Pençe Harekâtlarının İran ve PKK Açısından Sonuçları

Çağatay Balcı Araştırmacı, Güvenlik Çalışmaları

Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İran’da büyük bir etki yaratan ve İran’daki PKK varlığına değinen açıklaması, Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtları ile birlikte daha net bir anlam kazanmıştır.

Durum Özeti

• 14 Haziran saat 24.00’da Türk Hava Kuvvetlerine bağlı hava unsurları ile Irak’ın kuzeyinde yer alan PKK terör örgütü hedeflerine yönelik Pençe-Kartal Hava Harekâtı gerçekleştirilmiştir.

• Millî Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Harekât kapsamında Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Avaşin-Basyan, Gara ve Hakurk bölgelerindeki 81 hedef imha edilmiştir.

• F-16 uçaklarının yanı sıra İHA’ların da yer aldığı Harekât’ta PKK terör örgütüne ait barınak ve sığınaklar kullanılamaz hâle getirilmiştir.

• Türkiye’nin, 2019 yılından beri aynı bölgede yürüttüğü Pençe harekât dizisine ek olarak gerçekleştirilen bu Hava Harekâtı önemli bir hamle olarak alanda kontrol sağlanmasına yönelik kazanımların önünü açmıştır.

• Pençe-Kartal Hava Harekâtı’nın ardından aynı bölgeye yönelik olarak başlatılan Pençe-Kaplan Kara Harekâtı ise bölgede Türkiye’nin kapsamlı bir terörle mücadele harekâtı süreci başlattığını ortaya koymuştur.
 


  Pençe-Kartal Harekât Alanı

 

Bağlam

• Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtları, PKK terör örgütünün son zamanlarda özellikle yönetici kadro düzeyinde aldığı darbeler ve verdiği kayıpların lojistik düzeyde derinleşmesine yol açmıştır.

• Harekâtlar Türkiye’nin, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirdiği terörle mücadele operasyonları bağlamında hava üstünlüğünün ön plana çıkarıldığı bir görünümü ortaya koymuştur. Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtları, PKK terör örgütü açısından son derece önemli bir saha olarak algılanan ve örgüt tarafından “Medya Savunma Alanları” olarak tanımlanan bölgede gerçekleştirilmiştir. Örgütün Türkiye’de verdiği büyük kayıplar, Suriye sahasında yaşadığı sıkışmışlık ve alan kontrolündeki sınırlanma; Medya Savunma Alanları olarak tanımladığı alanı, kritik ve stratejik bir hâle getirmiştir. Örgütün bu sahada özellikle lojistik bağlamda aldığı darbe, bu kritik ve stratejik alanda örgüt açısından önemli bir kayba yol açmıştır.

• PKK terör örgütünün alan kontrolü bağlamında Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin operasyonları sonucunda yaşadığı kayıplara ek olarak KCK, HPG1  ve YJA-STAR2 yapılanmalarında ve birimlerinde yer alan yönetici kadrodaki teröristlerin de etkisiz hâle getirilmesi örgütün iç yapısında boşluk ve güç kaybı yaratmıştır. Son olarak Kasım Engin kod adlı teröristin etkisiz hâle getirilmesi terör örgütünde ciddi bir psikolojik sarsıntıya yol açmıştır.

• Harekâtlar; PYD/YPG-ENKS3 görüşmeleri, PKK terör örgütünün yaşadığı etkinlik, alan ve moral kaybını telafi etme çabası ve Türkiye’nin İran sınırındaki PKK varlığına dikkat çektiği bir konjonktürde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin bu görüşmelere ilişkin olumsuz tavrı söz konusu Harekâtlar ile birlikte net bir mesaj olarak somutlaşmıştır. Türkiye’nin Irak’ta KDP ile gerçekleştirdiği iş birliği dolaylı olarak ENKS’nin bu iş birliğine yönelik bir tutum belirlemesi zorunluluğunu doğurmaktadır.

• Bu konjonktür, Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtlarının stratejik ve potansiyel sonuçları hakkında bir projeksiyon ortaya çıkarmaktadır. PYD/YPG-ENKS görüşmelerinin seyri ve Suriye’nin kuzeyindeki PYD/YPG varlığı, PKK’nın yeniden güç ve etkinlik kazanma çabası ve İran-Türkiye ilişkilerindeki PKK faktörünün niteliği ve belirleyiciliği bu Harekâtların ardından yeniden ele alınacak konular arasındadır.

 

Analiz

• Bu durum PKK’yı, bir örgütsel hedef (bağımsızlık, özerklik, konfederalizm vb.) yerine, yaşadığı kayıplar üzerinden “intikam” söylemi geliştirerek kadrolarına ve sempatizanlarına güçlü bir imaj sunmaya sevk etmektedir. Suriye, Irak ve Türkiye’de aldığı darbeler sonucunda PKK’nın yeni hareket biçiminin Suriye’de, Türkiye’nin denetim ve kontrolündeki harekât bölgelerine yönelik sızma girişimleri ve tacizler, Türkiye’de ise örgütün sözde milis yapılanmaları olan HBDH4  ve YPS5  ile sabotaj ve silahlı eylemler şeklinde gerçekleşmesini beklemek mümkündür.

