Muhalif Bir Devrimci Müçtehit: Şeyh Ali Tahrani

Devrim’in ardından önemli kurumlarda görev alan ancak daha sonra muhalif bir portreye dönüşen Humeyni’nin öğrencisi ve Hamenei’nin eniştesi Şeyh Ali Tahrani vefat etti.

Şeyh Ali Tahrani olarak bilinen Ali Muradhani Erenge, 19 Ekim 2022 tarihinde 96 yaşında Tahran’da hayatını kaybetti. Tahrani, 22 Nisan 1926’da Kerec kenti yakınlarında dünyaya gelmiştir. 18 yaşında din eğitimi almak için Kum’a gitmiş ve Ayetullah Hüseyin Burucerdi’den ders almıştır. Burada Mustafa Humeyni ile arkadaşlık kurmuş ve onunla birlikte İmam Humeyni’nin derslerine katılmıştır. Eğitimine devam etmek için Meşhed’e gitmiş ve 1962 yılında, Hamenei’nin tek kız kardeşi olan Bedri Hamenei ile evlenmiştir. Meşhed’de, Ayetullah Muhammed Hadi Milani’nin yakın öğrencilerinden biri olmuş ve içtihat derecesine ulaşmıştır. Başta felsefe, İslam ekonomisi ve Kur’an tefsiri alanları olmak üzere çeşitli İslami bilimlerde yetkin bir konuşmacı ve yazar olarak ün kazanmıştır. Ayrıca Şii fakihlerin, taklit mercisi unvanını almak için neşretmesi gereken Tevzihu’l Mesail (Tam İlmihal) adlı fetva kitabını da tamamlamış ancak kitabın yayımlanmasına izin verilmemiştir. 

Devrim Öncesi ve Sonrasındaki Faaliyetleri

Hocası Humeyni’yi izleyip Pehlevi hükûmetine karşı mücadele eden Tahrani, bu dönemde birçok kez hapse atılıp sürgüne gönderilmiştir. İran İslam Devrimi’nden sonra kendisine yargıda görevler verilmiştir. Önce Meşhed Devrim Mahkemesi ardından Ahvaz Devrim Mahkemesi başkanlığı görevlerini üstlenmiş ve ayrıca Uzmanlar Meclisi Horasan temsilcisi olmuştur. Uzmanlar Meclisinde, Velayet-i Fakih ilkesinin Anayasa’da yer almasını savunmuştur.

Humeyni’nin Politikalarına Yönelik Eleştirileri

Tahrani, devletin önemli kurumlarında görev almasına ve bu alanda yükselme fırsatına sahip olmasına rağmen “İmam Humeyni’nin Çizgisi” ve “liberal” akımların zamanla iki ayrı cenaha dönüşmesiyle birlikte Muhammed Musaddık, Ali Şeriati ve Mehdi Bazergan’a olan eğilimi nedeniyle liberalleri desteklemeye başlamıştır. Bu tarihten itibaren İmam Humeyni’nin Çizgisinin hemen hemen her türlü faaliyetine muhalefet etmiş ve bu bağlamda Humeyni’ye, üç erkin liderlerine ve basına mektuplar yazmıştır.

Celaleddin Farsi’nin 1. Cumhurbaşkanlığı Seçimlerindeki adaylığını; İslam Cumhuriyeti Partisinin tekelleştirilmesi kapsamında Muhammed Behişti, Ekber Haşimi Rafsancani ve Hamenei’nin komplosu olarak değerlendirmiştir. Bu kapsamda, Farsi’nin İranlı olmadığını ve adaylığının Anayasa’ya aykırı sayıldığını iddia eden ilk kişi olmuştur. Humeyni’ye, bu konuya ilişkin mektup yazmış ve bu mektubu basında yayımlayarak iddiasında ısrar etmiştir.

Hüseyin Ali Muntazeri’nin anılarında da bahsi geçtiği üzere; Muntazeri, Tahran Cuma İmamlığından istifa ettiği zaman, cuma namazı vaazının önemi ve Hamenei’nin güçlü hitabeti nedeniyle bu görev için onun ismini Humeyni’ye önermiştir. Tahrani ise Humeyni’ye gönderdiği 15 Ocak 1980 tarihli mektupta, Hamenei’nin karakterini sorgulamış ve Humeyni’den, kararından vazgeçmesini istemiştir.1  

Tahrani, dönemin yetkililerine yazdığı mektuplarda, ABD Büyükelçiliğindeki rehinelerin derhâl serbest bırakılmasını talep etmiş; halka, muhaliflere, üniversitelere ve öğrencilere yapılan muameleyi protesto etmiş; Halkın Mücahitleri Örgütü ile mücadele yöntemlerinin şeriata aykırı olduğunu savunmuş ve Devrim Komitelerinin feshedilmesini talep ederek Humeyni’yi, bu komitelerin kendisine yanlış bilgi verdikleri konusunda defalarca uyarmıştır. 

