Petrol Arz ve Talep Şokları ve Küresel Ekonomi

EKONOMİGÖRÜŞ 09.05.2022
Murat Aslan Başkan Yardımcısı / Koordinatör, Ekonomi

Salgın döneminde karşılaşılan ekonomik krizin etkileri, henüz tam anlamıyla iyileşmeden, dünyanın birçok ülkesi enerji ve gıda güvenliği bakımından zorlu bir döneme giriyor. Enerji ve gıda güvenliği alanlarında ortaya çıkan belirsizlik ortamının ve dolayısıyla arz şokunun kısa ve orta dönemde çözümü de zor gözüküyor.

Geçtiğimiz üç yılda petrol piyasalarında talep ve arz şokları gözlemlendi. Petrol diğer sektörler tarafından girdi olarak kullanıldığı için petrol piyasasında yaşanan şoklar (ve özellikle de arz şokları) birçok ülke ekonomisini derinden etkiliyor.

Petrol piyasalarında Covid-19 salgının neden olduğu daraltıcı talep şoku ve ayrıca salgının neden olduğu ekonomik sorunlar henüz tam olarak sarılmamışken, dünyanın birçok ülkesi petrol piyasalarında Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle ortaya çıkan arz şokunun etkisi ile baş etmeye çalışıyor. Mevcut jeopolitik gelişmenin kısa dönemde bitmeyeceği ve bu nedenle jeopolitik risklerin bir süre daha petrol piyasalarında etkili olacağını öngörüyoruz.

Covid-19: Sağlık Krizi ve Petrol Piyasaları

Dünya ekonomisi Covid-19 sürecinde bazı sorunlarla karşı karşıya kalmıştı. Bu dönemde tüketici harcamaları ile yatırım harcamalarında azalma meydana gelirken, talep yönlü bu daralma dinamiklerine ilave olarak birçok ülkede uygulamaya konulan kapanma tedbirleri arz (üretim) cephesini de kriz içine sokmuştu. Bunlara ilave olarak ülkelerin uyguladıkları kapanma tedbirleri küresel ölçekte tedarik zinciri sorunlarına da yol açtı.

Salgın öncesinde ham petrol üretim ve tüketim düzeyleri küresel ölçekte birbirlerine yakın düzeylerde 99-101 milyon varil/gün (v/g) seyrederken, salgının dünyayı tedirgin etmeye başladığı Ocak 2020’den itibaren küresel petrol talebinde hızlı bir daralma meydana gelmiş ve Nisan 2020’de talep 82,5 milyon v/g seviyesine kadar gerilemişti (Grafik-1A). Birçok ülkede uygulamaya konan kapanma tedbirleri, küresel talebin azalmasına ve böylece petrol piyasalarında önemli düzeyde arz fazlasının ortaya çıkmasına (ve dolayısıyla küresel petrol stoklarında artışa) neden oldu (Grafik-1B). Salgın öncesinde 4,1 milyar varil düzeyinde olan dünya ham petrol stoku, 2020 yaz aylarında 4,7 milyar varil düzeyine yükselmişti. Bu nedenle ham petrol varil fiyatı Mart 2020’de 20 dolar/v seviyelerine kadar çekildi (Grafik-1B).

Küresel petrol talebi 2020’nin ortalarından itibaren toparlandı ve bundan sonraki aylarda petrol tüketimi genel olarak petrol üretiminin üzerinde seyretmiş (talep fazlası) ve aradaki fark stoklardan karşılandı.

Rusya’nın Ukrayna’yı İşgali Sonrası Petrol Piyasaları: Arz Şoku

Haziran 2020 sonrası küresel petrol tüketimindeki artış, üretim artışının üzerinde oluştu. Bunun sonucunda petrol fiyatlarında artış ve stoklarda azalma gözlemlendi. 2021’in ortalarından itibaren salgının neden olduğu ekonomik sorunların hafifletilmesi için birçok ülkede para ve maliye politikaları devreye sokuldu.

2021’in son çeyreğinde ise dünya yeni bir jeopolitik belirsizlik sarmalı içine girdi. Aralık OPEC toplantısı, bu belirsizlik sarmalının ilk başlangıç noktasıdır. Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması sonrasında durum daha da karamsar bir yöne evrildi.

Aralık 2021’de düzenlenen OPEC toplantısı öncesinde ABD Başkanı Biden telefon diplomasisi yürüterek, OPEC’in üretim miktarını 1 milyon varil düzeyine çıkarmasını istemişti. Ancak Aralık 2021’deki toplantıda OPEC üyeleri tarafından kabul edilen artış miktarı (400 bin varil), ABD’nin arzu ettiği 1 milyon varilin gerisinde kalması nedeniyle petrol fiyatlarında büyük bir sıçrama yaşandı. Aralık 2021-Şubat 2022 arası üç aylık dönemde ham petrol varil fiyatı 70 ABD doları seviyesinden 100 ABD doları seviyesine yükseldi (Grafik-1B).

24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmek amacıyla başlattığı askeri operasyon ile petrol piyasalarında belirsizlik daha da derinleşince, küresel petrol fiyatlarında ikinci bir sıçrama gözlemlendi. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 8 Mart 2022’de 129 ABD doları seviyesine yükseldi.

ABD ve İngiltere Rusya’ya karşı yaptırım kararını, henüz işgal başlamadan uygulamaya koydular. Bu iki ülke 21 Şubat’ta (savaş başlamadan üç gün önce) Rusya’dan her türlü fosil enerji ithalatını yasakladılar. İşgal ’in başladığı 24 Şubat sonrasında ABD başta olmak üzere AB ülkelerince Rusya’ya yönelik yaptırımların dozu giderek arttırıldı. Petrol bakımından her ne kadar birincil yaptırımlar hızlı bir şekilde devreye sokulsa da ikincil yaptırım konusunda henüz çok kararlı bir adım atılmamış durumda.

