Melik Mansur Han-ı Kaşkayi’nin Siyasi Hatıratı

15.05.2018
Umut Başar Editör

Melik Mansur Han-ı Kaşkayi’nin Siyasi Hatıratı

Melik Mansur Han, Tahran, Nâmek Yayınları

Yayına Hazırlayanlar: Kaveh Bayat ve Mansur Nasiri Tayibi, 3. Baskı – 2015

ISBN: 978-600-6721-00-2

Kaşkaylar, modern İran siyasi tarihinde özellikle de 20. yüzyılın ilk yarısında önemli siyasi aktörler çıkarmışlardır. Bu durumda iki hususun etkili olduğu görülmektedir. İlk olarak Güney İran’da Kaşkayların yaşadığı bölge sahip olduğu petrol ve doğal gaz kaynaklarının yanı sıra ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle jeo-stratejik açıdan önemli ve küresel çıkarların çatıştığı bir yer olmuştur. İkinci olarak ise kuvvetli bir aşiret bilinci ve teşkilatlı bir yapıyla hareket eden Kaşkaylar, İran’da merkezî otoritenin zayıf olduğu dönemlerde bölgede yerel bir güç olarak yükselmiştir. Nitekim Kacar Hanedanının son döneminde merkezî otoritenin zayıflamasının da etkisiyle Kaşkaylar, “Serdar-ı Eşayir” lakabıyla maruf İsmail Han Savletü’t-devle’nin (1880-1932) İlhanlığında Fars eyaletinde önemli bir nüfuza sahip olmuştur. 1925 yılında Pehlevi Hanedanının kurulmasından kısa bir süre sonra Rıza Şah Pehlevi’nin merkezî otoriteyi güçlendirme yönündeki adımları kapsamında konargöçer aşiretler kontrol altına alınmaya çalışmıştır. Rıza Şah’a başından beri muhalif olan Kaşkaylar, çok geçmeden devletin sert tedbirleriyle karşı karşıya kalmıştır. Tahran yönetiminin uyguladığı zorunlu vergi ve askerlik, zorunlu iskân ve kabileleri silahsızlandırma gibi politikalar, bu aşiretin pek çok defa ayaklanmasına yol açmış ve Kaşkaylarla Tahran yönetimi arasında pek çok defa kanlı çarpışmalar meydana gelmiştir. Merkezî otorite ile mahallî güçler arasındaki bu mücadeleyi özellikle İngilizler yakından izlemiş ve yer yer meseleye doğrudan müdahil olmuştur.

2013 yılında siyasi hatıratı yayımlanan Melik Mansur Han-ı Kaşkayi (1909-2006) hem 1. Dünya Savaşı hem de 2. Dünya Savaşı esnasında bölgedeki çıkarlarını korumak adına Güney İran’ı işgal eden İngilizlere karşı verdiği mücadeleyle Kaşkaylar arasında âdeta bir efsane hâline gelen Savletü’t-devle’nin ikinci oğludur. Melik Mansur daha çocukluk döneminden itibaren babasının İngilizlere karşı giriştiği direnişe tanık olmuştur. İlk öğrenimini özel öğretmenler eşliğinde sürdüren Melik Mansur, babasının Rıza Şah döneminde Tahran’da zorunlu ikamete tabi tutulması sebebiyle ailesiyle beraber Tahran’a gelmek durumunda kalmış ve tahsiline Elburz Kolejinde devam etmiştir.  Daha sonra yüksek öğrenim için İngiltere’ye giderek ziraat ve tarih eğitimi almış ve Oxford Üniversitesinde Kaşkayların tarihi ve kültürüne ilişkin çalışmalar yapmıştır. Melik Mansur Almanya’dayken babasının cezaevinde ölümüne sebep olan Rıza Şah’a karşı Berlin’deki diğer İranlılarla birlikte siyasi kampanya yürütmüş ve Rıza Şah’ın yönetimden uzaklaştırılmasının akabinde zorlu bir süreçten sonra İran’a dönebilmiştir.