Dönemin Cumhurbaşkanı Ebu’l Hasan Beni Sadr’a yazdığı 4 Nisan 1981 tarihli mektupta, geçici Hükûmet Sözcüsü Abbas Emir İntizam’ın yargılanmasına şiddetle karşı çıkmış ve en azından davanın halka açık bir şekilde gerçekleşmesini talep etmiştir. 

Birleşmiş Milletlerin (BM), İran ile Irak arasında acil bir ateşkes kararı çıkarması ve Irak’ın bu kararı kabul ederken İran’ın savaşı sürdürmekteki ısrarı üzerine savaşın devam etmesini şiddetle protesto etmiş ve 27 Mayıs 1981’de bu konuya ilişkin ayrıntılı bir mektup yazarak Humeyni’ye göndermiştir

Humeyni, Ulusal Cephenin irtidat ettiği yönündeki fetvası ve Musaddık’ı gayrimüslim olarak nitelemesinin ardından; onu, başkalarını tekfir etme politikasına karşı açık bir mektupla şiddetle uyarmıştır.

İddiasına göre Tahrani, Ahvaz Devrim Mahkemesi başkanlığını devraldığında Devrim yıllarında Abadan’da bulunan Rex Sinemasında 400 kişinin ölümüne ve 200 kişinin ağır şekilde yaralanmasına sebep olan yangının bir grup devrimcinin işi olduğunu kanıtlayan belgeler elde etmiştir. Bu eylemin amacını, bölge halkını Şah’a karşı kışkırtmakla ilişkilendirmektedir zira bahsi geçen bu topluluk, Devrim sürecine aktif olarak katılmamıştır. Bu şekilde hem onlar hem de petrol şirketinin çalışanları devrimci harekete katılacaktır.2  

1981 yılının başından beri Halkın Mücahitleri Örgütüne bağlı Mücahit dergisi de dâhil olmak üzere basında, siyasal düzene karşı çıkan görüşleri ve protestolarını içeren mektuplarını yayımlamıştır. Bu gibi siyasi duruşları nedeniyle 28 Haziran 1981 tarihinde Meşhed’de hapis cezasına çarptırılmıştır.

Hapishanede de yönetimi protesto eden mektuplarını yazmaya devam etmiştir. Beni Sadr’ın görevden alınmasını protesto etmiş, Recai hükûmetini çok yetersiz bulmuş, yargının tamamen yozlaşmış olduğunu ileri sürmüş, Beni Sadr hükûmeti Dışişleri Bakanı Sadık Kutbizade’nin idamını protesto etmiş ve benzeri birçok olayda tepkisini dile getirmiştir. Nihayetinde 8 ay hapis yattıktan sonra ev hapsine alınmış ve 2 yıl boyunca ev hapsinde kalmıştır. 

Tahran yönetiminden Necef’e gitmek için izin istemiş ve herhangi bir faaliyette bulunmayacağının teminatını vermiş ancak cevap alamamıştır. Mart 1984 tarihinde ev hapsinden kaçarak Pakistan’daki Irak Büyükelçiliğine gitmiş ve 21 Mart 1984 tarihinde de Bağdat’a götürülmüştür. 

Irak’taki Sürgün Yılları ve Muhalif Faaliyetleri

Tahrani, Irak’a gittikten bir sene sonra, eşi ve çocukları da İran’dan kaçarak yanına yerleşmiştir. Uzun yıllar Bağdat’taki Farsça radyoda İran’daki siyasal sistem ile Humeyni’den ve özellikle de iki Müslüman ulus arasındaki İran-Irak Savaşı’nı sürdürmekte ısrarcı olmasından bahsetmiştir. Anılarından da anlaşılacağı gibi onu en çok üzen konu, Humeyni’nin savaşı sürdürmekte ısrar etmesidir.3 

Rafsancani hatıratında; Tahrani’nin, Almanya’da haftalık olarak neşredilen Spiegel gazetesine verdiği röportajda “Rafsancani, ‘Irak'ı alırsak iki ülke tek ülke olacak, bu ülke en büyük petrol ihracatçısı olup İran’ın toplam nüfusu 60 milyona ulaşacak ve dünya ekonomisinde büyük bir gücü elde edecek.’ dedi.” şeklinde beyanda bulunduğunu ifade etmiş ancak yine hatıratında kendisinin böyle bir ifadede bulunmadığını belirtmiştir.4

Tahrani hatıratında, 1991 olaylarında Irak hükûmetini savunmayı reddettiği için ülkeden ayrılmasını talep ettiklerini ve hiçbir ülke kendisine ikamet izni vermediği için 19 Mart 1995’te İran sınır polisine teslim olduğunu ifade etmiştir.

