Pakistan'da yeni hükümeti neler bekliyor?

Aydın Güven Asistan, Dış Politika

İmran Han'ın parlamentoda yapılan güven oylaması sonucunda görevden alınmasının ardından Pakistan Müslüman Birliği'nin (PML-N) lideri Şahbaz Şerif, mecliste yapılan oylama neticesinde Pakistan’ın 23. başbakanı olarak seçildi.

Şahbaz Şerif kimdir?

Şerif, ağabeyi Eski Başbakan Navaz Şerif’in, Panama Belgeleri'nin yayımlanmasından sonra kendisine yöneltilen yolsuzluk suçlamalarıyla 2017 yılında Pakistan Anayasa Mahkemesi tarafından görevden alınmış ve PML-N lideri olmuştu. Daha sonra kendisi de aynı davadan yargılanmış ve yaklaşık 7 aylık bir tutukluluk süresinden sonra kefaletle serbest bırakılmıştı.

Şerif, PML-N lideri olmadan önce ülkenin en kalabalık eyaleti olan Pencap'ta 3 dönem başbakanlık yaptı. Başbakanlığı döneminde eyalette özellikle ulaşım ve iletişim alanlarındaki altyapı yatırımları dahil birçok önemli projeye imza attı. Son görev süresinde bürokrasiye takılmadan birçok projeyi hayata geçirmesinde ağabeyi Navaz’ın da aynı dönemde ülke başbakanı olmasının büyük payı vardı.

Erken seçimlere gidilmemesi halinde yaklaşık bir buçuk yıl görevde kalması beklenen Şerif’i zorlu bir süreç bekliyor. Kırılgan ekonomik durumu düzeltmek, koalisyon hükümetini bir arada tutmak, ordu ile ilişkilerinde dengeyi sağlamak ve dış politikada İmran Han döneminde Batı ile bozulan ilişkileri düzletmek, yeni hükümetin başa çıkması gereken zorlukların başında geliyor.

Kronik sorunlar: Ekonomik ve siyasi istikrarsızlık

Şerif’in görev süresince karşılaşacağı en önemli zorluk, ekonomi. 11 Nisan Pazartesi günü başbakan olarak ilk açıklamasını yapan Şerif, konuşmasının önemli bir kısmını bu soruna ayırdı ve kendi başbakanlığında söz konusu ekonomik sorunlara çözümler üretmek adına iktidar ortakları ile birlikte hareket edeceğini ifade etti.

Ekonomiyle ilgili ele alınması gereken ilk sorun, son zamanlarda artan enflasyon ve dolayısıyla temel gıda ürünleri ve enerjideki fiyat artışının dizginlenmesi olacak. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bir sonucu olarak --2020-2021'de ülkenin toplam ithalat faturasının yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan-- yükselen petrol ve petrol ürünleri fiyatları, ülke ekonomisi için büyük bir yük haline gelmiş durumda.

Diğer taraftan Pakistan para birimi Rupi, ülkedeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıktan dolayı dolar karşısında ciddi değer kaybetmiş durumda. Döviz girdisi problemi olan ülkede, kritik boyutlara varan bir dış ödemeler dengesi sorunu var. Ancak Pakistan’ın, mevcut döviz rezervinin yaklaşık 15 milyar dolar seviyelerine gerilediği ve ülkenin sadece iki aylık ithalatını karşılayabilecek durumda olduğu dikkate alındığında, kısa sürede bu sorunla başa çıkmanın hayli zor olacağı düşünülüyor. Bu bağlamda, yeni hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) programının yeniden başlatılması ve kilit ortaklardan dış fon sağlanması gibi seçenekleri gündemde tutması muhtemel. Aksi takdirde ülkedeki mevcut ekonomik durum, yeni hükümetin anlamlı bir değişiklik yapma kapasitesini kısıtlayacaktır.

Koalisyon radikal kararlar alınmasına engel olabilir

Diğer taraftan ülkedeki ekonomik sıkıntılar ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele etmeyi öncelik olarak belirleyen yeni hükümetin, çok partili bir koalisyon hükümeti olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Yeni hükümet, farklı amaç ve ideolojilere sahip 10’dan fazla partinin bir araya gelmesiyle oluştu. Zira mevcut ittifakı bir arada tutan ortak payda, aralarındaki uyum veya ideoloji benzerliği değil, İmran Han liderliğindeki Pakistan Adalet Hareketi (Pakistan Tehreek-E-Insaaf -PTI) hükümetinin devrilmesiydi.

Özellikle PML-N ve PPP arasındaki tarihi siyasi rekabet dikkate alındığında önümüzdeki süreçlerde iki parti arasında bir sürtüşme yaşanma ihtimali yüksek. Ayrıca her iki partinin koalisyon ortağı diğer İslamcı partiler ile de ilişki karneleri pek parlak değil. Bu nedenle hükümeti kuran partiler arasındaki farklılıkların; hükümetin, söz konusu ekonomik ve toplumsal sorunlara yönelik vaatlerine öncelik vermesini zorlaştırabilir. Bu durum da neticede bir erken seçime gitme ihtimalini gündeme getirebilir.