Tanık olduğu hadiseleri yazmayı ve kişisel yazışmalarını saklamayı ihmal etmeyen Melik Mansur Han vefat ettiğinde geriye onlarca defterle bir o kadar resim ve belge bırakmıştır. Melik Mansur Han’ın belge ve hatıraların bir külliyat hâlinde yayımlanması kararlaştırılmış, söz konusu külliyatın ilk kitabı olan siyasi hatırat piyasaya çıkmıştır. Kaveh Bayat ve Mansur Nasiri Tayibi gibi Kaşkay kökenli araştırmacılar tarafından yayına hazırlanan eser, muhtelif büyüklüklerdeki 13 deftere dayanmaktadır. Kaveh Bayat gibi İran Türkleri konusunda ülke genelinde otorite kabul edilen bir araştırmacının eseri yayıma hazırlaması dikkate değer bir durumdur.

Hatıratta 1. ve 2. dünya savaşlarında İngilizlerin Fars eyaletindeki faaliyetleri, ticaret ve sevkiyat yollarının güvenliği, İngiliz tekelinde bulunan İran petrolünün 1951 yılında dönemin Başbakanı Muhammed Musaddık tarafından millîleştirilmesinde Kaşkayların rolü ve Almanların İran’daki nüfuzu gibi önemli olaylara birinci elden tanıklıklarla yer verilmektedir. Yukarıda bahsi geçen zorunlu iskân, zorunlu vergi ve askerlik, silahsızlandırma gibi yaklaşık 50 yıllık bir dönemi kapsayan uygulamalara konargöçer toplulukların gösterdiği direniş de hatıratta geniş yer tutmaktadır. Yazar, söz konusu olaylara ya şahit olmuş yahut da bizzat olayları birinci ağızdan dinleme imkânı bulmuştur. Bu yönüyle eser, modern İran siyasi tarihinde Fars eyaletinde çoğu zaman kanlı çarpışmalarla evirilen siyasi meseleleri araştırmak ve anlamak isteyenler için önemli bilgiler içermektedir.

Eserin 1 giriş ve aşağıda verilen 8 ana bölümden oluştuğu görülmektedir:

1. Birinci Bölüm: Kaşkay Aşireti

2. Bölüm: Savaş ve Mücadele

3. Bölüm: Pehlevi Dönemi

4. Bölüm: Avrupa

5. Bölüm: İran

6. Bölüm: Milli Uyanış

7. Bölüm: Son Notlar

8. Bölüm: Belge ve Rapor Ekleri

Eserde Kaşkayların boy sistemi ve aşiret yapısının anlatıldığı birinci bölüm bir kenara bırakıldığında siyasi hatırat kısmının 1. Dünya Savaşı’yla başladığı görülmektedir. Kitaptaki en son not ise Haziran 2002’de düşülmüştür. Dolayısıyla Melik Mansur Han’ın 90 yıla yakın bir süre zarfında tanıklık ettiği olayları kaleme aldığı anlaşılmaktadır. Bu süre zarfında hatıratın İran’da geçen bölümlerinde ağırlıklı olarak Kaşkayların merkezî hükûmete ve dolaylı olarak da İngilizlere karşı verdiği mücadeleye yer verilmektedir. Başka bir deyimle 2. Dünya Savaşı’na tekabül eden yıllar hatıratta geniş yer tutmaktadır. Bu noktada 2. Dünya Savaşı yıllarında Kaşkaylar’ın Güney İran’da İngilizlerle mücadeleye girişerek Almanlarla iş birliğine gitmesinden bahsetmek yerinde olacaktır.

Söz konusu yıllarda Tahran’da faaliyet gösteren Schlze Holthus ve beraberindeki Kostantin Jakop Hummel isimli iki Alman casus, Alman taraftarı bazı siyasilerin yardımıyla Kaşkay bölgesine geçmiştir. Kaşkaylar Holthus’un gelişini olumlu karşılamış ve çok geçmeden Feraşbend şehrinde hem Kaşkaylara askerî teçhizat getirmek hem de zorunlu durumlarda yakıt ikmali yapmak adına kırsalda uçaklar için küçük bir pist yapımına başlanmıştır.

Durumu haber alan İngilizler meseleyi ilk önce suhuletle çözmek istemiş bu nedenle casusların teslim edilmesi karşılığında Melik Mansur’un ağabeyi Nasır Han’a 5 milyon tümen gibi ciddi bir meblağ teklif etmişlerdir. Bunun dışında İran merkezi hükûmetinin Kaşkay bölgesinin otonom yapısını resmî olarak tanıyacağını bildirmiş ancak bu teklif üzerinde hiç düşünülmeden Nasır Han tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerine İngiltere tarafından gönderilen General Fitzroy Maclean 7 Aralık 1942’de meseleyi çözmek üzere İran’a gelmiştir. General Maclean, Kaşkaylarla Fars bölgesindeki mevcut İngiliz birliklerinin doğrudan bir çatışmaya girmesinden ziyade İran ordusunu Kaşkayların üzerine göndermiştir.

