Modern İran’ın Mimarlarından Muhammed Ali Furuği

Turgay Şafak Koordinatör, Toplum/Kültür

Kaçarların son döneminden II. Pehlevi Dönemi’ne kadar İran siyasetinde bulunan Muhammed Ali Furuği, modern İran’ın inşasında merkezî role sahip önemli aydınlardan biridir.

Kaçarlardan Pehlevilere geçiş ve saltanatın Rıza Şah’tan (1878-1944) Muhammed Rıza Şah’a (1919-1980) intikalinde kilit isimlerden biri olan Muhammed Ali Furuği, 15 Haziran 1877’de Tahran’da dünyaya gelmiştir. Eğitimine ihtimam gösteren babası, onunla bizzat ilgilenmiş; yaygın eğitimin yanı sıra Fars Edebiyatı ve Arapçayla birlikte Fransızca ve İngilizce öğrenmesini sağlamıştır.

12 yaşında Darulfünun’a giren Furuği, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra tıp eğitimine başlamış ancak iki yıl sonra felsefe ve edebiyata olan ilgisi sebebiyle bırakmıştır. 1906’da Millî Şûra Meclisinin açıldığı dönemde Meclis Başkanı’nın davetiyle Meclis Sekreterliğini kurmuş ve başkanlığını yapmıştır.

Siyaset Sahnesine Giriş

Furuği, 1907’de siyasi faaliyetlere Encümen-i Ademiyet üyeliğiyle adım atmıştır. Buranın kapatılmasının ardından 27 Nisan 1908’de Tahran’da bulunan Fransızlar ve bazı İranlılarla birlikte İran’ın ilk mason locasını kurmuştur.

Furuği 1909’da henüz 32 yaşındayken İkinci Mecliste Tahran milletvekili seçilmiştir. Mecliste önce sekreter olarak görev almış, akabinde Meclis başkanlığına getirilmiştir. Daha sonra kurulan hükûmette maliye bakanlığı görevini üstlenen Furuği’nin makamı formaliteden ibaret olmuştur. Zira Maliye, tamamen Memur Donald Shuster’in kontrolü altında kalmıştır. Furuği bu yıllarda, farklı kabinelerde adalet ve maliye bakanlığı görevlerini üstlenmiştir.

1923 yılında dışişleri bakanlığına getirildiği sırada, sonradan şah olacak Rıza Han da savaş bakanı olarak görev yapmaktadır. Bu dönemde meydana gelen kabine değişikliklerinde, koltuğunu sadece Rıza Han ve Furuği koruyabilmiştir. Dönemin Dışişleri Bakanı Furuği, Ahmed Şah’ın konumunu zayıflatarak Rıza Han’ı görünür hâle getirecek adımlar atmaktaydı.

Meclis, 31 Ekim 1925’te Ahmed Şah’ın hallini onaylayarak Rıza Han’ı geçici hükûmet başkanlığına getirmiştir. Bu sırada sadrazam koltuğunda oturan Furuği, Kurucular Meclisinin oluşturulması için emir vermiştir. 6 Aralık’ta açılan Meclis, Kanun-i Esasi’ye ilave edilen ek maddelerle Rıza Han’ı şah ilan etmiştir.

25 Eylül 1926’da Rıza Şah’ın taç giyme töreninde yaptığı konuşmada, onu “Cem tacının ve Key tahtının varisi” olarak nitelendirmiş ve ona Pehlevi soyadını almasını tavsiye etmiştir. Bunlar Furuği’nin İslam öncesi İran tarihine ilgisini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Furuği 2 Nisan 1927’de savaş bakanıyken Paris’e gitmiş, Paris’e gelen bir telgrafla Ankara büyükelçisi olarak atandığını öğrenmiş ve Ankara’ya geçmiştir. Büyükelçi olarak Türkiye’de bulunduğu sırada, 15 Haziran 1928 tarihinde daha önce imzalanan sınır anlaşmasına ek bir protokol imzalanmıştır. Furuği’nin büyükelçilik görevi devam ederken Temmuz 1928’de Milletler Cemiyetinde İran’ı temsil eden ekibe katılmak amacıyla Cenevre’ye gitmiş ve Eylül 1929’da şûra başkanı seçilerek Ocak 1930’a kadar bu görevde kalmıştır.

Milletler Cemiyetinde görevi sona erdikten sonra İran’a döndüğünde, Mart 1930’da yeni kurulan millî iktisat bakanlığı görevine getirilmiştir. Bu esnada aynı zamanda Dışişleri Bakanlığına da vekâlet etmektedir. Eylül 1931’de yeniden Milletler Cemiyetinde İran temsilcisi olmuştur. Bu sırada dışişleri bakanlığı görevini sürdürmekteyken tekrar Türkiye’ye gelerek sınırda meydana gelen isyanlar sebebiyle gerilen ilişkileri düzeltmek istemiştir. Uzun müzakerelerin ardından Tevfik Paşa’yla Ocak 1932’de İran’a giderek 23 Ocak 1932 tarihinde yeni bir sınır anlaşmasının imzalanmasında etkili olmuştur.

