Laricani ve Müesses Nizam Arasındaki Siyasi Çekişme

Dilara Eştürk Araştırmacı

Devletin kritik kurumlarında görev yapan ve bu süreçte hem muhafazakâr hem ılımlı cenah içerisinde nüfuzlu bir yer edinen Laricani’nin, siyasi arenadan kolaylıkla tasfiye edilemeyeceği açıktır.

İran’da, 18 Haziran 2021 tarihinde yapılan 13. Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine katılmak için başvuruda bulunan ülke siyasetinin bazı önemli isimlerinin katılımlarına izin verilmemiş ve muhafazakâr İbrahim Reisi’nin rakipsiz bir şekilde yarışmasının önü açılmıştır. Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) tarafından veto edilen söz konusu isimler arasında eski Meclis Başkanı Ali Laricani de yer almıştı. Laricani gibi yaklaşık 40 yıl devletin önemli kurumlarının başında görev yapmış bir ismin adaylığının reddedilmesi dikkat çekmiş ve bu durum, müesses nizamın güç odakları arasında siyasi çekişmelerin olduğu yönünde tartışmalara yol açmıştı. Devrim Rehberi Ali Hamenei ise bu tartışmaların gölgesinde Laricani’nin gönlünü almaya yönelik açıklamalarda bulunsa da hukuki anlamda bir girişimde bulunmamıştır.

Laricani; adaylığının veto edilme gerekçelerinin, birçok kez açık ve resmî bir şekilde kamuoyuna ilan edilmesini talep etmiş ancak bu talebi, AKK tarafından karşılık bulmamıştır. Laricani ve sistemin güç odakları arasındaki bu siyasi çekişme, 18 Aralık Cumartesi günü sosyal medyada AKK’ye ait gizli bir belgenin yayımlanmasıyla farklı bir boyut kazanmıştır. AKK Başkanı Ahmed Cenneti imzalı belgede, Laricani’nin adaylığının veto edilmesinin gerekçeleri detaylı bir şekilde yer almaktadır. Belgeye göre Laricani ailesinin sık sık Avrupa ve ABD gibi ülkelere seyahat ettiği, oğlunun ABD’de ikamet ettiği ve birinci derece yakınlarının İngiltere’de eğitim gördüğü için Laricani’nin adaylık başvurusu onaylanmamıştır. Söz konusu gerekçelere benzer iddiaları uzun bir süredir Mahmud Ahmedinejad da ısrarla dile getiriyordu. Bunun yanında belgede, ailesinin mal varlığı göz önünde bulundurularak Hamenei tarafından vurgulanan “yetkililerin sade yaşaması gerektiği” ilkesine uymadığı belirtilmektedir. Ayrıca 2009’daki Yeşil Hareket gibi olaylarda aldığı siyasi tutuma ve Hasan Ruhani hükûmetinin (2013-2021) hatalı uygulamalarına da dikkat çekilerek Meclis başkanı olduğu dönemde, oğullarından birinin Meclisin hizmet ve inşaat sözleşmelerine müdahale etmesi de adaylığının veto edilmesi nedenleri arasında yer almıştır. Laricani, buna karşılık yaklaşık 30 sayfalık bir bildiri hazırlayarak belgede yer alan gerekçelere cevap vermiş ve bildiriyi, ilgili kurumlar ile yetkililere göndermiştir.

Ülkedeki muhafazakâr ve reformcu çizgideki siyasi çevrelerin gündemini meşgul eden söz konusu bu olay, Ali Mutahhari gibi veto edilen diğer isimlerin de AKK’nin adaylıkları neden reddettiğini açıklamasını talep etmelerine yol açmıştır. Seçimlerde yarışmasına izin verilmeyen eski milletvekili ve Laricani’nin bacanağı olan Mutahhari, Cenneti’ye bir mektup yazarak AKK’ye sert bir şekilde tepki göstermiştir. Mektupta, “Kendinizi ilah yerine koyup insanların kaderiyle oynuyorsunuz.” ifadelerine yer vermiş ve hatta Cenneti’ye dava açılması gerektiğini söylemiştir.

Devrim Rehberi’nin denetimi altında faaliyet gösteren muhafazakâr Keyhan gazetesi; reformcuların, seçimdeki başarısızlıklarını gölgede bırakmak için söz konusu belgeyi gündeme getirdiklerini öne sürmüş ve Laricani’nin muhafazakâr çizgiden ılımlı çizgiye yöneldiğine dikkat çekmiştir. Reformcu bir çizgide hareket eden İntihab Haber ise Laricani’nin “küçük bahanelerle” veto edildiğini vurgulamıştır.

Söz konusu belgede yer alan gerekçelerin hukuken açık ve net olmadığı belirtilse de belgenin yayımlanması, Laricani için farklı sıkıntılara neden olabilir. Zira Yargı Erki Sözcüsü Zebihullah Hüdaiyan, söz konusu gizli belgenin yayımlanmasını “kanunen suç” olarak nitelemiş ve belgeyi sızdıranın Laricani olduğu tespit edilirse yargılanabileceğini açıklamıştır.

Sonuç olarak devletin önemli kurumlarında görev yapan ve bu süreçte hem muhafazakâr hem ılımlı cenah içerisinde nüfuzlu bir yer edinen Laricani gibi bir ismin, siyasi arenadan kolaylıkla tasfiye edilemeyeceği açıktır. AKK’nin, Laricani ailesine yönelik ileri sürdüğü gerekçeler aslında uzun bir süredir Ahmedinejad tarafından ısrarla tekrarlanan iddiaları ihtiva etmektedir. Doğrusu müesses nizam, Rafsancani ailesinden sonra Laricani ailesinin de sistem içerisindeki güçlerini sınırlandırmaya gitmiş ve bunu da uzun bir süredir Ahmedinejad üzerinden yürüttüğü operasyon ile gerçekleştirmiştir. Ancak Laricani’nin, iddialarından vazgeçmeyerek sistemin güç odaklarıyla mücadele etmeye devam edeceği aşikârdır. İran siyaseti, önümüzdeki günlerde yeni oluşumlara gebe gözükmektedir. Sistem tarafından dışlanan reformcu (Muhammed Hatemi, Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi) ve ılımlı çevreler (Hasan Ruhani ve Ali Laricani) yeniden ittifak arayışları içerisine girebilir.

Aliyev’in Tahran’a Uyarılarının İran’daki Yansımaları

Dilara Eştürk

İran’dan gelen tepkilerde, Azerbaycan ve Türkiye yönetimlerine yönelik tehditkâr ve manipülatif bir yaklaşım göze çarparken İran Türkleri ve Azerbaycan halkına karşı bütünleştirici bir perspektif gözlemlenmiştir.

İran Basınında Öne Çıkanlar (21-29 Ekim)

Dilara Eştürk

Geçtiğimiz hafta; İran’ın Zengezur Koridoru yakınlarında başkonsolosluk açması, Şah Çerağ Türbesindeki terör saldırısı ve DMO ile İstihbarat Bakanlığının protestolara ilişkin ortak bildirisi mercek altına alınmıştır.