Suriye’de PKK/PYD-YPG Saldırılarındaki Artış Ne Anlama Geliyor?

Çağatay Balcı Araştırmacı, Güvenlik Çalışmaları

PKK/PYD-YPG'nin kontrol ettiği alanlarda bir “devlet” mekanizması kimliğine sahip olma çabası bu terör örgütünün biyolojik eylem gerçekleştirme olasılığını zayıflatmaktadır.

Durum Özeti

  • 28 Nisan 2020 tarihinde PKK/PYD-YPG terör örgütü tarafından Zeytin Dalı Harekâtı bölgesinde bulunan Afrin’de bomba yüklü araçla saldırı gerçekleştirildi.
     
  • Bu saldırı son aylarda yoğunlaşmaya başlayan saldırı ve eylem sürecinin son halkalarından birisidir.
     
  • PKK/PYD-YPG terör örgütü 2016 yılında gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekâtı’ndan bugüne Türkiye’nin terörle mücadele operasyonları yürüttüğü bölgelere yönelik terör eylemleri gerçekleştirmektedir.
     

Bağlam

  • PKK/PYD-YPG terör örgütü Türkiye’nin yurt içinde ve Irak ile Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü terörle mücadele operasyonları sonucunda ağır darbeler almıştır.
     
  • Bu durum başta KCK/PKK terör yapılanmasının üst düzey sorumlularının etkisiz hâle getirildiği operasyonlar sonrasında daha da belirginleşmiştir.
     
  • PKK/PYD-YPG terör örgütü, Suriye’nin kuzeyi içerisinde ve dışında Türkiye tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonların yanı sıra özellikle Barış Pınarı Harekâtı ile birlikte örgütsel strateji açısından bir sıkışmışlık içine girmiştir.
     
  • Söz konusu sıkışmışlığın diğer bir kaynağı ise koronavirüs salgınıdır. Bu durum örgütü kaçınılmaz bir biçimde strateji değişimine zorlamaktadır.
     

Analiz

  • KCK/PKK’nın üst düzey kadrosuna mensup teröristlerin Türkiye’nin başarılı operasyonları ile etkisiz hâle getirilmesi örgütsel yapı içerisinde ciddi bir karmaşaya yol açmakta ve bu durum PKK/PYD-YPG terör örgütüne de yansımaktadır.
     
  • Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği üç terörle mücadele harekâtı (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı) ile büyük bir alan kaybı yaşayan PKK/PYD-YPG’nin, alan kontrolüne dayanan stratejisi büyük ölçüde etkisini ve işlevini yitirmiştir.
     
  • Örgütsel stratejide yaşanan bu kaotik durum terör örgütünü farklı stratejik kararlara yönlendirmiştir.
     
  • KCK/PKK üst yapılanması kadrolarında yaşanan karmaşa ve KCK/PKK-PKK/PYD-YPG arasında yaşanan örgütsel iletişim ve koordinasyon sorunu PKK/PYD-YPG’yi sıkışmış ve arayış içerisinde olan tipik terör örgütü reflekslerine sevk etmiştir.
     
  • PKK/PYD-YPG, bu refleks doğrultusunda terör örgütlerinin ana gayeleri arasında yer alan varlığını ispatlama ve sürdürme stratejilerine yönelmiştir. Bu strateji, alan kontrolünü büyük ölçüde yitiren, Türkiye’nin terörle mücadele operasyonları gerçekleştirdiği bölgelerde cebirle baskı altında tuttuğu kitlelerin desteğini kaybeden PKK/PYD-YPG’nin, Türkiye’nin terörle mücadele harekât bölgelerine yönelik bombalama eylemleri ile somutlaşmaktadır.
     
