Örtülü İstihdam: İslamcılık ve İran’da Kadın İstihdamının Politik Ekonomisi

15.01.2021

Örtülü İstihdam: İslamcılık ve İran’da Kadın İstihdamının Politik Ekonomisi

Roksana Bahramitash, Hadi Salehi Esfahani (Ed.), Veiled Employment: Islamism and the Political Economy of Women’s Employment in Iran, Syracuse University Press: New York, 2011, 351 sayfa.

ISBN: 978-0815632139


İran’da sistem içerisinde dinî referanslar üzerinden değerlendirilen kadın konusu, ülke dışındaki yazarlar ve araştırmacılar tarafından toplumsal cinsiyet araştırmaları bağlamında ele alınmaktadır. İran Devleti’nin Devrim’in ilk yıllarından itibaren kadınları bilinçli bir şekilde sistem dışına itmesi, kendi normları çerçevesinde rol model olarak tanımladığı birkaç isim dışında ülkedeki kadınları âdeta yok sayması ve inşa ettiği çerçeveye kadınları sığdırma çabası; uluslararası arenada beklendiği gibi kadın hakları ve eşitsizlik konuları bağlamında ilgi çekmektedir. Ancak çoğunluğu Devrim’den sonra İran’da kadının konumunun nasıl kötüleştiğinden dem vuran yazılarda da kadınların ekonomiyle ilişkileri konu dışı bırakılmaktadır. Tam da bu noktada Roksana Bahramitash ve Hadi Salehi Esfahani editörlüğünde hazırlanan ve alanlarında uzman yazarları İran’da kadın istihdamı konusunda buluşturan Veiled Employment: Islamism and the Political Economy of Women’s Employment in Iran başlıklı kitap, literatürdeki eksikliği hem farklı ülkelerden yazarların katkılarıyla hem de İran’ın farklı şehirlerinde yapılan saha çalışmalarından elde edilen verilerle detaylı bir şekilde doldurmaktadır. Ayrıca toplumsal cinsiyet çalışmalarından da kopmayan bu kitap hem ekonomi ve toplumsal cinsiyet konularını bir araya getirmekte hem de Devrim öncesi dönemden bugüne kadar İran’da kadınların konumuna dair farklı disiplinleri ortak bir paydada buluşturmaktadır.

İranlı bir sosyolog olan Bahramitash, lisans ve yüksek lisans derecesini İran’da sosyoloji bölümünde tamamlamış, ardından Kanada’da McGill Üniversitesinde sosyoloji alanında doktora derecesi kazanmıştır. Kanada Sosyal ve İnsani Bilimler Araştırma Konseyinden iki sefer doktora sonrası araştırma bursu kazanan Bahramitash, çalışmalarında çoğunlukla Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi üzerinden toplumsal cinsiyet ve ekonomik kalkınma konularına odaklanmakta ve İran özelinde toplumsal cinsiyet ve ekonomi konularına ağırlık vermektedir. Kitabın editörlüğünü üstlenen bir diğer önemli isim Esfahani, Bahramitash gibi lisans derecesini İran’da tamamlayıp doktora için Amerika’ya gitmiştir. Aslında mühendis olan Esfahani, yüksek lisans ve doktora eğitimini Kaliforniya Üniversitesinde ekonomi alanında tamamlamıştır. Kalkınma ekonomisi, uluslararası ekonomi ve siyaset-yönetişim konularına odaklanan yazar, İran başta olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi kadın istihdamı bağlamında yazı ve kitaplar kaleme almıştır. Latin Amerika’dan Mısır’a, Filipinler’den İran’a çok sayıda ülkeyle ilgili çalışmaları olan Esfahani’nin editörlüğünü Bahramitash ile üstlendikleri Political and Socio-Economic Change in the Middle East and North Africa: Gender Perspectives and Survival Strategies başlıklı kitap 2016 yılında Palgrave Macmillan tarafından yayımlanmıştır.