Bu dönem meydana gelen en önemli hadiselerden birisi şüphesiz Rıza Şah’ın Türkiye ziyaretidir. Şah’ın bu ziyareti gerçekleştirmesinde asıl pay Furuği’ye aittir. Furuği, Türkiye’deki gelişmeleri yakından görmüş ve Şah’ın bunları görmesini arzu ettiğinden onun tek yurt dışı ziyareti olan bu seyahati planlamıştır. Rıza Şah, İran’a döndükten sonra birçok reformu uygulamaya koymuştur.

Furuği, bu yıllarda dünyadaki İran uzmanlarının katılımıyla gerçekleşen Firdevsi Kongresi’ni düzenlemiş, Mayıs 1935’te Fars Dili ve Edebiyatı Kurumunu kurmuştur. Furuği’nin milliyetçi düşüncesinin bir yansıması olarak kurulan söz konusu kurumun amacı, Farsçadaki özellikle Arapça kelimelerin yerine öz Farsça karşılıklar bulunmasıdır. Temmuz 1935’te getirilen tek tip kıyafet giyme zorunluluğu ülke çapında büyük protestolara yol açmıştır. Özellikle Meşhed’de meydana gelen olaylarda Gevher Şad Mescidi’ne sığınan halkın üzerine ateş açılması neticesinde pek çok kişi hayatını kaybetmiştir. Hadiselerin soruşturulması neticesinde Furuği’nin damadı ile babası Muhammed Veli Han Esedi suçlu ilan edilmiştir. Esedi idam edilmiş, Furuği’nin damadının ise milletvekilliği düşürülmüştür. Furuği dünürünün affedilmesi için Şah’a ricada bulunmuş ancak bu rica, Şah’ın öfkelenmesine sebep olmuştur. Tartışma Furuği’nin istifasıyla neticelenmiştir. Bu istifa Furuği’nin siyasi hayatının bir süreliğine duraklaması anlamına gelmektedir. Bu tarihten İran’ın müttefik güçler tarafından işgaline kadar geçen yaklaşık altı yılda köşesine çekilip birçok ilmi çalışma yapmıştır.

Furuği’nin siyaset arenasına yeniden dönüşü müttefiklerin İran’ı işgal ettiği dönemde olmuştur. 28 Ağustos 1941’de Meclisten güvenoyu alarak altı yıl aradan sonra tekrar başbakanlık koltuğuna oturmuştur. Rıza Şah tahtı oğluna bırakıp İran dışına gitmeyi kabul etmiş, Furuği’nin kaleme aldığı istifa mektubunu Meclise sunarak 16 Eylül 1941 tarihinde tahttan inmiştir.

Genç Şah’ın emriyle 21 Eylül 1941’de aynı kabine üyeleriyle yeni hükûmet oluşturulmuştur. Furuği, bu dönemde aslında ülkenin tek söz sahibidir ve hatta genç Şah’a yapması gerekenleri bizzat söylemektedir. 3 Mart 1942’de kurduğu kabine için Meclisten güvenoyu isteyen Furuği, her ne kadar yeterli oyu almış olsa da Mecliste desteğinin azaldığını fark etmiş ve aynı gün saraya giderek istifasını sunmuştur. İstifasının ardından Şah’ın özel danışmanı anlamına gelen saray bakanı (vezir-i derbar) olarak tayin edilmiştir. Furuği, Sovyetlere ve İngilizlere karşı bir dengeleyici güç olarak Amerika Birleşik Devletleri ile (ABD) ilişkiler kurma arayışındayken Ekim 1942’de ABD’ye büyükelçi unvanıyla tayin edilmiş ancak ömrü vefa etmeyerek 5 Kasım 1942 tarihinde 65 yaşında vefat etmiştir.

Bir Yazar Olarak Furuği

Furuği, 32 yaşında siyaset sahnesine adımı atmasından 65 yaşında ölünceye kadar bakanlık, Meclis başkanlığı, büyükelçilik gibi pek çok görevde bulunmuş, Fars Dili ve Edebiyatı Kurumu gibi stratejik kurumlardan birini tesis etmiş bir şahsiyet olmasının yanında, hayatı boyunca kalemi elinden düşürmemiş bir entelektüeldir. Tarih, felsefe, iktisat, siyaset, düşünce tarihi, edebiyat gibi sahalarda eserler telif etmiş, tercümeler yapmış, Klasik Fars Edebiyatı’ndan eserler neşretmiş, günlük ve hatıratını kaleme almıştır.

