Ortadoğu Siyasetinde İran ve Suudi Arabistan İlişkileri – Devlet, Kimlik, Mezhep ve Rol

24.06.2020

Ortadoğu Siyasetinde İran ve Suudi Arabistan İlişkileri – Devlet, Kimlik, Mezhep ve Rol

Dr. Engin Koç, Dora Yayıncılık, Bursa, 2020, 373 sayfa

ISBN: 978-6052471784

 

Lisans eğitimini Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde tamamlayan Dr. Engin Koç, 2011 yılında Uludağ Üniversitesinde yüksek lisans öğrenimine başlamıştır. Ardından 2014 yılında aynı üniversitede doktora öğrenimine başlayan Dr. Koç, 2019 yılı itibarıyla doktor unvanını alarak Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olmuştur. Yüksek lisans ve doktora yıllarında sırasıyla “Müslüman Kardeşlerin Mısır Devleti ile İlişkileri: 1928-1967” ve “İran ve Suudi Arabistan İlişkilerinin ve Bölgesel Politikalarının Devlet Kimliği Bağlamında Analizi” başlıklı tezleri yazan Dr. Koç, “Ortadoğu Siyasetinde İran ve Suudi Arabistan İlişkileri – Devlet, Kimlik Mezhep ve Rol” adlı kitabının yanı sıra Orta Doğu, Uzak Doğu ve Türk Dış Politikası üzerine birçok kitapta Türkçe ve İngilizce bölümler yazmıştır. 2015-2020 yılları arasında Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan Dr. Koç, 2018-2019 yılları arasında Kahire Amerikan Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları alanında burslu araştırmacı olarak görev almıştır. Dr. Koç şu anda Bursa Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Dr. Engin Koç’un doktora tezinden yola çıkarak kaleme aldığı “Ortadoğu Siyasetinde İran ve Suudi Arabistan İlişkileri – Devlet, Kimlik Mezhep ve Rol” adlı kitap; üç ana bölüm ve bu bölümler altında birçok alt başlık temelinde ele alınmıştır. Kitabın giriş kısmında yazılış amacından ve benzer amaçlarla yazılmış eserlerin içeriklerinden bahseden yazar, kitabın bu eserlerden farklı olarak odaklandığı alanları açıklamaktadır. Ayrıca Orta Doğu ile ilgili yazılan eserlerde uluslararası ilişkiler teorilerinin etkilerinden bahseden yazar özellikle Türkiye’de kaleme alınan eserlerde “kimlik” unsurunun göz ardı edildiğine dikkat çekmektedir. İran-Suudi Arabistan ilişkisinin son doksan yılının incelendiği bu eserde, iki ülke arasındaki ilişkilerin baskın etmen olarak dine dayalı dinamiklerden etkilendiği iddia edilmektedir. Bu bağlamda İran-Suudi Arabistan ilişkilerindeki çatışmaların, değişen politik fikirlerin ve rekabet alanlarının kimlik, ideoloji ve kültür boyutu üzerinden analiz edildiği kitap özellikle 1979 İslam Devrimi sonrası dönemde İran’ın merkezde Suudi Arabistan olmak üzere diğer Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerini incelemektedir.

Kitabın “Teorik ve Kavramsal Çerçeve: Devlet Kimliği ve Dış Politika İlişkisi” olarak adlandırılan birinci bölümü “Uluslararası İlişkilerde Konstrüktivist Yaklaşım”, “Devletin Kimliksel Rol Algısı ve Dış Politika İlişkisi”, “Devlet Kimliğini Oluşturan Temel Faktörler” ve “Ortadoğu’da Devlet Kimliklerinin Temel Bileşenleri” olmak üzere dört başlığa ayrılmıştır. Kitabın en kısa bölümü olan birinci bölüm, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ana akım uluslararası ilişkiler teorilerinin Soğuk Savaş’ın bitimini tahmin edememelerine değinerek başlamaktadır. Bunun sonucunda temel uluslararası ilişkiler teorilerinin veya bu teorilere olan güvenin; Soğuk Savaş’ın sona ermesine ya da Sovyetler Birliği’nin herhangi bir dış müdahale olmaksızın dağılması sonucunda sarsılmasına değinilmekte ve konstrüktivizm-inşacılık teorisinin ortaya çıkışı; temel söylem ve yaklaşımları ile anlatılmaktadır. Din/mezhep, etnisite, klan/aşiret yapıları gibi kavramların Orta Doğu ülkelerinin kimlik inşa süreçlerindeki etkisinden bahsedilen birinci bölüm; bölge ülkeleriyle büyük güçler arasındaki ilişkiler, Orta Doğu ülkelerinin ekonomik yapısı ve ordu ile siyaset arasındaki ilişki ayrı başlıklar hâlinde anlatılarak sonlandırılmaktadır.

