeyi de tehdit eden koronavirüs ikinci planda kalmaktadır.

Kültürel İlişkiler

Türkiye’nin Ekim 2019’da Suriye’nin kuzeyinde tek taraflı özerklik ilan eden terör örgütü PYD/PKK’nın tehditlerine karşı sınır güvenliğini temin etmek üzere gerçekleştirdiği “Barış Pınarı Harekâtı’na” İran’da kültür-sanat camiasının önde gelenleri tarafından sert bir dille tepki gösterilmesi dikkatlerden kaçmamıştı. Dahası Keyhan Kelhor ve Şahram Nazeri gibi Türk kamuoyunda da tanınan ve sevilen sanatçıların operasyonu gerekçe göstererek Türkiye’deki konserlerini iptal etmesi, Türkiyeli sanatseverlerde hayal kırıklığı yaratmıştı. Ancak Nisan 2020’de Tahran’da gerçekleşecek 32. Uluslararası Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin “onur konuğu” seçilmesi aradaki soğuk havayı biraz da olsa kırdı. Türkiye’den adı geçen fuara yoğun bir katılım olacağı tahmin edilmekteyken koronavirüsün ülkede yayılması sebebiyle fuar, önümüzdeki Ramazan ayından sonraki bir tarihe ertelendi. Ramazan ayından sonra fuar düzenlense bile mevcut kriz sebebiyle Türkiye’den katılımın sönük kalacağı tahmin edilmektedir.

Diğer taraftan Nevruz Bayramı tatilini Türkiye’de geçirmek isteyen İranlı turistler için İstanbul, İzmir ve Antalya gibi şehirlerde festival ve konser gibi kültür-sanat etkinliklerinin her yıl mutat olarak düzenlendiği bilinmektedir. Söz konusu etkinliklere şimdiye kadar genellikle İran dışında yaşayan ünlü sanatçılar iştirak etmekteydi. Ancak virüs sebebiyle Türkiye’nin İran vatandaşlarına hava ve kara ulaşımını kapatması doğal olarak Nevruz Bayramı tatilinde İranlılar için düzenlenecek bütün kültür-sanat etkinliklerinin iptal edilmesine yol açtı.

Son olarak geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin İran’daki vatandaşlarını ülkeye getirmek için yaptığı çağrı üzerine İran’ın muhtelif üniversitelerinde eğitim alan gerek Türkiye tarafından bursiye edilen gerekse kendi imkânlarıyla okuyan az sayıda öğrenci de Türkiye’ye döndü. İçlerinde Kum şehrinde dinî eğitim alanların da bulunması sebebiyle normalde İstanbul’a hareket eden Türk Hava Yolları uçağı ani bir kararla Ankara’ya inmişti. Söz konusu uçaktaki hem öğrenciler hem de diğer vatandaşlar şu sıralar Ankara’da gözetim altındadır. Her ne kadar hâlihazırda İran’da yükseköğretim kurumları yayılan virüs nedeniyle nisanın ilk haftasına kadar tatilse de okulların açılmasından sonra öğrencilerin ne kadarının hemen İran’a döneceği belirsizdir. Mevcut krizin öğrencilerin eğitim hayatını bir müddet sekteye uğratacağı kesindir.

Sonuç

Gelinen aşamada İran’ın koronavirüs salgınına hazırlıksız yakalandığı ve süreci yönetmekte zorlandığına şahit olunmaktadır. Amerikan yaptırımları sebebiyle tıbbi malzeme temin etmekte güçlük yaşanması ise hastalığın önünün alınmasına engel teşkil etmektedir. Bazı İranlı uzmanlar, önümüzdeki günlerde virüsün 10.000 ila 15.000 kişiye bulaşabileceğini öngörmektedir. İran’ın sahra hastaneleri kurmaya başlaması, 40.000 kadar tutuklunun bir müddet evlerine gönderileceğinin duyurulması, askere alma işlemlerinin askıya alınması gibi tedbirlere bakıldığında durumun kritik olduğu anlaşılmaktadır. İran’ın komşularındaki koronavirüs vakalarının İran menşeli olması, bölge ülkelerini ister istemez tedbir almaya sevk etmiştir ki Türkiye de uğrayacağı ticari kaybı göze alarak gerekli adımları atmıştır. Sınırların tek taraflı kapatılması, İran-Türkiye ilişkilerine çok yönlü zarar verse de Türkiye’nin toplum sağlığını öncelediği görülmektedir. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin öngörüsünün aksine salgına ilişkin verilerin günden güne artış kaydetmesi ise Ankara yönetiminin bu hususta doğru karar verdiğini göstermektedir.

İran, Türkiye, Koronavirüs, İkili İlişkiler

İran’da İslami Feminizm Hareketi

Umut Başar

İslam Devrimi’nden sonra ülkedeki kadın hareketleri farklı bir mecraya girmiş ve Devrim’den sonra girişilen İslami toplum inşa sürecinde, doğal olarak kadının toplumdaki rol ve sorumluluklarına bakış değişmiştir.

Franklin Yayınevinin Tahran Şubesi ve İran Kültür Hayatına Katkısı

Umut Başar

İran’ın hızla Batılılaştığı bir zaman aralığında Franklin Yayınevi Tahran Şubesi, Amerikan kültürünün geniş kitleler tarafından tanınmasına kapı aralamıştır.