• Türkiye’nin, Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtlarıyla ortaya koyduğu tavır ENKS’nin PYD/YPG terör yapılanması ile ortaklık olasılığını sonlandırabilecektir. Benzer biçimde, PYD/YPG, PKK’nın baskısı ve yönlendirmesi sonucunda oluşturulacak olan ENKS-KDP-Türkiye şeklindeki bir blok imajının ve söyleminin etkisiyle iş birliği arayışından çekilebilecektir. Bu süreçte PYD/YPG kendisini PKK’nın yaşadığı kayıpların telafi edilmesine endeksleyebilecektir.

• Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İran’da büyük bir etki yaratan ve İran’daki PKK varlığına değinen açıklaması, Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtları ile birlikte daha net bir anlam kazanmıştır. Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından yüzeysel biçimde reddedilen bu açıklama esasen bir uyarı niteliğindedir. Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtları ile Irak’ın kuzeyinde ciddi bir lojistik kayba uğrayan, Suriye ve Türkiye sahalarına kaçış veya geçiş imkânı bulunmayan PKK’nın, olası ve belki de tek çıkış alanı İran olarak belirmektedir. Bu durumda PKK’nın konuşlanma alanını İran’a kaydırmasıyla Türkiye’ye yönelik PKK tehdidinin kaynağı da İran sınırları olacaktır. Söz konusu Harekât öncesinde Soylu tarafından yapılan bu açıklamada bu olasılığa dikkat çekilmiştir. Bu doğrultuda açıklamanın, PKK’nın konuşlanma stratejisini İran eksenli olarak yenileme girişimi karşısında İran’ın bu hamleye izin vermemesinin telkin edilmesi şeklinde değerlendirilmesi mümkündür.

• Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan Harekâtlarının hemen ardından İran’ın 16 Haziran’da Irak sınır hattında gerçekleştirdiği operasyonlar, İran açısından bu telkinin ciddi biçimde algılandığı ve İran’ı pratikte somut adımlar atmaya yönelttiği şeklinde değerlendirilebilmektedir. Fakat bu noktada, İran’ın PKK’ya yönelik operasyonlarının verimlilik ve etkililik boyutlarında gözlemlenen sorunlar bir muğlaklık oluşturmaktadır. PKK ve İran arasında “birbirini doğrudan hedef almama” stratejisi kimi durumlarda sekteye uğrayabilmekte ve özellikle İran, PKK’ya yönelik operasyonlara girişebilmektedir. Bu süreçlerden bir tanesi de 2007 yılında İran’ın sınır hattındaki hedeflere genellikle isabetsiz şekilde gerçekleştirilen Katyuşa saldırısıdır.

• 2007 yılındaki bu örneğin,16 Haziran 2020 tarihli İran operasyonları ile tekrarlanıp tekrarlanmadığı şu an için belirsiz görünmektedir. PKK’nın, Irak’ın kuzeyinden İran sınırlarına yönelimine karşı alınacak tedbirler ve gerçekleştirilecek hamlelerin verimliliği ve etkililiği bu sürecin esas niteliğini belirleyecektir.
 


 1 HPG: Hezen Parastin Gel/ Halk Savunma Güçleri. PKK’nın silahlı kanadının ismidir.
 2 YJA-STAR: Yekineyen Jinen Azad en STAR/STAR Özgür Kadın Birlikleri. PKK’nın silahlı kanadının kadın birimidir.
3 ENKS: Encümani Niştimaniya Kurdi li Suriye/Suriye Kürt Ulusal Konseyi. 2012 yılında Suriye’de faaliyet gösteren farklı Kürt örgütlerinin ve Irak KDP’sinin desteği ile oluşturulan siyasi birlik platformu.
 4 HBDH: Halkların Birleşik Devrim Hareketi. 2016 yılında PKK’nın öncülük ettiği ve pek çok sol terör örgütünü içinde barındıran terör yapılanmasıdır.
 5 YPS: Yekineyen Parastina Sivil/ Sivil Savunma Birlikleri: 2015 yılı Aralık ayında oluşturulan ve 2015-2016 yıllarındaki meskun mahal çatışmalarında aktif rol oynayan, PKK’nın sözde milis yapılanmasıdır.

 

Pençe-Kartal, Pençe-Kaplan, PKK, PYD/YPG, İran, Türkiye

Irak ve Suriye’de DEAŞ’ın Yükselişi

Çağatay Balcı

Gelinen son noktada ABD, Rusya, Irak ve Suriye devletleri DEAŞ’ın gerçek anlamda yenilgiye uğratılamadığını ve örgütün bir yeniden doğuş sürecine girdiğini kabul ediyorlar.

Pençe Harekâtlarının PKK ve Uzantılarının Stratejik Pozisyonlarına Etkisi

Çağatay Balcı

PKK, KDP’yi “ihanet” ile itham ederken PYD/YPG, KDP destekli ENKS ile iş birliği arayışına yönelmekte ve bunu bir “ulusal birlik” zeminine dönüştürmek istemektedir.