Ölümünden Altı Yıl Sonra İrec Efşar

GÖRÜŞ 11.03.2017
Serhan Afacan Genel Yayın Yönetmeni

Bundan altı yıl önce 2011 yılının mart ayında İranlı meşhur araştırmacı, modern zamanların en üretken ilim adamlarından birisi ve İran çalışmalarının duayenlerinden İrec Efşar 86 yaşında hayata gözlerini yumdu. Dr. Efşar, Yezdli varlıklı bir tüccar ailesinin oğlu ve yaşadığı dönemin önemli entelektüellerinden birisi olan Mahmud Efşar’ın oğlu olarak 1925 yılında dünyaya gelmişti. 1949 yılında Tahran Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Dr. Efşar kısa süreli hukuk kariyerinin ardından araştırmacılık kariyerine başladı. 1951 yılında ilk çalışması olarak Mahmud b. Osman’ın Firdevsü’l-Mürşidiyye fi Esraü’s-Samediyyeh eserini neşreden Dr. Efşar ömrü boyunca İran’a dair birçok çalışmaya imza attı ve İran tarihi ve edebiyatına dair 300 kadar kitabın yanı sıra binlerce de makale yayımladı. Dr. Efşar öldüğünde beş kitap yayım aşamasında olduğu gibi birçok başka çalışmaları da son okumaları yapılmayı bekliyordu. Onun eserlerinin bir bibliyografyası 1999 yılında Los Angeles’ta oğulları tarafından yayımlanmış ve 2004 yılında yeni çalışmaları da içeren bir ek buna ilave edilmiştir. İrec Efşar’ın eserlerini ihtiva eden liste dahi 161 sayfalık bir kitaba tekabül etmektedir. 1951-1960 yılları arasında mezun olduğu fakültenin kütüphane başkanlığını yürüten İrec Efşar bu zaman zarfında Paris’te bulunan UNESCO’da bir yıl süreyle kütüphanecilik eğitimi de almıştır. Henüz 37 yaşındayken İran Milli Kütüphanesi başkanlığına getirilen Dr. Efşar 1965 yılında Tahran Üniversitesi Rektörü Cihanşah Salih’in desteği ile bu üniversitenin Merkez Kütüphanesinin başına geçmiş ve 1979 yılına kadar bu görevi sürdürmüştür. Birçok elyazması ve hatıranın gün yüzüne çıkması onun gayretlerinin bir sonucudur. Ayrıca, memleketi olan Yezd’e karşı her zaman derin bir sevgi besleyen Dr. Efşar’ın bu şehirdeki tarihi eserlere dair yayımladığı Yadegarha-yı Yez (Yezd Anıtları) isimli çalışması da literatüre önemli bir katkı sağlamıştır.

Dr. Efşar ayrıca birçok dergi çıkarmış ya da editörlüğünü yapmıştır ki bunlar arasında şunlar zikredilebilir: Cehan-ı Nov (1946-1955), Mehr (1952-1953), Sohen (1954-1956), Ferheng-i Irānzemin (1952-2011), Rahnema-yi Ketab (1958-1979) ve Ayendeh (1979-1993). Mahmud Efşar tarafından kurulup sonraları yayımına son verilen Ayendeh 1979’dan sonra Dr. Efşar tarafından canlandırılarak Rahneme-yi Ketab ile aynı tarzda neşredilmiştir. İrec Efşar ayrıca İran’a ilişkin Farsça olarak yapılmış yayımların geniş bir bibliyografyasını da hazırlamıştır. Dr. Efşar’ın İran çalışmaları sahasındaki hizmetleri büyük teveccüh görmüş ve kendisi çeşitli kurum ve projelerde yer almıştır. Columbia Üniversitesinde çıkarılan Iranica Ansiklopedisinin danışmanlığını yapmış olan Dr. Efşar, Harvard Üniversitesinin Farsça kitaplarının sorumlusu olarak görev yapmış, İran Çalışmaları Dergisinin danışmanlar kurulunda bulunmuş ve Journal of Persianate Studies’in de yayın kurulunda yer almıştır. UNESCO ile bağlantılı olan İran Felsefe ve Beşeri Çalışmalar Cemiyeti’nin kurucu üyelerinden olan Dr. Efşar yaşamı boyunca muhtelif ilmi cemiyetlerin üyesi olmuş ve birçok ülkede konferanslar vermiştir.

İrec Efşar’ın ilmi külliyatını değerlendirmek bu yazının sınırlarını aştığı gibi bu konuda yapılmış çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak onun çalışmalarının iyi planlanmış bir çerçeveden hareket ettiğini belirtmek gerekmektedir. Dr. Efşar arşivlerde ve kütüphanelerde yeni kaynaklar peşinde koşan ve usanmadan birincil kaynak üretme odaklı ve ne yazık ki artık yok olmaya yüz tutmuş kadim ilim ekolünün temsilcilerinden birisiydi. Kendisinin bu yönü bazıları kolaylıkla büyük genellemeler yapmaya meyyal teori-odaklı daha genç akademisyenler tarafından zaman zaman eleştirilmiştir. Onun orijinal kaynaklara olan düşkünlüğünde muhtelif kütüphanelerde geçirdiği yılların etkisi büyüktür. Araştırma metodu büyük bir enerji ve disiplinli bir karaktere muhtaç, ince bir işçiliğe dayalı olan Dr. Efşar olguları tespit etmeye hazır sonuçlara varmaktan çok daha fazla önem vermiştir. İlmi çalışmalarının yanı sıra iyi bir seyyah olan İrec Efşar İran’ın hemen her köşesine ayak basmış ve gözlemlerini Golgeşt der Vatan (Anavatanda Yolculuk) ve Sefernamçe (Küçük Seyahatname) kitaplarında kâğıda dökmüştür.