Fars eyaletindeki İran ordusuna ait birliklere İngilizler tarafından para ve silah yardımı yapılmış akabinde söz konusu birlikler Kaşkayların üzerine sürülmüştür. Aynı gün birbiriyle koordineli bir şekilde Cehrom, Şehrikürd, Şiraz, Firuzabad ve Kazerun’da İran ordusu harekete geçmiştir. Söz konusu harekette 30.000 tam teçhizatlı askerin yer aldığı belirtilmektedir. Ancak kanlı çarpışmalar neticesinde mağlup olan ordu moral bozukluğu yaşamış ve Tahran yönetimi meselenin Kaşkaylarla müzakereyle hâlledilmesi yoluna gitmiştir. Yapılan müzakereler neticesinde Kaşkay bölgesinin otonom yapısının devam etmesi ve Kaşkayların savaş sırasında cepheden ve garnizonlardan ganimet olarak aldığı silahların devlete iade edilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca Nasır Han, Firuzabad vekili olarak meclise gitmiş Melik Mansur’un küçük kardeşi Hüsrev Han ise devlet tarafından Kaşkayların İlhan’ı olarak tanınmak zorunda kalmıştır. İngilizler Kaşkayların koruması altındaki Alman casusların bir an önce kendilerine verilmesi için merkezî hükûmete baskıyı arttırmış ve bu durum M. Rıza Şah’ı içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştur.

Bu esnada yurt dışında bulunan Melik Mansur ve Muhammed Hüseyin Han İran’a dönmek için resmî olarak devletten izin talep etmiştir. Ülkeye girişlerine izin verilmemesine rağmen Melik Mansur ve Muhammed Hüseyin Han, İran’ın kuzeyi Rus işgali altında olduğundan Irak üzerinden İran’a giriş yapmaya karar vermiş, kara yoluyla Suriye’ye geçen ve oradan Irak’a geçmeyi tasarlayan Kaşkay kardeşler, Halep’te İngilizler tarafından yakalanmıştır. İngilizler, onları Kahire’ye götürmüş ve Almanlarla İngilizler aleyhine iş birliğine gitme suçundan sorguladıktan sonra hapsetmiştir. Diğer taraftan İran’da Nasır Han’la iletişime geçerek ona, hapsettikleri iki kardeşinin iki Alman casusuyla takas edilmesini teklif etmişlerdir. Ayrıca bu teklifin geri çevrilmesi durumunda her ikisinin idam edileceğini ve doğrudan İngilizler tarafından Kaşkaylar üzerine harekete geçileceğini vurgulamışlardır. Nasır Han istemeyerek de olsa söz konusu teklife razı olmuş ve Firuzabad şehrindeki Alman casusları teslim ederek kardeşlerini almıştır. Böylelikle İngilizlerle Kaşkaylar arasında ciddi bir sorun hâline gelen Alman casuslar meselesi çözülmüş, Kaşkaylar ile İngilizler arasında kalan merkezî yönetim ve Şah rahat bir nefes alabilmiştir. Kaşkaylar da bir müddet fiilî durumdan istifade ederek Kaşkay bölgesindeki ayrıcalıklarını koruyabilmiştir. Ancak Kaşkaylar ile İngilizler arasındaki husumet devam etmiştir.

