Lale Devrinde Savaş: İran Seferlerinde Organizasyon ve Lojistik

03.09.2018
Sertaç Sarıçiçek Araştırmacı, Kültür ve Toplum

Lale Devrinde Savaş: İran Seferlerinde Organizasyon ve Lojistik

Serdar Genç (İstanbul: Kitap Yayınevi, 2013), 249 sf.

ISBN: 9786051051192

Lale Devrinde Savaş: İran Seferlerinde Organizasyon ve Lojistik adlı çalışma Serdar Genç’in 2012 yılında tamamladığı doktora tezinin kitaplaştırılmış hâlidir. Balıkesir Üniversitesi Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyet Tarihi Anabilim Dalında öğretim üyesi olan Genç, yüksek lisansını 2005’te Balıkesir Üniversitesi Tarih Bölümünde tamamlamıştır. Yüksek lisans tezi “XVIII. Yüzyılın İkinci Yarısında Karesi Sancağı’nda Hububat Üretimi Ticareti ve İstanbul’un İaşesine Katkısı” başlığını taşımaktadır.  Doktorasını ise 2012’de Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde tamamlayan Genç’in toplumsal tarih ve bilhassa lojistik, ulaşım ve iaşe temini gibi konular üzerinde uzmanlaştığı görülmektedir. Yazarı, İran araştırmaları alanında önemli kılan unsur ise 1722-1725 yılları arasında Osmanlı padişahı III. Ahmed döneminde yapılan İran seferini askerî lojistik perspektifiyle inceleyen doktora tezidir.

Genç çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü yitirmeye başladığı 18. yüzyılda dahi Tiflis, Revan, Gence, Tebriz, Hamedan ve Hürremabad’ı kapsayan oldukça geniş bir alanda başarılı bir sefer organizasyonu gerçekleştirdiğine dikkat çekmektedir. Ayrıca kitabının önsözünde, askerî tarihin konularından biri olan sefer organizasyonu ve lojistiği konusuyla ilgili çalışmaların Türkiye’de yeni gelişmeye başladığı ve bilhassa Osmanlı Devleti’nin İran seferlerinde organizasyon ve lojistik konusunda henüz yeterli araştırmaların ortaya koyulmamış olduğu belirtmektedir. Yazar, ülkemizde bu alanda çalışmalar yapmış az sayıdaki akademisyenden biri olarak Ömer İşbilir’i anmaktadır.[1]

Sefer organizasyonu ve lojistik, öncelikle devletin ekonomik ve mali durumuyla ilgili bir meseledir. Genç bu noktadan hareketle araştırmasını kaleme alırken kaynak olarak Osmanlı bürokrasisinin mali kayıtlarına başvurmuş ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerinde yer alan İran seferine ait Tiflis, Revan, Tebriz ve Hamedan cepheleri masraf defterlerini incelemiştir. Yazar silah üretimi, iaşe temini ve bunların cephelere sevkine dair harcamaların kaydının tutulduğu belgeler olan “ahkam”, “maliye” ve “mevâcib” defterlerinden de yararlanmıştır. Son olarak İran seferiyle ilgili Divan-ı Hümayun’da görüşülen ve tartışılan meselelere ait kararların kayda geçtiği “mühimme” defterleri de yazarın faydalandığı birincil kaynaklardandır.

Kitap giriş, sonuç ve beş ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde kitabın ele aldığı dönemin genel siyasi durumu üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda yazar, Safevi devletinin Afgan istilası neticesinde dağılma sürecine girmesiyle Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusya’sının İran topraklarının parçalanması sonucunda oluşacak otorite boşluğunu doldurmak için İran’a sefer hazırlıklarına başladığı süreci açıklamaktadır. Genç bu bölümde ayrıca Osmanlı devletinin 1722’de İran’a sefer düzenleme kararı almasında etkili olan başlıca sebepleri de sıralamaktadır.

