Sistani’nin Olası Halefi Olarak Öne Çıkan İsim: Erivani

Müştak El-Hılo Koordinatör, Şiilik Araştırmaları

Sistani’den sonra yerine geçmek için ismi konuşulan tüm adaylar arasında en çok öne çıkan isim Erivani’dir.

Şia mezhebinde birkaç asır önce taklit merciliği kurumunun (mezhebin mensupları tarafından izlenen dinî otorite) teşekkül etmesinden bu yana birincil taklit mercisi, uyruğuna ve etnik kökenine bakılmaksızın Necef’teki din adamları arasından belirlenmiştir. Bu nedenle Necef her zaman farklı Şii topluluklarından gelen din adamlarına ev sahipliği yapmıştır. Son 20 yılda öne çıkan dört taklit mercisi Necef’ten çıkmıştır. Bu isimler; İran kökenli Ayetullah Ali Sistani, Irak kökenli Ayetullah Muhammed Said Hekim, Afganistan kökenli Ayetullah Muhammed İshak Feyyaz ve Hindistan kökenli Ayetullah Beşir Hüseyin Necefi’dir. Ayetullah Hekim’in Eylül 2020’de vefatıyla Necef medreseleri, Irak kökenli büyük din adamını kaybetmiştir.

Ayetullah Erivani’den Yeni Hamle

Birkaç hafta önce Necef medreselerinin en önde gelen din adamlarından biri olan Ayetullah Muhammed Bakır Erivani, Necef’te kendi ofisini açtı. Şüphesiz sadece ofis açmak kimseyi taklit mercisi yapmaz. Ancak bu gelişmede, üzerinde durulması gereken husus, bu ofisi kimin açtığı ve dinî çevrelerin bu eyleme karşı nasıl tavır aldığıdır. Bu açıdan bakıldığında Ayetullah Erivani’nin bu hamlesinin, sadece Ayetullah Hekim’in boşluğunu doldurmak için değil; aynı zamanda Ayetullah Sistani’den sonra onun konumunu üstlenmek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.

Teamüle göre Sistani’nin vefatı durumunda diğer iki büyük taklit mercisi hâlâ hayatta olursa onlar da hemen hemen Sistani’yle yaşıt olduğundan dolayı onlardan birinin Sistani’nin yerini alması uzak bir ihtimaldir. Geçmişte görüldüğü gibi birincil taklit mercisi olarak belirlenen din adamlarının yaş aralıkları genelde 60-70 arasıdır. Bunun nedeni, en üst dinî otorite konumunu işgal eden din adamlarının kısa sürede vefatı dolayısıyla makamın sürekli el değiştirmesinden dolayı meydana gelebilecek istikrarsızlığı ve zafiyeti önlemektir. Hâlbuki yaşı çok fazla ilerlememiş bir din adamı en az 10-15 yıl medreselerin idaresini elinde tutabilir.

Erivani, Sistani’nin Yerine Geçebilir mi?

Sistani’den sonra yerine geçecek muhtemel adaylar arasında Erivani’nin, aranan nitelikleri herkesten çok haiz olduğu görülüyor. Erivani, seyit (Peygamber torunu) değil ancak bunun birincil taklit mercisi olması için bir engel olmadığını belirtmek gerekir. Erivani’ye ait ofisin Sistani’nin ofisi desteğiyle açıldığını not etmeliyiz. Dolayısıyla Erivani’nin adaylığı için Sistani’nin onayı olduğu söylenebilir. Erivani’nin ilmî yeterliliği, fikrî çizgisi ve karakteri; bu desteğin gelmesinin başlıca nedenleri arasında sayılabilir. Bununla birlikte Iraklı din araştırmacısı olan Ali el-Meden, Sistani’nin oğlu Muhammed Rıza’nın da bu destekte etkisi olduğunu öne sürmektedir. Ona göre Muhammed Rıza, kendisine yönelik öne sürülen; babasının yerine geçmek istediği ve böylece söz konusu makam için yeni bir âdet oluşturma çabasına dair iddiaları ortadan kaldırmak istemiştir. El-Meden’e göre Muhammed Rıza ayrıca şu an babasının ofisinde üstlendiği görevi, babasından sonra Erivani’nin ofisinde de sürdürmek niyetindedir. Muhammed Rıza, Ayetullah Erivani’den 13 yaş küçüktür ve Erivani, Sistani’nin yerine geçtiği takdirde onun bir sonraki aday olma ihtimali de artacaktır.

