Protestolar Göç Dalgası Başlatır mı?

Turgay Şafak Kıdemli Uzman

İran’da göçün en yüksek olduğu dönemler, büyük siyasi çalkantılar sonrası olurken yakın vadede göçün en fazla yaşandığı dönemlerden biri, 2009 protestoları sonrası yaşanmıştır.

İran’da on yıllardır tartışılan meselelerden biri, hiç şüphesiz göç meselesidir. Toplumsal hareketler, savaşlar, devrimler, iç çatışmalar, ekonomik sorunlar ve iklim değişikliği sebebiyle meydana gelen göçler ile ilgili bugüne kadar İran’da çoğunlukla beyin göçü üzerinde durulmuş; akademisyen, sanatçı ve öğrencilerin göç etmeleri konuşulmuştur. 

Pehlevi Dönemi’nde ülkede yaşanan iç karışıklıklar sebebiyle 700.000 eğitimli ve nitelikli kişi yurt dışına çıkmıştır. İslam Devrimi’nden hemen önce yurt dışındaki üniversitelerde 100.000 İranlı öğrenci eğitim almaktaydı. Devrim’le birlikte Pehlevi bürokrasisinde yer almış bürokratlar, askerler ve Pehlevi yönetimine yakın akademisyen, sanatçı ve aydınlar ülkeden kaçmak zorunda kalmıştı. Devrim sonrası dönemde sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı, İran’da göçü etkileyen önemli bir faktör olmuştur. Devrim’den sonraki yıllarda Kültür Devrimi ile birlikte üniversitelerin bir süreliğine kapatılması, yine pek çok akademisyen ve öğrencinin yurt dışına çıkmasına sebep olmuştur. 

İran’da yapılan bilim olimpiyatlarına giren öğrencilerin ve adı son günlerde yaşanan protestolarla gündeme gelen Şerif Teknik Üniversitesi mezunlarının büyük bir kısmı, eğitimlerine devam etmek için ABD ve Kanada’daki üniversiteleri tercih etmektedir.

Son yıllarda yaşanan ekonomik krize bağlı olarak aldıkları ücretin düşük olduğu gerekçesi ile sağlık çalışanlarının yurt dışına gidişinde de bir artış göze çarpmaktadır. 2020 yılında 2.000’e yakın hemşire istifa ederek yurt dışına çıkmış, yine aynı yıl 3.000 doktor ülkeyi terk etmiştir. 

Yine son yıllarda ülkede yaşanan sosyoekonomik sorunlar sebebiyle yurt dışına göçen bir başka grup, sporcular ve spor antrenörleri olmuştur. İran adına uluslararası müsabakalarda madalyalar kazanan pek çok sporcu, başka bir ülkeye iltica etmiş ve İran adına müsabakalara katılmaktan vazgeçmiştir. 

Bugüne kadar ağırlıklı olarak akademisyen, sanatçı ve aydınların göçlerinden bahsedilen İran’da, son günlerde göçün kitlesel hâle geldiğinden bahsedilmeye başlanmıştır. İran Göç Gözlemevi Başkanı Behram Salavati’nin yaptığı açıklamaya göre İran, artık sadece elitlerin değil; farklı toplumsal tabakalara mensup meslek sahipleri, zanaatkârlar ve öğretmenlerin göçüyle de karşı karşıya kalmıştır. Son yıllarda parası, mesleği ve eğitimi olan herkes muhtelif sebeplerle ülkeyi terk etmeye başlamıştır. Salavati’ye göre İran’da göçü asıl tetikleyen şey, ekonomik olmaktan ziyade toplumsal krizler olup özellikle elitlerin ve eğitimli kesimin göç etmelerinin sebebi geleceğe dair ümitsizlikleridir. Bugün gelinen noktada göç, İran’da son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bunun sebeplerinden biri, pandemi sürecinde ülkeler arasındaki insan hareketliliğinin azalması sebebiyle göç imkânı olmaması sonrası serbestliğin başlaması iken asıl önemli sebebi ise ülkede yaşanan ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi krizlerdir. Artık her meslek grubundan insan bir yolunu bulup yurt dışına çıkma, başka bir ülkeden vatandaşlık alma düşüncesindedir. Dil kurslarına olan ilginin artması ve üniversite eğitimi için başvuru yapanlardaki artış bunu göstermektedir

Eskiden eğitim amacıyla yurt dışına çıkan kişiler, ailelerinin İran’da olmaları nedeniyle eğitimlerini tamamladıktan sonra geri dönme düşüncesine sahipken artık aileler çocuklarını yurt dışına gönderirken emekli oldukları zaman çocuklarının yanına yerleşmeyi düşünmektedir. İran Göç Gözlemevi Başkanı, bunun İran için büyük bir tehlike olduğunu dile getirerek yetkililerin bu konu hakkında bir önlem almadıklarını söylemektedir. İran’da göçün en yüksek olduğu dönemler, büyük siyasi çalkantılar sonrası olmuştur. Yakın vadede göçün en fazla yaşandığı dönemlerden biri, 2009 protestoları sonrası yaşanmıştır. 2019-2020 yılları sonrası yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar, yeni bir göç hareketliliği yaşanmasına sebep olmuştur. Mehsa Emini’nin ölümü sonrasında eylül ayı ortalarında başlayan protestolarla birlikte İran’dan Türkiye’ye gelen turist sayısındaki artış oranı, hadiselerin büyümesi hâlinde Türkiye’nin daha büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya kalacağının ipuçlarını göstermektedir. Birçok İranlı iş insanı hatta orta ve küçük ölçekli yatırımcı, olayların daha uzun süre devam edeceği korkusu ile sermayesini Türkiye’ye taşımak isteyecektir. Son yıllarda Türkiye’de konut satın alan yabancılar sıralamasında ilk sıralarda yer alan İranlıların, İran’da protestoların devam etmesi durumunda konut edinmelerinin artarak devam edeceği tahmin edilebilir. Bunun en büyük göstergelerinden biri olarak Emini protestolarından sonraki dönemde, İran’dan Türkiye’ye giriş yapan turist sayısındaki artış gösterilebilir. Şöyle ki İran’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının en fazla olduğu dönem genellikle İran’ın Nevruz tatili dönemi olmasına rağmen eylül ayında tarihî bir sayıyla 307.000 kişiye ulaşmıştır. Nevruz tatilinde Türkiye’ye gelen İranlı sayısı 270.000 kişi ile daha önceki dönemlere göre yüksek bir sayıya ulaşmıştı. Turist sayısındaki belirgin artışın ilk nedeni olarak akla protestolar gelmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi siyasi, toplumsal ve ekonomik olarak ortaya çıkan sorunlarla birlikte göç hareketliliğinde de bir yükseliş yaşanmaktadır. İran’da yaşanan gelişmeler ve protesto gösterilerini bu açıdan da okumak gerektiği kanaatindeyiz. 

İran’da Protestolar ve Z Kuşağı

Turgay Şafak

Protestolarda gözaltına alınanların yaş ortalamalarının 14-18 yaş arası olması, protestolara katılanların büyük çoğunluğunun Z kuşağı gençliği olduğunun ispatı gibidir.

İrşat Devriyelerinin Tarihçesi

Turgay Şafak

Mehsa Emini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesinin ardından başlayan olaylar sonrasında zorunlu örtünme yasası ve İrşat Devriyeleri, en çok tartışılan konulardan biri olmuştur.