İlk olarak Osmanlılar, Avusturya-Venedik ittifakıyla uzun yıllar süren savaş neticesinde 1699’da Karlofça Anlaşması ve 1700’de Rusya ile imzalanan İstanbul Anlaşması’yla büyük toprak kayıpları yaşamış ve İran seferiyle bu kayıplarını doğuda telafi edilmek istemiştir. Diğer yandan Safevi hükümdarı Şah Hüseyin’in şiddetli bir Şiileştirme politikası izleyerek İran’daki Sünni halkı baskı altına almaya çalışması, 1700’lerin başından itibaren Sünni Afgan ve Kürtlerin isyanına sebep olmuş ve bu durum Osmanlı İmparatorluğu’nu İran üzerine yeni bir sefer yapma konusunda cesaretlendirmiştir. Son olarak Afgan isyanının büyümesi ve başkent Isfahan’ın Afganlar tarafından 1722 yılında kuşatılması, Safevilerin yıkılma süreci içerisine girmesine yol açmıştır. Bu ise Rusya’nın İran topraklarını işgal ederek hakimiyet alanını genişletme ihtimalini ortaya çıkarmıştır. Doğal olarak böyle bir ihtimal, Osmanlı Devleti’ni endişelendirmiş ve Rusların güneye ilerleyişini önlemek maksadıyla İran’a sefer düzenleme kararı alınmıştır. Yazar; İran seferinin nedenlerini açıkladıktan sonra giriş bölümünü lojistik kavramının kısa bilgi vererek sonlandırmakta ve konunun daha iyi anlaşılması adına Osmanlılarda lojistik literatüründe kullanılan bazı terimlerden bahsetmektedir.  

Giriş bölümünün ardından “Ulaşım” başlıklı birinci bölümde, İran seferinin geniş kapsamlı bir harekât olduğu ve bunun da seferin lojistik yönünü önemli hâline getirdiği belirtilmektedir. Yazar, ordunun ihtiyacı olan zahire, silah ve mühimmatın zamanında ve eksiksiz biçimde cepheye ulaştırılması savaşın kaderini etkileyeceği için Osmanlı ordusunun İran seferinde ordunun lojistik ikmalini sağlamak üzere kapsamlı bir organizasyon gerçekleştirdiğini vurgulamaktadır. Genç’e göre 1722-1725 İran seferinin lojistik desteği hem kara hem de deniz yolu üzerinden sağlanmış bunun yanı sıra Balkanlarda; Tuna, Dinyester ve Doğu Anadolu’da; Fırat, Dicle gibi nehirler üzerinde de besin ihtiyacı, silah ve mühimmat ikmali yapılmıştır. Trabzon ve İskenderun limanları İstanbul’dan yapılan iaşe, silah ve mühimmat sevkinin iki ana merkezi hâline gelmiştir. Genç, bunlar içerisinde Trabzon Limanı’nın öne çıktığını ve burayı lojistik bakımdan önemli kılan hususun savaşın Kafkasya’daki durakları olan Tiflis ve Revan cephelerine yakınlığı olduğunu belirtmektedir.

“Askeri İaşe” adlı ikinci bölümde ise Genç, ordunun iaşesi meselesine ışık tutmakta, iaşe konusunun yalnızca cephede çarpışan askerin beslenmesiyle sınırlı olmadığını, askerin yükünü taşıyan ve binek olarak kullanılan hayvanların beslenmesinin de iaşe kapsamına girdiğini hatırlatmaktadır. Yine iaşe meselesinin sadece temel bir ihtiyaç değil, ordunun motivasyonunu da etkileyebilecek bir faktör olduğunun altı çizilmekte ve beslenmede yaşanan sıkıntıların ordunun savaş azminin düşmesi ve askerin savaşı bırakarak firar etmesi gibi olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilmektedir. Genç, sefer sırasında bahsedilen duruma örnek teşkil edebilecek bazı hadiseler de aktarmıştır.

“Silah ve Mühimmat” adını taşıyan üçüncü bölümde ise cepheye sevk edilen silah ve mühimmatın türlerine ve bunların sevkiyatı için yapılan organizasyona dair bilgi verilmektedir. Ayrıca bu bölümde, İran sınırına yakın Erzurum, Kars ve Van kalelerinin tahkim edilerek seferin ilerleyen safhalarında söz konusu kalelerin nasıl birer silah ve mühimmat üretim merkezi ve deposu hâline getirildiği açıklanmıştır. Seferde kullanılacak silahın üretiminde büyük oranda İstanbul’daki “Tophane-yi Âmire, Cephane-yi Âmire” gibi merkez teşkilatındaki kurumlardan faydalanılmıştır. Ancak ihtiyaç durumunda kısa sürede silah ve mühimmat ulaştırılması bakımından söz konusu kalelerde de üretim yapılması yazar tarafından seferin gidişatı açısından hayati bir tedbir olarak anılmaktadır.