Erivani’nin taklit mercisi olmasının Sistani’nin ofisi tarafından desteklenmesi, Necef medreselerinin yönetimi tarafından akıllıca bir hamle olarak değerlendirilebilir. Zira Ekim 2019 Ayaklanmaları ardından ortaya çıkan durum, ulusal kimliğin güçlenmesi açısından Irak kökenli bir dinî liderin çıkmasını gerektirmiştir. Nitekim Iraklı olmayan bir figürün en yüksek dinî otoriteyi ele geçirmesi, Iraklı gençler tarafından memnuniyetle karşılanmayabilir ki bu durum, söz konusu makamın zafiyete uğramasına yol açabilir. Erivani, köken olarak Erivan Türklerinden olsa da daha çok Iraklı olarak bilinmektedir. Kendisi sadece Irak vatandaşıdır ve Arapça dışında başka bir dil konuşmamaktadır.

Erivani, Sistani’nin ofisinin desteğine ek olarak İran’ın ve Irak’taki İran taraftarı grupların da desteğini alabilir. Zira kendisinin kökenleri bir zamanlar İran yönetimi altında olan Erivan’a dayanmaktadır. Ayrıca kendisi yaklaşık 20 yıl İran’ın dinî merkezi olan Kum’da yaşamış ve buradaki medreselerde ders vermiştir. Üstelik hiçbir zaman İran aleyhinde bir tutum içerisinde olmamıştır.

Erivani; alçakgönüllü, mütevazı yaşam tarzına sahip, herkese saygı duyan, öğrencileri tarafından sevilen ve diğer din adamlarıyla dostça münasebetleri olan bir din adamı olarak bilinmektedir. Bu özellikleri nedeniyle ofisinin açılış haberi sadece Necef’te değil; Kum, Körfez ülkeleri ve Lübnan’daki diğer Şii çevreler tarafından da memnuniyetle karşılanmıştır.

Erivani, bugüne kadar herhangi bir ofis veya benzeri yapıya sahip olmak istememiş ve taklit mercisi olma yönünde hırslı olduğunu gösteren herhangi bir eylemde bulunmamıştır. En önemlisi, henüz kendisine ait risale-i ameliye kitabını (bir el kitabı mahiyetinde taklit mercilerince fıkıh ve dinî pratikler için takipçilerine hazırladığı eser) yayımlamamıştır. Kendi adına yayımladığı kitaplar da daha çok ders kitapları mahiyetinde olmuştur. Büyük taklit mercileri hayatta olduğu sürece bir din adamının kendi görüş ve yorumlarını içeren herhangi bir eser yayımlaması, söz konusu şahsın taklit merciliği iddiasında bulunduğu anlamına geldiği için genelde dinî çevreler tarafından olumlu karşılanmamaktadır. Görünen o ki Erivani, bu durumun farkında olarak bu eylemden uzak durmaya çalışmıştır. Onun söz konusu çevreler tarafından takdir edilen bu davranışı, kendisinin Sistani’den sonra yerine geçme şansını artırmaktadır.

Erivani Kimdir?

Erivani’nin ataları yaklaşık 200 yıl önce dinî eğitim almak maksadıyla Necef’e yerleşmiştir. Dedesi Fazıl Erivani, zamanının önde gelen din adamlarındandı. Babası Muhammed Taki Erivani (1913-2005) de Necef’te yaşamış din adamlarındandır. Muhammed Bakır Erivani ise 1949’da Necef’te doğmuştur. En çok ders aldığı hocaları; Ebulkasım Hoi, Muhammed Bakır Sadr ve Ali Sistani’dir. Siyasi faaliyetten uzak durmaya çalışmasına rağmen hocası olan Ayetullah Sadr’ın Saddam rejimi tarafından idam edilmesinin ardından güvenlik endişesi nedeniyle 1984’te İran’a geçerek 2003’e kadar Kum’da ikamet etmiştir.