Ayrıca ülkede olası ciddi bir istikrarsızlığın siyasi kilitlenmelere neden olma ihtimali, uzun vadede Pakistan siyasi arenasındaki hakimiyetini kesinlikle sürdürmeye niyetli olan Ordu’nun da müdahale riskini içermektedir.

Ordu-siyaset yakınlaşması

Pakistan’da ordunun desteğinden yoksun kalan hükümetlerin, genelde görev sürelerini tamamlayamadığı, ülke siyasi tarihindeki birçok örnekle aşikardır. İmran Han da doğrudan orduya atfetmese de kendisinin devrilme sürecinde ordunun payı olduğunu iddia ediyor. Eski Başbakan Navaz Şerif de son iktidarı döneminde ordu ile yaşadığı anlaşmazlıklardan yola çıkarak ordunun rolünü anayasal alanıyla sınırlamak istemiş ve ordu karşıtı bir pozisyona düşmüştü.

Ancak ağabeyinin aksine Şahbaz Şerif’in ordu ile iyi bağları olduğu biliniyor. Dolayısıyla Şahbaz’ın, görevde olduğu bu dönemde de ordu ile iyi ilişkiler geliştirmesi ve söz konusu iyi bağları sürdürmesi muhtemeldir.

Ayrıca Şahbaz Şerif’in dış politika konularında çok az tecrübeye sahip olması da ordunun politika yapım sürecinde müdahalesine kapı aralamaktadır. Ordunun özellikle ABD, Hindistan ve Afganistan ile ilişkiler konusunda etki göstermesi muhtemel. Nitekim ordu her ne kadar bir üst kurum olarak kalma niyetinde olduğunu göstermeye çalışsa da uzun vadede Pakistan siyasi arenasındaki hakimiyetini kesinlikle sürdürmeye niyetli.

Dış politika cephesinde sınırlı seçenekler

Şerif hükümeti dış politika cephesinde sınırlı bir manevra alanına sahip olacak. Yaklaşık bir buçuk yıl sürmesi öngörülen başbakanlık döneminde, büyük bir değişikliğe başvurmak yerine mevcut ilişkileri dengelemeye odaklanabilir.

Şerif'in Çin ve Suudi Arabistan ile ilişkilere öncelik vermesi bekleniyor. Suudi kraliyet ailesiyle yakın ilişkilere sahip olan Başbakan, ikili ilişkilerini kullanarak Pakistan’ın kredi ödemelerini ertelemek ve döviz sıkıntısını gidermek adına yeni yatırım veya kredileri gündeme getirebilir. Bu minvalde Şerif’in, ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a yapması söz konusu.

Çin ile ilişkilerde ise bir sürpriz beklenmiyor. Şerif’in, Çin ile iyi ilişikleri sürdürmek istediği açık. Pencap başbakanı olarak görev yaptığı süre boyunca Çin ile geliştirdiği kişisel yakınlık, Pekin ve İslamabad arasındaki bağları güçlendirmesine etkili olabilir. Başbakanlık konuşmasında ayrıca Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'nun (CPEC) ileriye taşınacağını ve projelerin daha hızlı ilerleyeceğini de vaatlerine ekledi.

Öte yandan özellikle İmran Han döneminde ABD ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesi, yeni hükümetin önceliklerinden biri olması bekleniyor. Eski hükümetin aksine Şerif, yaptığı açıklamada, ABD ile iyi ilişkiler kurmak istediğini belirterek, ilişkilerin de eşit zeminde kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca ordunun da ABD ile iyi ilişkilere sahip olma isteği, yeni hükümet nezdinde karşılık bulacaktır. ABD ile iyi ilişkiler geliştirilmesi, aynı zamanda yeni hükümetin -gerekli görmesi halinde- ülkedeki ekonomik sorunlarla başa çıkmak adına IMF’den yardım almasını da kolaylaştıracaktır.

Hindistan’a bakıldığında ise Hindistan'la meşgul olmak, yeni hükümet için yüksek bir öncelik olmayacak gibi görünüyor. Konuşmasında Hindistan’a zeytin dalı uzatan Şahbaz Şerif, her ne kadar Hindistan ile barışçıl ilişkiler istediğini dile getirse de ordu, kamu ve dini gruplar da dahil olmak üzere paydaşların Keşmir meselesine duyarlılığı, Keşmir sorununun iyi ilişkilerin ön şartı olmasını gerektirecek. Böyle bir ön şartın koşulması durumunda ise taraflar arasındaki ilişkilerin, ticari alanın ötesine geçmesini engelleyecektir.


Bu yazı ilk olarak 21.04.2022 tarihinde Anadolu Ajansı'nda yayımlanmıştır.

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/pakistanda-yeni-hukumeti-neler-bekliyor/2569308

Pakistan’daki Son Gelişmeler ve Yeni Hükûmetten Beklentiler

Aydın Güven

İmran Han’ın da görev süresi dolmadan başbakanlık koltuğundan alınması ile ülkede seçilen hükûmetlerin 5 yıllık görev sürelerini tamamlayamama geleneği devam etti.

İran’ın Rusya-Ukrayna Savaşı’na Yönelik BM Oylamalarındaki Tutumu

Aydın Güven

İran, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın patlak vermesinden bu yana gerek söylemde gerekse BM’de yapılan oylamalarda Rusya’yı destekleyen ülkelerden biri olarak ön plana çıktı.