Küresel toplam petrol ticaretinin yüzde 10’u Rusya tarafından gerçekleştiriliyor. Bu yüzden Rusya bu piyasada son derece önemli bir aktör. Petrol üretimi 10-11 milyon v/g olan ülkenin; (1) ham petrol ihracatı 4,5-5,5 milyon v/g ve (2) toplam petrol ürünleri ihracatı 7-8 milyon v/g bandında gerçekleşiyor.

ABD bağlamında Rusya’dan petrol ticareti yapılmasına yönelik birincil yaptırımlar devrededir. Rusya’dan petrol ithalatının azaltılmasına yönelik ABD yönetimince siyasi bir irade ortaya konulmuş olmakla birlikte küresel ekonomide ciddi bir kriz oluşmaması için resmi anlamda ikincil yaptırımlar devreye sokulmamıştır. Ancak ABD yönetimi ülkelerin gönüllü olarak Rusya’dan petrol ithalatını (Rusya’ya olan bağımlılıklarını) azaltmalarını beklemektedir.

Rusya’dan petrol ithalatına devam eden ya da ithalatını arttıran ülkeler bunu gizleyerek yapma eğilimindeler. Bu ülkeler ABD politikalarından rahatsız olsalar dahi siyasi olarak ABD ile karşı karşıya gelmemek için Rusya’dan petrol ithalatlarının en azından belirli bir kısmını gizleyerek yapıyorlar.

Grafik-2’de 2019’da Rusya’nın ihraç ettiği 7,8 milyon v/g petrolün ülkelere göre dağılımı gösterilmektedir. ABD’nin uyguladığı baskı sonucunda Çin ve Belarus dışındaki ülkelerin Rusya’dan yaptıkları petrol ithalatında azalmaya gidecekleri öngörülebilir. Ancak piyasa fiyatlarına göre Rusya’nın yüzde 20-25 düzeyinde iskonto yaptığına yönelik haberler çıkmaktadır. Başta Çin olmak üzere Hindistan ve diğer bazı büyük enerji ithalatçısı ülkelerin bu fırsatı kullanacaklarını düşünüyoruz. Bu bağlamda Rusya’nın petrol ihracat miktarında orta dönemde ciddi bir azalma olması beklenilmemektedir. Ancak elde edilen ihracat gelirlerinin (iskonto ve bypass mekanizmalarından kaynaklanan işlem maliyetlerinden dolayı) beklenenin bir miktar altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

Değerlendirme

ABD, Rusya’nın fosil enerji ihracatına yönelik ikincil yaptırımları henüz uygulamaya koymadı. Resmi olarak ikincil yaptırımlar devreye girmemiş olmasına rağmen ABD’nin birçok ülkeye Rusya’dan enerji ithalatlarını azaltmaları için baskı yaptığı da biliniyor. ABD’nin baskısı nedeniyle yakın müttefiki bazı ülkelerin (Almanya, Hollanda, Polonya, İtalya vb.) Rusya’dan fosil enerji ithalatını azaltmaları bekleniyor. Ancak başta Almanya olmak üzere AB’de birçok ülkenin enerji bakımından Rusya’ya ciddi oranda bağımlı olması, bu ülkelerin Rusya’dan ithalat düzeylerini azaltma süreçlerinin sorunlu hale gelebileceğini düşündürüyor.

Ancak Çin ve Hindistan gibi net enerji ithalatçısı büyük ülkelerin, Rusya’nın uygulamaya koyduğu iskontolu fiyatlardan faydalanacaklarını ve böylece dolaylı yollardan da olsa Rusya’dan yaptıkları petrol ithalatlarını artıracaklarını öngörüyoruz.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kısa dönemde çözümlenmesi zor gözüküyor. Petrol piyasalarındaki belirsizliğin kısa vadede (2022 sonu) ve hatta orta vadede devam edeceğini düşünüyoruz.

Açıkçası salgın döneminde karşılaşılan ekonomik krizin etkileri, henüz tam anlamıyla iyileşmeden, dünyanın birçok ülkesi enerji ve gıda güvenliği bakımından zorlu bir döneme giriyor. Enerji ve gıda güvenliği alanlarında ortaya çıkan belirsizlik ortamının ve dolayısıyla arz şokunun kısa ve orta dönemde çözümü de zor gözüküyor.

Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülkelerin kısa dönemde bu durumdan zarar göreceği düşünülüyor. Sorunun sadece fiyatlarla sınırlı kalmama ihtimali de bulunuyor. Kış aylarında petrol ve doğal gaz tedarikinde sorunlarla karşılaşma ihtimali vardır. Bu ihtimalin de düşünülerek, Türkiye’nin alternatif senaryolar üzerinde çalışması ve bu senaryolar ile ilgili acil-eylem planlarını hazırlaması gerekiyor. Kısa vadenin yanında orta vadede enerji bakımından yurt dışına bağımlılığın azaltılmasına yönelik ciddi adımların atılması zorunludur.


Bu yazı ilk olarak Kriter’in 68. sayısında yayımlanmıştır.

Stratejik Eksende İran Alüminyum Sektörü

Murat Aslan

İran’da başta alüminyum ve çelik olmak üzere metal üretiminde ciddi bir artış gözlemlenmektedir.

İran’da İmalat Sanayisinde Çalışan Beyaz Yakalıların Ücretleri

Murat Aslan

İran ile diğer ülkeler karşılaştırıldığında, İran’da beyaz yakalıların ücretlerinin oldukça düşük olduğu anlaşılmaktadır.