Bir arkadaşının ifadesine göre Kum’a gitmek istediği zaman hocası Ayetullah Hoi kendisine şöyle demiştir: “Sen de bırakıp gidersen Necef’te kim ders verecek!”. Erivani aslında tam bir ilim insanıdır. Hayatının 50 yılı fıkıh ve fıkıh usulü öğretmeyle geçmiştir. Bu sürenin 30 yılında hariç-i fıkıh (dinî eğitimde en üst düzey) dersleri vermiştir. Kum’a geçtikten kısa süre sonra Kum medreselerinde Arapça ders veren en iyi hoca olarak öne çıkmıştır. Bu dönemde kendisinden daha üst düzeyde olan hocalar olmasına rağmen öğrenciler onun derslerine daha fazla rağbet göstermiştir. Derslerine Arap ülkelerinden gelen öğrencilerin yanı sıra Arapça bilen İran, Afganistan ve Pakistan kökenli öğrenciler de katılmıştır. Şu an bile binlerce öğrenci, onun derslerini sanal ortam aracılığıyla takip etmektedir. Hâlihazırda Necef’teki en kalabalık hariç-i fıkıh dersi, Erivani’ye aittir. Öğrenci yetiştirme metodu, hocası Ayetullah Hoi’nin aynısıdır. Kendisi birincil taklit mercisi olarak belirlendiği takdirde, bugün Şii topluluklarına dağılmış olan binlerce talebesi, onun önemli destekçileri olacaktır.

Siyasi Görüşleri

Yaklaşık 20 yıl Kum medreselerinde ders vermesine rağmen bu çevreden daha az etkilenmiş ve Necef ekolüne sadık kalmıştır. Ders verdiği süreçte odaklandığı konu hep fıkıh ve fıkıh usulü olmuş; Kum ekolünün felsefe ve tasavvufa olan eğilimine karşın bu konularla ilgilenmemiştir. Ona göre takvaya öncelik vermek, hayatta huzuru aramak ve kaçınılmaz durumlar dışında siyasetten uzak durmak Necef ekolünün özelliklerindendir. Erivani’ye göre Necef medreselerinde söz birliği ve fikir özgürlüğü öne çıkar. Başka bir deyişle Necef medreselerinin mensupları, farklı görüşlere sahip olsalar da bu görüş farklılığını topluma yansıtmazlar. Böylece ihtilaf konuları kamuoyu önünde tartışılmaz ve söz birliği korunur.

Erivani, birçok fıkhî meselede ılımlı yaklaşımı benimseyen din adamlarındandır. Örneğin Batı’daki Müslüman kadınların eğitim ve çalışma hayatıyla ilgili zorlayıcı görüşlere sahip değildir. Ayrıca pek çok geleneksel din adamının aksine özel durumlar olsa bile muhaliflere “iftira atılmasına” karşı çıkar. Bu görüşlerine rağmen dinî alanda geleneksel çizginin temsilcilerindendir. Bu nedenle Ayetullah Hüseyin Fazlullah, Şii inancına göre kabul edilmiş tarihî rivayetleri sorguladığından dolayı Ayetullah Vahid Horasani ve Ayetullah Cevad Tebrizi tarafından “sapkın düşünceli” olarak suçlandığında; Erivani, Kum medreselerinin yedi din adamıyla birlikte Eylül 1997’de yayımladığı bildiride, Horasani ve Tebrizi’nin ağır ithamlarını desteklemiştir. Gerçi söz konusu bildirinin İran güvenlik güçlerinin baskısı altında yayımladığına dair bazı söylentiler de vardır ancak unutmamak gerekir ki mezhebin geleneksel inançlarını korumak, bir din adamının dinî çevrelerdeki konumunu koruması ve taklit mercisi olabilmesi için önemli bir koşuldur. Bundan dolayı Erivani’nin dinî çevrelerde modern düşüncelere karşı olması anlaşılabilir.