Furuği’nin ilk eserleri Fransızca ve İngilizceden Farsçaya yaptığı tercümelerdir. George Rawlinson’un The Seventh Great Oriental Monarchy, or The Geography, History, and Antiquities of the Sassanian or New Persian Empire adlı eserini Tarih-i Selatin-i Sasani (Sasani Sultanları Tarihi) adıyla tercüme etmiştir. Tarih alanında tercüme ettiği diğer bir eser Büyük İskender’in biyografisinden oluşan Tarih-i İskender-i Kebir (Büyük İskender Tarihi) adlı kitaptır. Bu eserin müellifi tespit edilememiştir. Furuği, yeni tesis edilen okullar için ders kitapları telif ve tercüme etmiştir. Charles Seignobos’un Tarih-i Muhtasar-ı Devlet-i Kadim-i Rum (Muhtasar Antik Roma Tarihi) ve Tarih-i Milel-i Kadime-i Maşrık (Kadim Şark Milletleri Tarihi) adlı eserlerini lise ve Darülfünun için ders kitabı olarak tercüme etmiştir. Ders kitabı olarak Paul Beauregard’ın siyasi ekonomi alanındaki kitabını Usul-i ilm-i Servet-i Milel ya Ekonomi-Politik adıyla tercüme etmiştir. Özellikle liseler için ticaretten hukuka, fizikten kimyaya birçok ders kitabı hazırlamıştır.

Furuği’nin Eflatun’un eserlerinden yaptığı tercümeler Farsçadaki ilk Eflatun tercümeleridir. Bu tercümeler için yazdığı mufassal mukaddimeler de önemlidir. Furuği’nin en önemli eseri şüphesiz Farsça ilk Batı felsefesi tarihi olan Seyr-i Hikmet der Avrupa’dır (Avrupa’da Felsefenin Seyri). Bu inceleme, başlangıcından 20. yüzyıl başına kadar Batı felsefe tarihini içermektedir. Eserin sonunda Dekart’ın Yöntem Üzerine Konuşma adlı eseri de yer almaktadır.

Furuği’nin Farsçanın sadeleştirilmesi hakkında kaleme almış olduğu Peyam-ı Men be Ferhengistan (Fars Dil Kurumuna Mesajım) adlı eserde Farsçanın karşı karşıya kaldığı tehlikelerden bahsetmiş ve çözüm yollarını ortaya koymuştur. Farsçanın Arapça ile gereğinden fazla iç içe girdiğini, pek çok Farsça kelimenin yerini Arapça kelimelerin aldığını dile getirmiştir. Farsçanın Arapçadan arındırılması hususunda mutedil bir yol izlenmesi gerektiğini önermiştir. Onun milliyetçilik anlayışını anlamak için en önemli eser İran ra Çera bayed Dust Daşt? (İran’ı Niçin Sevmeliyiz?) adlı konferans metnidir. Furuği’nin retorik konusunda telif ettiği Ayin-i Suhenveri (Belagat Usulü) adlı çalışması Tahran Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okutulmak üzere hazırlanmış bir ders kitabıdır. Hukuk alanında Hukuk-i Esasi ya Adab-ı Meşrute (Hukuk-i Esasi ya da Meşrutiyet Adabı) adlı eseri kaleme almıştır.

Furuği’nin Arapçadan tercüme ettiği tek eser İbn Sina’nın Şifa’sının tabiat felsefesi ile ilgili olan el-Sema’üt-tabii kısmında yer alan el-Sema ve’l alem ve el-Kevn ve’l-Fesad başlıklı bölümleridir. Batı Edebiyatı’ndan Bernardine de Saint-Pierre, Chateaubriand, George Reynolds ve Moliere’nin eserlerini tercüme etmiştir.

Furuği’nin Klasik Fars Edebiyatı sahasında yapmış olduğu çalışmalar tenkitli neşir, müntahabat ve araştırma başlıklarında sınıflandırılabilir. Habib Yağmai ile birlikte kaleme aldığı Muntahabat-ı Şehname lise öğrencileri için hazırlanmıştır. Kasım Gani ile hazırladığı Rubaiyyat-ı Hayyam bugün hâlâ en muteber Hayyam rubaileri neşirleri arasındadır. Metin neşirleri arasında en önemlisi, şüphesiz Sadi Şirazi’nin bütün eserlerini içeren Külliyat neşridir.

Sonuç

Muhammed Ali Furuği yukarıda zikredilen kitaplar dışında yüzlerce makale, konferans, rapor, mektup, günlük ve hatıra kaleme almıştır. Makaleler ölümünden sonra bir araya getirilip yayımlanmıştır. Günlükleri ve hatıratı İran yakın tarihine dair mühim bilgiler içermesinin yanı sıra Türkiye hakkında da önemli ayrıntıları havidir. Rıza Şah’ın saltanatı boyunca kurulan hükûmetlerde önemli görevler üstlenen Furuği, bu dönemde İran’da gerçekleşen reformların pek çoğunda etkili olmuştur. Özellikle İran millî kimliğinin inşası yönünde kurduğu Fars Dili ve Edebiyatı Kurumu gibi kurumlar ve Firdevsi Kongresi gibi programlarla bugünkü İran’ın fikirsel kurucuları arasında zikredilmesi gereken isimlerdendir.

Muhammed Ali Furuği, İran Modernleşmesi, Şah Rıza Pehlevi