Eserin “Ordu” başlığını taşıyan dördüncü bölümünde ise sefer sırasında orduya kimlerin komuta ettiği ve orduda yer alan askerî sınıflar açıklanmıştır. Ayrıca halktan toplanan askerlerin hangi devlet görevlileri tarafından ve hangi kriterlerle orduya seçildiklerine, askerin İran topraklarındaki cephelere hangi güzergâh üzerinden sevk edildiklerine, savaş esnasında yaralanma ve ölüm hadiselerinde sıhhiye ile defin işlemlerinin nasıl yapıldığına değinilmiştir. Genç, komuta kademesi bakımından 1722-1725 İran seferinin dönemin diğer tüm seferlerinden farklılık gösterdiğini söylemektedir. Zira bu dönemde seferleri ekseriyetle Sadrazam konumundaki devlet adamları komuta etmişken (ki bu noktada padişahların 17. yüzyıldan itibaren seferlerin başında bulunması geleneğinin terk edildiği unutulmamalıdır) İran seferi sınır vilayetlerindeki valilerin serasker tayin edilmeleriyle birden fazla komutanla idare edilmiştir. Söz konusu valiler; Erzurum Valisi İbrahim Paşa, Diyarbakır Valisi Arifi Ahmed Paşa ve Van Valisi Abdullah Paşa’dır. Genç, seferin birden fazla serasker tarafından yönetilmesinin savaş hattının uzun bir coğrafyaya yayılmasından kaynaklandığını belirtmektedir. Sefere katılan askerler ise kapıkulu ve eyalet askeri ayrımı altında; Anadolu ve Rumeli kapıkulu askeri, beylerbeyi ile sancakbeylerinin kapı halkı, serdengeçtiler, atlı ve piyade mirî leventler ile tımarlı sipahiler gibi birçok farklı sınıftan oluşmaktadır. Ayrıca Mısır ve Kırım’dan gelen takviye kuvvetlerinin de cepheye sevk edilmesi, savaşın seyrini ve askerin moralini olumlu etkileyen bir etken olarak zikredilmektedir.

Kitabın beşinci bölümü ise “Sefer Masrafları ve Finansman” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde seferin devamlılığını sağlayacak ekonomik kaynakların nasıl temin edildiği sorusuna yanıt aranmış, sefer için halktan alınan vergiler ve bu vergilerin hangi görevliler tarafından toplandığı konularına değinilmiştir. Genç’in seferin finansmanına yönelik dikkat çeken tespitlerinden biri merkezî hazinenin seferin bütün giderlerini karşılamak için büyük masrafa girmesi ve kısa sürede hazineden yüksek meblağda nakit para çıkışının yaşanmasıdır. Beşinci bölümde değinilen önemli noktalardan bir diğeri de halktan vergi toplamakla görevli ayan ve mutasarrıfların merkezî hükûmetin belirlediği tutarın üzerinde vergi toplamaya çalışmasıdır. Söz konusu tutum, İstanbul hükûmetinin yerel idareciler üzerinde tam kontrolü sağlayamadığı ve ayanların taşrada güçlü bir konuma gelmeye başladığını göstermektedir.

Kitabın Türk tarih literatüründe askerî tarih, sefer organizasyonu ve lojistik gibi konularda önemli bir boşluğu doldurduğu söylenebilir. Zira askerî lojistik alanında Osmanlı İmparatorluğu’nun genellikle batı seferleri irdelenmiş, doğuya özellikle de İran’a düzenlenen seferlerinin organizasyonu ve lojistiği bugüne değin gözden kaçmıştır. Osmanlı arşiv envanteri ve birincil kaynaklardan yeterli düzeyde istifade edilmesi bu saraştırmayı nitelikli kılmaktadır. İran seferleri içerisinde 1722-1725 seferinin uzun süren, geniş bir coğrafyayı kapsayan ve ciddi sonuçlar yaratan bir harekât olduğu düşünüldüğünde bu denli önemli bir seferin lojistik anlamda ilk kez Genç tarafından bir araştırmaya konu edilmesi dikkate değerdir.

 

[1] Ömer İşbilir’in söz konusu alandaki ortaya koyduğu araştırmalar; İşbilir, Ö. (1996). XVII. Yüzyıl Başlarında Şark Seferlerinin İaşe, İkmal ve Lojistik Meseleleri. Yayımlanmamış doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, Ankara; (2002). “Osmanlı Ordularının İaşe ve İkmali: I. Ahmed Devri İran Seferleri Örneği”, Türkler Ansiklopedisi (c. 9, ss.151-158); (2007). “Savaş ve Bölgesel Ekonomi: İran Savaşlarında Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu”, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, 21, 19-40.