“İran-Suudi Arabistan İlişkilerinde Statüko ve Değişimin Analizi” adlı ikinci bölüm kitabın yazılma amacına yönelik iki ülke arasındaki tarihsel süreci incelemektedir. İki ülkenin bilinen en eski dönemlerdeki ilişkilerine ve oluşumlarına kadar analiz eden yazar, ikinci bölümü de ilk bölüme benzer şekilde “İran ve Suudi Arabistan Devlet Kimliklerinin Kurucu Unsuları: Düşman Kimlikler”, “1925-1945 İran ve Suudi Arabistan’ın Devlet İnşa Süreci”, “Bölgesel Gelişmelerin İran-Suudi Arabistan İlişkilerine Etkileri” ve “İngiltere’nin Bölgeden Ayrılmasının İran-Suudi Arabistan İlişkilerine Yansıması” şeklinde dört başlığa ayırmıştır. İran ve Suudi Arabistan arasındaki ikili ilişkiler 1979 İran İslam Devrimi’ne kadarki süreçte bölgede ve dünyada yaşanan önemli olaylar üzerinden detaylıca açıklanmıştır. Somut olaylar ve olgular üzerine yazılmış olan bölümün temelleri ilk bölümün sonunda atılırken bu bölüm, iki ülke arasında gelişen veya gerginleşen ilişkileri anlamak açısından önemlidir. Musaddık Darbesi, 1967 Altı Gün Savaşı ve petrol krizi gibi önemli olayların detaylıca analiz edildiği bölümde İslam Devrimi’ne neden olan sosyal, ekonomik, kültürel ve kimliksel unsurlar detaylıca ele alınarak İran’ın değişen yapısı anlatılmaktadır.

Yazarın “Devrim Sonrası İran-Suudi Arabistan’ın Devlet Kimliği, İkili İlişkiler ve Bölgesel Politikalara Etkisi” adını verdiği kitabın üçüncü ve son bölümü sonuç kısmıyla birlikte yakın geçmişi anlatması ve kitabın yazılış amacını yansıtması nedeniyle en önemli bölümdür. Bölüm “İran Devrimi’nin Suudi Arabistan ve Körfez Ülkelerine Etkileri”, “Irak İşgali Sonrası İran ve Suudi Arabistan’ın Bölgesel Nüfuz Elde Etme Çabaları” ve “2010-2016 Arap Baharı ve İran-Suudi Arabistan’ın Ortadoğu’da Artan Nüfuz Mücadelesi” olarak üç temel başlığa ayrılmıştır. İki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel olaylara da ışık tutan üçüncü bölüm, 1979 İran İslam Devrimi’nin ülke içerisindeki toplumsal dinamiklerde yaşattığı değişimlerin anlatılmasıyla başlamaktadır. Lübnan Hizbullahı’nın kurulma süreci, Saddam’ın Kuveyt’i işgali, 11 Eylül Saldırıları ve Arap Baharı gibi bölgesel ve küresel ölçekte önemli olayların iki ülke arasındaki ilişkilere etkisinin anlatıldığı bölümde çıkar üzerine kurulu ve ulus-devlet merkezli yeni dünya düzeninde İran ve Suudi Arabistan'ın çıkarlarının devlet kimliğinden nasıl etkilendiği verilen somut örneklerle kanıtlanmaktadır. Bölgede yaşanan İran-Irak Savaşı, Kuveyt’in işgali, ABD’nin Irak’a müdahalesi ve Arap Baharı gibi olaylar İran ve Suudi Arabistan’ın diğer bütün devletlerde de olduğu gibi temel politika stratejilerini etkilemiştir. Diğer taraftan vekil güçlerin oluşumunda ve kullanımında her iki devlet için de mezhebin, ideolojinin ve söylemlerin önemli bir yere sahip olduğu ve Orta Doğu’nun istikrarsızlaşmasının ana nedeni olarak bu vekil güçlerin gösterildiği bölüm, Suudi Arabistan özelinde Kral Salman iktidarı ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman sonrası değişimlerin anlatılmasıyla bitmektedir.