Eserde Kaşkayların silahsızlandırılması ve merkezî hükûmetle Kaşkaylar arasındaki çatışmalara ilişkin bilgi bulmak da mümkündür. Melik Mansur Han, İran’da geçirdiği yılları anlattığı hatıratın 2. ve 4. bölümlerinde konuyla alakalı bilgiler vermektedir. Korgeneral Şahbahti’nin 1943 Haziran’ında Kaşkaylardan silahların toplanması için ordu komutanlığı tarafından görevlendirilmesi ve kendisine Kaşkayların önde gelenlerinin bir şekilde tutuklanarak Tahran’a gönderilmesinin emredilmesi zaten bölgede var olan gerginliği arttırmıştır. Şahbahti tarafından Firuzabad’a Nasır Han’ı tutuklamak üzere asker gönderilmesi bardağı taşıran son damla olmuştur. 1943 yılında politik gerekçelerin de etkisiyle Nasır ve Hüsrev Han’ın önderliğinde Kaşkaylar ayaklanmıştır. Çok geçmeden Semirom şehrindeki garnizonu kuşatan Kaşkaylar günler süren bir çarpışma neticesinde garnizonu etkisiz hâle getirip mühimmat depolarını yağmalamıştır. Söz konusu olay İran basınında geniş yer bulmuş ve “Semirom Hadisesi” olarak siyasi tarihe geçmiştir. Bölgede olayların büyüyerek geniş çaplı bir isyan hareketine evirilmesi, ordunun isyanı bastırmakta güçlük yaşaması neticesinde 1946 yılında M. Rıza Şah yeniden genel af ilan etmek durumunda kalmıştır. İlan edilen genel aftan sonra 1946 yılının ortalarına kadar Kaşkaylardan silah toplanmaya devam edilmiştir. 1947 ve 1948 yıllarında silah toplama çalışmalarının kapsamı genişletilmiştir. Ancak bu mesele Pehlevi yönetimi boyunca tam olarak çözüme kavuşturulamamıştır.

Hatıratta Türk okuyucu açısından önem arz eden bir husus ise 2. Dünya Savaşı yılları esnasında Almanya’dan İran’a gitmek isteyen Melik Mansur Han’ın Türkiye’deki ikameti ve dönemin devlet adamlarıyla yaptığı görüşmelerdir. Melik Mansur Han’ın konuya ilişkin hatıratında verdiği bilgiler, Türkiye Cumhuriyeti tarihi araştırmacıların henüz dikkatini çekmemiştir. Melik Mansur Han, Türkiye’deki ikametleri esnasında dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu, Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu ve İran Büyükelçisi Cemal Hüsnü Taray ile gerçekleştirdiği müzakereleri defterine kaydetmiştir. Bu bölümde Melik Mansur Han, Başbakan Saraçoğlu’nun Kaşkayların merkezî hükûmetle yaşadığı sorun ve giriştikleri savaşı işaret ederek kendilerinin de istemeleri durumunda Kaşkaylara Türkiye-Suriye sınırında bir bölgenin ikamet için tahsis edilebileceğini önerdiğini kaydetmektedir. Dönemin şartları ve Kaşkay operasyonunda İngilizlerin pozisyonu düşünüldüğünde bu önerinin ne kadar realist olduğu tartışılabilirse de İsmet İnönü dönemi Türkiye’sinin İran’daki Türk soylu kalabalık bir aşiretle merkezî otoritenin giriştiği güç mücadelesine ilgi göstermiş olması manidardır.

Son olarak oldukça sade ve konuşma diline yaklaşan bir üslupla kaleme alınan hatıratın sonunda okuyucunun işini kolaylaştırmak için şahıs ve yer adları dizininin hazırlandığı görülmektedir. Eserde bölüm sonlarında verilmiş birkaç siyah beyaz fotoğraf dışında herhangi bir görsel unsurun yer almaması bir eksiklik olarak zikredilebilir. Resimlerin yayımlanması külliyatın diğer eserlerine bırakılmış olabilir. Buna karşın eserin son bölümündeki yazışmalar ve belgeler hatıratın ehemmiyetini arttırmaktadır.

İran’da hatıra yazma geleneğinin renkli ve İran hatıra edebiyatının zengin olduğu bilinen bir gerçektir. Melik Mansur Han’da bizzat yaşadığı bazen de aile efradından bizzat duyduğu hadiseleri kaleme alarak Pehlevileri oldukça meşgul eden siyasi kriz ve ayaklanmalar ile Güney İran’daki İngiliz nüfuzunu birinci ağızdan gözler önüne sermeye çalışmıştır. Kaşkayların son dönemlere kadar sürdüğü konargöçer geleneksel hayatı tanımak isteyenlere de zengin bilgi sunan eser, Kacarların çöküşünden İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan zaman aralığında İran’da meydana gelen belli başlı siyasi gelişmeleri anlamak isteyenler için okunması gereken faydalı bir çalışmalardan biridir.