Reisi Bir Yılını Doldurmadan Bir Bakanını Kaybetti

İran Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı, istifaya zorlanarak siyasi ve ekonomik çekişmelerin ilk kurbanı oldu.

Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Hüccetullah Abdulmeliki’nin 14 Haziran’da istifa etmesiyle birlikte İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin kabinesi, göreve başlamasından yalnızca on ay sonra ilk istifasına şahit olmuş oldu.

Reisi kabinesinin en genç bakanlarından biri olan 41 yaşındaki Abdulmeliki, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “hükûmet içerisinde iş birliğinin güçlendirilmesi için görevinden ayrıldığını” ifade etti.

“İş birliği” kelimesi ve Reisi’nin vakit kaybetmeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Muhbir’in yardımcılarından birini kooperatif, çalışma ve sosyal refah bakanı olarak ataması; suçlamaları, Muhbir’e yönlendirdi. Bazı gözlemciler; Abdulmeliki’nin, “kabinenin ekonomi halkasının başındaki kişi” olarak bilinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile iyi geçinemediğini ve düşüşüne bu durumun sebep olduğunu belirtti.

Dikkat çekici bir şekilde bu durum, bir hükûmet üyesinin Muhbir ile olan anlaşmazlığı sonucu hükûmetten uzaklaştırıldığının iddia edildiği ikinci örneği teşkil ediyor. Nisan ayının sonlarında, Reisi’nin ekonomik ilişkilerden sorumlu yardımcısı ve eski cumhurbaşkanı adayı Muhsin Rızai’nin, hükûmetin ekonomi komisyonlarına artık katılmadığı konuşulmuştu.

Ancak Abdulmeliki’nin ikinci olduğu söylenen istifası, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhbir ile yaşadığı iddia edilen koordinasyonsuzluktan daha derin meselelere dayanıyor.

Emekçi Adı Altında Varlıklı Bir Bakanlık

Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanlığı, İran yönetiminin en zengin bakanlıklarından birini teşkil ediyor. Binlerce çalışanı ve yüzlerce yöneticisi ile Bakanlığın; bankacılık, ulaştırma, enerji ve madencilik sektörlerinde çok sayıda holdingi bulunuyor. Bakanlık, aynı zamanda birçok varlıklı emekli fonunu da yönetiyor. Tüm bu şirketler ve firmalar büyük gelirler elde ediyor. Bu nedenle bu holdingleri ve onların ana şirketi olan Sosyal Güvenlik Yatırım Şirketini (SSIC veya Farsça SHASTA) elinde bulundurmak, İran’da iktidarı ele geçiren siyasi gruplar arasında gerçek bir rekabet konusu oluşturuyor.

Abdulmeliki’nin yakın zamanda ayrıldığı pozisyon için uygun bir aday olmasını sağlayan birçok faktör vardı. Yeni hükûmetin birçok yetkilisinin ve yöneticisinin mezun olduğu İmam Sadık Üniversitesinden mezun olan Abdulmeliki’nin, ekonomi alanında doktora derecesi bulunuyor. Abdulmeliki aynı zamanda, yalnızca Devrim Rehberi Ayetullah Ali Hamenei’nin makamına karşı sorumlu olan zengin yardım kuruluşu İmam Humeyni Yardım Vakfının mütevelli heyetinde de görev yapmıştı. 

Bunlara ek olarak Abdulmeliki, Sadık Mahsuli’nin yakın müttefiklerinden biridir. Varlıklı bir iş insanı olan Mahsuli, Mahmud Ahmedinejad hükûmetinde içişleri bakanı olarak görev yapmıştır. Kendisinin, muhafazakâr bir parti olan Paydari Cephesinin manevi babası ve finansörü olduğu bilinmektedir. 

“İran İslam Cumhuriyeti Paydari Cephesi”, İran’ın muhafazakâr fraksiyonları arasında yaşanan derin anlaşmazlıkların sonucu olarak ortaya çıkmış, aşırı muhafazakâr bir siyasi partidir. 2009 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı, başta dönemin Meclis Başkanı Ali Laricani olmak üzere diğer muhafazakâr gruplarla yaşadığı anlaşmazlıklarda destekleyen bir grup Meclis üyesi tarafından kurulmuştur. 

Grubun dinî lideri; Şii din adamı ve âlim Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdi (1935-2021) idi. Grup, Ahmedinejad ile yollarını ayırarak 2011’de resmî olarak siyasi bir parti kurdu. Paydari Cephesi, İran İslam Cumhuriyeti’nin ilkelerine daima sadık kalmaya çalışmış ancak siyasi farklılıkları sebebiyle diğer muhafazakârlarla aralarındaki mesafeyi korumuştur. 