Sonuç kısmında yazar, kitabın yazılma amacını ve ulaştığı sonuçları bölgede veya iki ülke arasında yaşanan olaylar üzerinden anlatmaktadır. Bu bağlamda İran ve Suudi Arabistan ilişkilerinin belirleyici dinamiği olarak mezhep ön plana çıkarken her iki devletin de ortaya çıkış sürecinde grup, aile veya aşiretlerin meşruiyet konusunda yaşadığı sorunlara değinilmektedir. Ayrıca iki ülke içerisindeki farklı kimliklerin çeşitli nedenlerle ötekileştirilmesi, Arap milliyetçiliğine karşı olan tutumları ve Soğuk Savaş Dönemi’nde her iki devletin de monarşiye dayalı yönetimi korumak için Batılı güçlerle birlikte Sovyetlere karşı savaşması iki ülkenin ortak özellikleri olarak vurgulanmaktadır. Her ne kadar iki devlet arasında ortak unsurlar olsa da mezhepsel farklılıklar ikili ilişkilerin en iyi olduğu zamanlarda dahi sorun kaynağı olmuştur. Bölgede yaşanan İran-Irak Savaşı, Kuveyt’in işgali ve Arap Baharı gibi olaylar İran ve Suudi Arabistan’ın diğer Orta Doğu ülkelerinde olduğu gibi kimlik oluşum süreçlerinde ve radikal söylemlerinde değişikliklere yol açmıştır. Ayrıca Mısır, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde yaşanan mezhepsel ayrışmalar nedeniyle iki ülke de bölgesel anlamda farklı stratejiler benimsemek zorunda kalmışlardır. Benimsenen farklı stratejiler nedeniyle karmaşıklaşan ikili ilişkiler ve bölge dışı güçlerin izlediği çıkar odaklı politikalar, Orta Doğu’daki yerel ve bölgesel sorunların küresel sorunlara evrilmesinin temel nedenleridir. Sınır tanımayan kimlik, kültür ve aidiyet kavramları iki ülke arasındaki ilişkileri anlatmakta temel yol göstericiler olarak kabul edilebilir. Konstrüktivist bakış açısıyla hazırlanan bu eserin kimi zaman güç ve çıkar konusunda yetersiz kalan teorik bilgiler nedeniyle jeopolitik ve maddi unsurlardan yararlandığı anlatılmaktadır.

Dr. Engin Koç’un “Ortadoğu Siyasetinde İran ve Suudi Arabistan İlişkileri – Devlet, Kimlik, Mezhep ve Rol” adıyla kaleme aldığı eser, İran-Suudi Arabistan ilişkilerinin yanı sıra uluslararası ilişkiler teorilerinin ve bölgede yaşanan iç veya dış destekli olayların anlatıldığı önemli bir eserdir. Dr. Koç’un bu eserinde hem Alexander Wendt, Andrew Heywood ve Bernard Lewis gibi uluslararası ilişkiler ve Orta Doğu alanlarında çalışmalar yapmış yabancı yazarlara hem de İbrahim Kalın, Mesut Özcan, Hakkı Uygur ve İsmail Sarı gibi Türkiye’deki önemli isimlerden birçok alıntıya yer verilmiştir. Dr. Koç’un detaylı açıklamalarıyla ve içerisinde yer alan bölümlerle kitap, bir başucu kitabı niteliğindedir. Diğer akademik çalışmalara yol göstermek amacıyla kaleme alınmış olan kitap gerek tarihsel olaylara bakışı gerekse yazılış amacı nedeniyle Orta Doğu alanında çalışan veya uluslararası ilişkilere ilgisi olan herkes tarafından okunmalıdır.