2011 yılında yayımlanan “Örtülü İstihdam: İslamcılık ve İran’da Kadın İstihdamının Politik Ekonomisi” isimli kitap “Giriş” bölümüyle birlikte on çalışmadan oluşmaktadır. Bahramitash’ın kendi tecrübelerinden hareketle diğer ülkelerin İran’a ve İranlı kadınlara bakışıyla başlayan Giriş bölümü, kalkınma-modernleşme konusu hakkında kısa bir özetten sonra çalışmanın temelini oluşturan “toplumsal cinsiyet ve kalkınma” ile “sömürgecilik sonrası feminist teori” konularının hem tarihî analizi hem de eleştirisiyle devam etmektedir. Kadına bakışın genellikle Batılı kavramlar üzerinden ele alınmasını eleştiren yazarlar aslında bu bölümde, İran ile bağlarına yani İran’a nasıl baktıklarına dair ufak ipuçları sunmaktadır. Nitekim Şah Rıza Pehlevi’nin reformlarından “İranlıların kendi kültürlerinden ve İslam’dan uzaklaşıp Batı laikliğini benimsemek zorunda kaldıkları bir süreç” (s. 10) olarak bahseden Bahramitash ve Esfahani, bu kitabı kadın istihdamı konusu özelinde “İran Devrimi’ni, zamanı geri döndüren bir olay olarak görmenin yanlış olabileceği” (s. 24) savı çerçevesinde şekillendirmektedir.

Kitabın ilk bölümü Jennifer Olmsted tarafından yazılan “Toplumsal Cinsiyet ve Küreselleşme” başlıklı çalışmadır. Bu bölümde genel olarak küreselleşme bağlamında kadın istihdamı konusunu inceleyen Olmsted, çalışmanın İran’a bakan yüzünde küreselleşmenin, yaptırımlar ve ambargo üzerinden sosyoekonomik sonuçları ile kadın istihdamını nasıl etkileyebileceğini analiz etmektedir. Küreselleşmeyle alakalı kısa bir literatür taramasının yer verildiği bölümde, Devrim öncesi ve sonrası dönemde kadın istihdamının düşmesinde daha muhafazakâr bir devletin etkisinin olabileceğini kabul eden yazar bu duruma, ABD’nin uyguladığı boykot ve iç/dış göçler gibi başka etmenlerin de sebep olacağını savunmaktadır. Şüphesiz bu etmenlerin kadın istihdamı üzerindeki etkisi azımsanmayacak derecede fazladır ancak Olmsted, konuya iki ekleme yapmaktadır: verilerin doğruluğu ve Devrim sonrası dönemde veri toplama/paylaşma konularında muhafazakâr ideolojinin etkisi. Yazara göre Devrim’den bağımsız olarak verilerin sorunlu olması ve kadın istihdamında bu denli ani bir düşüşün yaşanmasında, verileri toplayan kurumun kadınlara yaklaşımı yahut kadınların devletle çelişiyor gibi görünmemek amacıyla istihdam durumlarını gizlemesi etkili olabilecek ihtimaller arasındadır. Olmsted, İran’ı ayrıca farklı veri setleri üzerinden bölge ülkeleriyle kıyaslamakta ve sunduğu düşük istihdam nedenlerini bilimsel bir zeminde güçlendirmektedir.