İran çalışmalarına kendisini bu sahanın ‘hizmetkarı’ olarak tanımlayan Dr. Efşar kadar hizmet etmiş pek az kişi bulunmaktadır. Doğuya ve batıya seyahatler yapan Dr. Efşar bu alandaki katkılarından dolayı muhtelif ödüllere layık görülmüştür. Bunun yanı sıra kendisi yeni nesil İran uzmanlarının da sıkı bir destekçisiydi. Onun kitap ve belgelerle dolu olan Tahran’ın kuzeyindeki evi İranlı ve yabancı birçok araştırmacıyla dolup taşardı. Dr. Efşar ile ilk defa 2008 yılında lisansüstü eğitimimi sürdürdüğüm Hollanda’nın Leiden Üniversitesinde karşılaşmış 2010 yılında ölümünden kısa süre önce ise kendisini evinde bizzat ziyaret etme ve araştırmama dair görüş ve önerilerini alma imkânı bulmuştum. Sade giyimli, dostane tavırlı bir şahsiyet olan Dr. Efşar sorgulayan gözlere sahip ilgili bir dinleyiciydi. Misafirperver ve cömert bir ev sahibi olarak beni ve arkadaşlarımı ağırlayan Dr. Efşar, sorularımı ilgiyle dinleyip görüşlerini paylaşırken hem teşvik edici hem de eleştireldi.

Son olarak Dr. Efşar’ın yaşadığı döneme dair de birkaç kelime etmek yerinde olacaktır. 1925 yılında Kacar Hanedanının son demlerinde ve Pehlevi idaresini tesis edilmesinin arefesinde dünyaya gözünü açan İrec Efşar’ın çocukluğu Rıza Şah döneminin ulusal kimlik inşası merkezli modernleşme politikalarının yaşandığı yıllara denk gelir. 1941 yılında ülkenin Müttefik Devletlerce işgali ve sonrasında meydana gelen özgürlük ortamındaki ideolojik kamplaşmalar Dr. Efşar’ın gençliğine tesadüf etmiştir. 1953 yılında Muhammed Musaddık’a karşı askeri darbe düzenlendiğinde ise İrec Efşar artık genç bir entelektüeldir ve sonraları bu darbenin ayrıntılarına ilişkin önemli çalışmalar yapmıştır. Kendisi yetiştiği dönemin ve babasının etkisiyle güçlü bir İranlı kimliği ile yetişmiş ve bu kimlik vurgusunu her zaman ön planda tutmuştur. Farsça dili ve ‘İran toprağı/iranzemin’ merkezli İran milliyetçiliği Dr. Efşar için ideolojik ayrışmaların ötesinde öneme sahipti ve her şeyden önce kültürel bir meseleydi. İrec Efşar’ın Seyyid Hasan Takizade gibi dönemin önemli milliyetçi şahsiyetleriyle yakın temas içerisinde olması da onda büyük etki bırakmıştı. Aslen Tebrizli bir aileden gelen ve 1906 yılında İran’da ilk meclise vekil olarak girmesinin ardından ölene dek ülke siyasetinde ve entelektüel yaşamında özgün bir yer işgal eden Takizade’nin Dr. Efşar’ın en önemli fikir babalarından birisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Takizade’nin makalelerini on cilt halinde neşreden Dr. Efşar onun Zendegi-yi Tufani (Kasırgalı bir Hayat) başlıklı otobiyografisini de yayıma hazırlamıştır. 1979 İran İslam Devriminin ardından yakınından birçok kişi ülkeyi terk ederken İran’da kalmayı seçen İrec Efşar ilmi faaliyetlerine ara vermeden devam etmiştir. Kuşkusuz onun geride bıraktığı eserler İran tarihinin ve edebiyatının muhtelif boyutlarına erişimimizi kayda değer oranda zenginleştirmiştir. Dr. Efşar paha biçilmez kütüphanesini fotoğraf koleksiyonları ve belgelerle beraber Tahran’da bulunan Büyük İslam Ansiklopedisi Merkezine bağışlamıştır. Türkiye’de İslam sonrası İran tarihinin neredeyse herhangi bir evresini araştırmak isteyenlerin yolunun onun çalışmalarıyla kesişmemesi neredeyse imkansızdır. Bununla beraber, onun çalışmalarının ülkemizde pek az biliniyor olması büyük bir eksikliktir. İngilizce neşredilen kaynakların neredeyse süreli yayın disipliniyle takip edildiği akademik çevrelerde yanı başımızdaki bu ilmi canlılıktan bihaber kalmak kuşkusuz talihsiz bir durumdur. Dr. Efşar ve diğer İranlı ilim adamlarının çalışmalarından yalnızca haberdar olmakla kalmayıp onlara ülkemizde İran’a ve İran kültürünün etkisindeki dünyaya ilişkin kaleme alınan eserlerin kaynakçasında daha fazla yer verilmesi gerekmektedir.

İran’da Kamusal Alan ve Zorunlu Örtünme Tartışmaları

Umut Başar

Tahran’da bir genç kızın, bir kadın “ahlak polisi” tarafından ulu orta dövüldüğünün görüldüğü bir videonun sosyal medyada yayımlanması İran’ı kişisel ve kamusal özgürlükler bağlamında yeniden gündeme taşıdı.

İran’daki Protestolar ve Uluslararası Toplum

Sabir Askeroğlu

İran’da ekonomik taleplerle başlayan gösteriler, hızla rejim karşıtı eylemlere dönüşmüş ve birkaç gün şiddetini artırarak sürmüştür

echo 'test';