Reisi yönetiminin önemli unsurlarından biri olmasına rağmen Paydari Cephesi, kendine ait bir gündemi takip eden güçlü bir rakip durumundadır. Partinin zaman zaman hükûmetin dışişleri ve ekonomi alanlarındaki politikaları ile ters düşmesinin sebebi budur. Paydari Cephesinin üyeleri, Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak da bilinen İran ve altı dünya gücü arasında imzalanan Nükleer Anlaşma’nın sert eleştirmenleri olarak bilinmektedir. Bu tarihe kadar KOEP’i canlandırmaya yönelik Viyana görüşmelerine karşı çıkmışlardır. Bu siyasi arka plana karşı Abdulmeliki, işverenlerden emeklilere ve patronu Cumhurbaşkanı Reisi’ye kadar birçok kişiyi öfkelendirdiği bir performans sergilemiştir.

Eski Bakan, şubat ayında verdiği bir röportajda, Bakanlığın holdinglerinde geniş bir ağda çalışan 1.000 yöneticiden etkisiz olan 350 yöneticiyi değiştirdiğini söylemiş ve takip eden aylarda daha fazla kişinin işten çıkarılacağını taahhüt etmişti. Abdulmeliki’nin her iki selefinin de İstihbarat Bakanlığından olduğu göz önüne alındığında, her biri bir hiziple bağlantılı olan tüm bu yöneticileri görevden almanın sonuçları büyük olmaktadır. Bu durumda, görevlerinden uzaklaştırılanların çoğunun şu ya da bu şekilde istihbarat aygıtıyla bağlantıları olduğunu varsaymak mümkündür.

Reisi’nin ekonomi ekibinin devlet yardımlarını kesmeye karar vermesiyle ve hükûmetin hanelere nakit para yardımı yapmak yerine temel ürünlerin ithalat ücretlerini ödemesiyle başka bir sorun ortaya çıktı. Eleştirmenler; Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı’nı ödeme yapılması gereken nüfusu başarısız bir şekilde sınıflandırmakla suçladı. Nakit ödeme almayı hak ettiğini düşünen insanların, Bakanlık tarafından listeden çıkarılması, bu insanlar arasında hoşnutsuzluk yarattı.

Bununla birlikte bardağı taşıran son damla; Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanlığının bir kolu olan Yüksek Çalışma Konseyinde alınan ve Abdulmeliki tarafından açıklanan asgari ücretteki %57,4’lük artış oldu. Hâlihazırda nakit sıkıntısı çeken ve bu kararın mali yükünü fark eden hükûmet, memurları bu yasadan muaf tutarak milyonlarca işçi ve emekli için geçerli olan yıllık %10 oranında zam alacaklarını duyurdu. Buna tepki olarak emekliler ve belediye gibi kuruluşlarda çalışanlar, tam zam talebiyle sokaklara döküldü. Dolayısıyla bu protestolar, hükûmet ve Meclis için yeni bir sorun hâlini aldı. Bu konudan memnun olmayan ve yüksek yaşam maliyetinin yüksek enflasyon ve günlük protestolar ile iç içe geçmesinden endişe duyan Meclis, hükûmetten maaş zammı için bir yasa tasarısı hazırlamasını ve eklenen tutarları %10 ila %20 arasında tutmasını istedi.

Yayımlanan bir habere göre Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhbir ve “güvenlik aygıtı” ile istişarelerin ardından Cumhurbaşkanı Reisi, Abdulmeliki’den istifasını istedi. Hükûmet ayrıca emeklilere, işçilere ve memur maaşlarına %10 oranında zam yapılacağını ve sadece asgari ücret alanların %57,4’lük zamdan faydalanacağını açıkça belirtti.
Abdulmeliki’nin gidişiyle Meclis; tarım ile sağlık, tedavi ve tıbbi eğitim bakanlarının yanı sıra Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin ve kendisi de bir İmam Sadık Üniversitesi mezunu olan Ekonomi ve Maliye Bakanı İhsan Handuzi de dâhil olmak üzere diğer birçok bakana göz dikti.

Astan-ı Kudsi Razavi’den Reisi hükûmetine katılmak için ayrılan Fatımi Emin’in durumu ise biraz daha farklı görünüyor. Astan-ı Kudsi Razavi’nin, Meşhed’deki 8. Şii İmam Ali er-Rıza bin Musa el-Kazım’ın türbesini yöneten bir imparatorluk olduğunu belirtmek gerekiyor. Reisi, 2016’dan 2017’ye kadar Astan-ı Kudsi Razavi’nin başkanlığını yapmış ve Fatımi Emin, Reisi’nin yardımcılarından biri olarak görev almıştı.

Pek çok kişi -mizahi bir dille de olsa- Fatımi Emin’in, Reisi’nin kendi başına seçtiği tek bakan olduğundan milletvekilleri için yutması kolay bir lokma olmadığını söyleyerek geri kalan tüm bakanların; Reisi’nin, müttefik olan siyasi rakiplerinin pastadaki payı olduğunu ima ediyor. Pozisyonunda ısrar eden İran Meclisi, milletvekillerini süreci siyasallaştırmakla itham eden hükûmeti dehşete düşürerek Fatımi Emin’in görevden alınma sürecini başlatmış bulunuyor.