Kitabın ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümleri Bahramitash ve Esfahani tarafından yazılmıştır. “Modernleşme, Devrim ve İslamcılık: Kadın İstihdamının Politik Ekonomisi” başlıklı ikinci bölümde Devrim’e ilerleyen süreç ve Devrim’in ilk 20 yılı, kadınların ekonomideki konumları ve konumlarının değişimi bağlamında incelenmiştir. Yazarlara göre Şah’ın reformları, şehirde yaşayan kadınların hayatlarında iyileşmelere neden olurken üretimin geleneksel metotlarla ilerlediği kırsal alanlarda üretim araçlarına erişimi erkek egemen bir alana dönüştüren modernleşme, kadınların hem üretim sürecinden hem de ekonomik kaynakların tahsisinden yabancılaşmasına neden olmuştur. Ekonomisi uzun yıllar boyunca kadınların hâkim olduğu sektörlerle şekillenen İran’a yeni bir sistemin dikte edilmesi ve bu sistemin geleneksel değerlerle çatışması nedeniyle kadınlar, kendilerini zorunlu bir şekilde sistem dışına çıkarmıştır. İlerleyen yıllarda bu sisteme eklenen toprak reformları da ailelerde geleneksel olarak kadınlara atfedilen yönetici rolünün erkeklere transfer edilmesine ve kadın iş gücünün değersizleşmesine neden olmuştur. Her ne kadar İran-Irak Savaşı döneminde eğitimli iş gücü ihtiyacı kadınlarla karşılanmışsa da gönüllülük faaliyetlerindeki artış ve devletin kadına yönelik radikal politikaları, kadınların iş gücüne katılımını büyük ölçüde azaltmıştır. Bölüm sonunda Haşimi Rafsancani’nin ekonomi politikalarına yer verilmiş, ekonomideki iyileşmelerin kadın istihdamını desteklediğine ancak ekonominin sektörel yapısı değiştiğinden dolayı kırsal alandaki kadın istihdamının olumsuz etkilendiğine değinilmiştir. “Devrim Sonrasından Reforma: Toplumsal Cinsiyet Politikaları ve İstihdam” başlıklı üçüncü bölümde, kadınları siyasal süreçlere dâhil olmaya mecbur eden devlet politikaları değerlendirilmiş; ardından yazarların “Reform Dönemi” olarak nitelendirdikleri Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi Dönemi’ndeki kadın istihdamı konusuna yer verilmiştir. Kapsamlı bir sektörel ve karşılaştırmalı analizin sunulduğu bu bölümde yazarlar, “Devrim’i izleyen İslamileştirme sürecinin istihdam modelleri üzerinde benzersiz bir etkisi” olduğunu iddia etmektedir. Buna göre kadınların, kırsal alandaki hâkim iş gücünden alınarak zorunlu eğitime dâhil edilmesi ve reform hareketleri bağlamında bazı öncü sektörlerde kadın istihdamına olan ihtiyacın artması hem kadınların nitelikli elemanlara dönüşmesine hem de iş gücüne katılmak isteyen kadın sayısının hızlı bir şekilde artmasına neden olmuştur. Yazarlar ikinci ve üçüncü bölümlerde bahsettikleri dinamikleri “Kadın İş Gücü Piyasasının Dönüşümü” başlıklı dördüncü bölümde verilerle desteklemiş; kadınların iş gücüne katılım oranlarına, sektörel değişimlere ve dağılımlara, yaş grubu ve eğitim seviyeleri gibi konulardaki farklılıklara dair veriler sunulmuş ayrıca işsizlik verileri de farklı parametreler üzerinden değerlendirilmiştir. Ancak bu bölüm genelinde devletin istihdam yaratma yahut istihdam programları doğrultusunda reformlar gerçekleştirme sorumluluğuna şaşırtıcı bir şekilde neredeyse hiç değinilmemiştir.

Kitabın “İran’da Uluslararası Ticaretin Cinsiyet Eşitsizliği Üzerindeki Etkileri: Kadın Halı Dokumacıları Örneği” başlıklı beşinci bölümü Mazenderan Üniversitesinde ekonomi profesörü olan Zahra Karimi tarafından yazılmıştır. Karimi’nin İran’da yaşaması hem olayları daha yakından görmesine hem de saha çalışması yapmasına olanak sağlamış; el yapımı halılarıyla uluslararası üne sahip Kaşan’da, yaklaşık 100 dokumacıyla bire bir görüşmeler gerçekleştirmiştir. İran dokuma sektörüne uluslararası talebin azalması durumunu “dibe doğru yarış” bağlamında 2000-2005 döneminde inceleyen Karimi, Kaşan’daki dokuma sektörüne dair kapsamlı bir veri seti sunmaktadır. Karimi’ye göre sektörde ücretlerin asgari ücretin çok altına düşmesi, kötü çalışma koşulları ve İranlıların aksine göçmen Afganların bu şartları kabul etmesi, İranlı kadınların bu sektörde istihdamını derinden etkilemiştir.