İran’a Dönüşü, Hapishane Günleri ve Ölümü

İran’a döndükten sonra 20 yıl hapis cezasına çarptırılan ancak 7 yıl 5 ay sonra serbest bırakılan Tahrani, döndüğü ilk gün idam edilmeyi arzuladığını belirtmektedir. Bu durum, onun için söz konusu dönemin çok zor olduğunu ortaya koymaktadır.

Tahrani, Humeyni’nin “Ne bir kelime eksik ne bir kelime fazla, İslam Cumhuriyeti!” ifadesinin dünya devleti anlamına geldiğini defalarca ifade etmiştir (Humeyni’nin, İran adını kullanmadan yalnızca “İslam Cumhuriyeti” dediğini ifade ediyor.). Ona göre “Daha sonra öne sürülen ‘Devrim İhracı’ sloganı, bununla ilişkilidir; dünyadaki herkesle savaştılar ve hâlâ savaşıyorlar.” Ayrıca “Seyyid Kazım Şeriatmedari'yi dinleseydik mesele bu hâle gelmezdi ama Şeriatmedari'yi evine hapsedene kadar anlamadık, tedavi görmesine bile izin vermediler.” ifadelerine yer vermiştir

2017’de Kum’da düzenlenen Ayetullah el-Uzma Milani’yi Anma Konferansı’nda, Milani’nin öğrencilerle yapılan söyleşilerinin metni yayımlanmıştır. “Şeyh Ali Horasani” adıyla gerçekleştirilen bu söyleşilerden birinde, Humeyni'nin Kum'daki takipçileri arasında ciddi gerginliğe neden olan Devrim tarihinin farklı bir versiyonu sunulmuş ve Humeyni'nin kişiliğinden bahsedilmiştir. Daha sonra Horasani’nin aslında Tahrani olduğu anlaşılmıştır. 

Tahrani, 2019 yılında kendi web sitesinde yayımlanan bir röportajında, Humeyni’ye karşı söz konusu siyasi yaklaşımı tekrarlamıştır. 10 Şubat 2021’de aynı siteye verdiği röportajda, “İran Cumhuriyeti” kurulması gerektiği vurgusunu yapmıştır

Tahrani’nin kızı olan Feride Muradhani, Haziran 2018'de siyasi tutuklulara destek kampanyası başlattığı için tutuklanmış ve bir süre sonra serbest bırakılmıştır. Ayrıca 14 Ekim 2021 tarihinde Farah Pehlevi’nin çevrim içi olarak düzenlenen doğum günü kutlamasına katılmış ve onu öven bir şiir okumuştur. Bu nedenle tutuklanmış ve hapis cezası almıştır. Evin Hapishanesinde yaklaşık 4 ay tecritte kaldıktan sonra, duruşmaya kadar kefalet ödeyerek ve ayrıca faaliyet, iletişim ve Tahran’dan ayrılma yasağı ile geçici olarak serbest bırakılmıştır.


  Muntazeri, H. (2019). Özeleştiri: İbret ve Vasiyet.
  Ahmediyan, M. (2015). İslam Devrimi Ateşi: Rex Sineması Faciası. Fransa. 
  Tahrani, A. (2018). Hatıralarım:1926-2002. Fransa. 
  Rafsancani, H. (2007). Hatıralarım 1363: Kadere Doğru. Maarif-i İslami Yayınları Ofisi, Tahran. 
 

İran'da Geleneksel Bakış Açısından Kamusal Alan İnşasında Başörtüsünün Rolü

Müştak El-Hılo

İran’da başörtüsü, kadınların özel alandan kamusal alana geçişini sağlamış; kadınların kamuda geleneksel normlara uyamaması ihtimali ise gelenekçi aile babası rolünü üstlenecek İrşat Devriyelerinin kurulmasına yol açmıştır.

İran’da Devrim Rehberliğinin Geçişi Meselesi

Müştak El-Hılo

Müesses nizam içerisindeki bazı odakların; Mücteba’nın rehberliğini, rehberlik olmasa dahi rehberin yetkileri bir şûraya devredilirse şûra üyesi olmasını arzuladığı anlaşılmaktadır.