Erivani, hayatı boyunca hem İran’da hem de Irak’ta siyasetten tamamen uzak durmuştur. Onun tek faaliyet alanı dinî eğitim olmuştur. Bu konuda sadece bir istisna vardır. 2002 sonlarında ABD Irak’a saldırmak üzereyken Ayetullah Sistani, Saddam rejiminin kontrolü altındaydı ve gelişmelerle ilgili yorumlarını takipçileriyle özgürce paylaşamıyordu. Bundan dolayı Erivani, Kum’da yaşayan diğer üç Iraklı hocayla birlikte ve Sistani’nin Kum’daki ofisiyle koordineli olarak “Irak Medreselerinin Kum’daki Ofisi” adında bir kuruluş oluşturarak başta ABD saldırısı olmak üzere güncel konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Ancak Saddam rejiminin düşmesi ve ardından Sistani’nin Necef’teki ofisinin faaliyetlerine başlamasından sonra söz konusu kuruluşla iş birliğine son verdi.

Erivani’nin dinî çevrelerin siyasetle ilişkisine yönelik yaklaşımı, hocası Ayetullah Hoi’nin görüşlerine uymaktadır. Necef ekolünün yaklaşımını benimseyen Erivani, siyasete müdahil olmanın sadece gerekli durumlarda doğru olduğu kanaatindedir. Ona göre Sistani’nin bazı siyasi meselelerde müdahil olması, özel koşullardan kaynaklanmıştır. Yoksa normal koşullar altında Sistani müdahalede bulunmazdı. Ona göre Irak’taki durum, İran’dakinden farklıdır ve İran’da olduğu gibi tüm gruplara tek bir görüşü kabul ettirmek mümkün değildir. Erivani açısından Sistani’nin başarısında üç faktör etkili olmuştur: mantıklı ve kapsayıcı tutum, güncel olaylar hakkında bilgi sahibi olma ile farkındalık, sağlam irade ile kararlılık.

Sonuç

Erivani için ofis açmaktan sonraki aşama, kendisine ait risale-i ameliye kitabını yayımlamaktır. Fakat Sistani hayattayken bu kitabı çıkarması düşük ihtimal olarak gözükmektedir. Erivani’nin dinî çevrelerdeki konumu göz önünde bulundurulduğunda risale-i ameliye kitabını yayımladığı zaman taklit mercileri arasında rahatlıkla yer alacağı söylenebilir. Burada karşımıza çıkan kritik soruysa onun Sistani’den sonra yerine geçip geçemeyeceğidir. Mevcut koşullar ve son gelişmeleri dikkate aldığımızda Erivani’nin bir sonraki birincil taklit mercisi olması olasılığı yüksek denilebilir. Zira kendisi söz konusu konuma geçmek için ismi konuşulan tüm adaylar arasında aranan niteliklere en çok sahip kişidir. Bilindiği üzere İran’da taklit mercilerinin listesi, Kum İlim Havzası Hocaları Topluluğu adında resmî bir kuruluş tarafından yayımlanarak ilan edilir. Hâlbuki Necef’te bu şekilde bir resmî mekanizma söz konusu değildir. Necef’te bir din adamının birincil taklit mercisi olması, dinî çevrelerle beraber eski birincil taklit mercisinin ofisinin o kişi etrafında toplanmasının ardından ve genel kabul yoluyla gerçekleşir. Burada başka bir ihtimale de değinmek gerekir. Sistani’nin vefatının ardından Erivani yerine geçecek isim olarak kesinleşse dahi kendisinden daha yaşlı taklit mercileri olduğu için onlara saygı göstermek adına birincil taklit merciliği onlar hayattayken açıkça ifade edilmeyebilir. Sonuç olarak Erivani’nin Sistani’nin halefi olması hâlinde onun çizgisini devam ettireceği söylenebilir.

Irak Bütçesinde Haşdi Şabi Gölgesi

Müştak El-Hılo

Fetih Koalisyonu milletvekillerinin ve İran’a yakın grupların engel çıkarması ve bütçenin kabul edilmesi karşılığında ayrıcalık elde etme çabaları, bütçenin onaylanmasındaki altı aylık gecikmenin temel sebebidir.

Jeopolitiğin Hizmetindeki Mezhebi Rivayetler: Curf el-Sahar Örneği

Müştak El-Hılo

Haşdi Şabi, siyasi ve stratejik nedenlerin yanı sıra Curf el-Sahar’daki varlığını dinî mitlerle ilişkilendirerek bölgeyi kendisi için bir üs hâline getirdi.