Bahramitash tarafından kaleme alınan “İran’da Kadın Aile Reisleri: Mikrokrediye Karşı Hayır Kurumları” başlıklı altıncı bölüm, feminist literatürde oldukça önemli bir yer kaplayan “yoksulluğun feminizasyonu” çerçevesinde kadın istihdamını incelemektedir. Hayır kurumları hususunda İmam Humeyni Yardım Vakfını inceleyen Bahramitash, mikrokrediler kapsamında Sağlık Bakanlığına bağlı Refah Kurumunun İran’da kadınlara destek olmak amacıyla yürüttüğü program ile Birleşmiş Milletlerin Zahidan’ın bir kasabasında uyguladığı kalkınma programını incelemiştir. Farklı programların farklı sonuçlar doğuracağını belirten yazar; yardım kuruluşlarının kadınlara sağladığı katkının yanında, onları bağımlı hâle getirdiğini ancak kredi ve mecburiyet çerçevesinde şekillenen programların, kadınları başarılı olmaya daha çok teşvik ettiğini belirtmektedir. Yedinci ve sekizinci bölümler enformel sektörde kadınların istihdamına odaklanmakta; Roksana Bahramitash ve Shahla Kazemipour “Örtülü Ekonomi” başlıklı çalışmalarında düşük gelirli bölgelerdeki kadınların enformel sektördeki istihdamını incelerken Fatemeh Moghadam “İran’ın Kayıp Kadın İş Gücü” başlıklı çalışmasında orta ve üst sınıf eğitim görmüş yetenekli kadınların enformel sektördeki istihdamını ele almaktadır. Yazarlar her iki bölümde de oldukça kapsamlı; saha çalışmalarına, anketlere ve bire bir görüşmelere dayanan veri setleri sunmaktadır. Beklendiği gibi Bahramitash ve Kazemipour, İran’da düşük gelirli ve eğitimsiz kadınların büyük çoğunluğunun enformel sektörde çalıştığını ve bu sebeple iş gücüne katılım oranlarının düşük olduğunu belirtirken Moghadam, kadınların eğitim düzeyleri ve gelirlerinden bağımsız bir şekilde iş gücü dışında tutulduğunu ve enformel sektörün sadece gelir ve eğitim düzeyiyle sınırlandırılamayacağını öne sürmektedir.

Son ana kadar hemen hemen doğrudan İran’daki kadınlara ve saha çalışmalarına odaklanan kitabın son bölümü, şaşırtıcı bir hamleyle yönünü Amerika’ya çevirmektedir. Zohreh Niknia tarafından yazılan “İranlı Göçmen Kadınların İş Gücü Piyasası Stratejileri: Karmaşık ve Karışık Bir Süreç” başlıklı dokuzuncu bölümde, feminizm odaklı bir çerçeveden İranlı kadınların ABD’de iş gücüne katılımı incelenmektedir. Diğer bölümlerin aksine daha teorik olan ve göç çalışmaları çerçevesinde şekillenen bu bölüm, veri bazında Kansas City’de yaşayan İranlı kadınlara odaklamaktadır. Amerika’ya göç eden kadınların karşılaştıkları kültürel, ekonomik ve sosyal sorunları ikili görüşmeler neticesinde kapsamlı bir şekilde ele alma imkânı bulan Niknia, pek çok kadının ya bilinçli bir şekilde enformel sektörde istihdamı tercih ettiğini ya da zorunlu bir şekilde formel iş gücü dışında kaldığını ifade etmektedir.

Kitapta genel bir bütünlüğün ve akıcılığın olması, eseri kolay okunur kılmaktadır. Ancak genel itibarıyla Devrim sonrası yeni kurulan devlette, kadın istihdamının sorunlu olmasını devletin ideolojisiyle değil de dış etkenler bağlamında açıklayan yazarlar tarafından hazırlanan bu kitap, sunduğu farklı perspektiflere rağmen okurda bir eksiklik hissi uyandırmaktadır. Zira yazarların sorun olarak ele aldığı yaptırımlar, göçler, uluslararası pazarlarla rekabet gücünün kaybı, yetersiz veriler yahut kadınları iş gücünden alıkoyan kültürel etmenlerin neredeyse tamamı yeni sistemin yani yazarların İslamcılık olarak değerlendirdikleri sürecin ürünüdür. Bu nedenle her ne kadar yazarlar kitabın bütününde kadın istihdamının sorunlarına dair kapsamlı bir çalışma sunmuşlarsa da okuyucunun, sorunların ana kaynağına dair sorularını cevaplama konusunda yetersiz kalmaktadır. Fakat tüm bunlara rağmen farkındalık kazandırarak literatürdeki eksikliği doldurması sayesinde bu eser, alanla ilgilenen ve özellikle İran’da kadın konusuna ekonomik bir çerçeveden bakmak isteyenlerin yararlanabileceği kıymetli bir çalışmadır.

İran-Güney Kore Krizi Çözülebilecek mi?

Merve Çakır

İran hükûmeti yedi ayın sonunda Güney Kore bankalarındaki petrol gelirlerine erişim hakkını kazanmış gibi görünse de bu sorunun tamamen çözüldüğüne yönelik somut bir kanıt bulunmamaktadır.

İran’ın Önemli Bir Çevre Sorunu: Hava Kirliliği

Merve Çakır

İran’da hava kirliliğinin her geçen yıl daha da önemli bir sorun hâline gelmesindeki en önemli etken, sanayileşmede çevreye zarar veren uygulamaların tercih edilmesidir.