  • PKK/PYD-YPG bu yolla örgüt içine, örgütün halk tabanına ve bölgedeki diğer halklara varlığını koruduğu ve sürdürdüğü mesajını vermekte; Türkiye’nin terörle mücadele için gerçekleştirdiği üç harekâtın öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan söylem-pratik çelişkisinin yarattığı prestij kaybını telafi etmeye çalışmakta ve yenilgi psikolojisinin etkisini kendi tabanından ve militanlarından uzak tutmaya çalışmaktadır.
     
  • PKK/PYD-YPG’nin bu stratejisi, terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde tesis ettiği alan kontrolü sayesinde inşa ettiği “'DEAŞ' karşıtı milis güç; Rojava Devrimi ve ayaklanmacı güç; özyönetim ve devletleşme öncüsü güç” imaj ve algılarının da etkisizleşmeye başladığını; PKK/PYD-YPG’nin eylem stratejisi yönüyle de şüpheye ve itiraza yer bırakmayacak biçimde terör örgütü statüsünde olduğunu ortaya koymaktadır.
     
  • PKK/PYD-YPG’nin bu strateji değişikliği aynı zamanda, objektif şartlardan da etkilenmekte ve koronavirüs salgını pek çok yapıyı etkilediği gibi terör örgütlerinin stratejilerini de etkilemektedir.
     
  • Bu bağlamda PKK/PYD-YPG’nin eylem stratejisindeki değişimi koronavirüs salgının yarattığı kısıtlayıcı şartlar çerçevesinde de değerlendirmek mümkündür. Koronavirüs salgını ve terör örgütleri ilişkisi öncelikle biyo-terörizm perspektifinden ele alınarak değerlendirilmekte ve terör örgütlerinin biyolojik unsurları bir eylem aracı olarak kullanabileceğine vurgu yapılmaktadır.
     
  • Bu durum örgütlerin yapılanma biçimleri temelinde bir koşul bağlamı yaratmaktadır. Zira hücre tipi yapılanmaya sahip olan; fiziki olarak örgüt merkezinden/liderliğinden uzakta bulunan ve birbirleri arasında temas bulunmayan dar gruplardan oluşan terör örgütlerinin de biyolojik unsurları bir eylem aracı olarak kullanması olasıdır. Bu durum, örgütsel yapıda bir tehlike oluşturmayacak ve terör örgütlerinin ana amaçlarından olan panik iklimini derinleştirebilecektir.
     
  • PKK/PYD-YPG bu çerçevede değerlendirildiğinde, açık bir örgütsel hiyerarşi ve alan kontrolünü baz alan bir anlayışa sahip terör örgütü kimliği kendisini göstermektedir. Bu örgütsel yapıda, örgüt üyelerinin sağlıklarının korunmasının örgütsel yapının korunması açısından kritik bir önem taşıması dolayısıyla virüsün bir eylem aracı olarak işlevselleştirilme olasılığı düşüktür. Aynı zamanda PKK/PYD-YPG terör örgütünün kontrol ettiği alanlarda bir “devlet” mekanizması kimliğine ve imajına sahip olma çabası ve “halk sağlığı” söylemi de bu terör örgütünün biyolojik eylem gerçekleştirme olasılığını zayıflatmaktadır. Zira biyolojik eylem için gerekli olan hazırlık terör örgütünün kontrol altında tuttuğu bölgede yaşayan toplulukları tehdit edebileceği gibi örgütün elde etmeye çalıştığı yerel ve uluslararası meşruiyet çabasıyla da çelişecektir.
     
  • Diğer yandan koronavirüs salgınının yarattığı koşullar örgütün geniş gruplar hâlinde silahlı eylem gerçekleştirme imkânını sınırlamaktadır. Bunun sonucunda PKK/PYD-YPG, pek çok terör örgütünün terminolojisinde “feda, şehadet, ölümsüzlük” eylemi olarak kodlanan canlı bomba veya bombalı araç eylemlerine yönelmektedir. Bu eylem tiplerinin özelliği, eylemi gerçekleştiren militanın eylem anında etkisiz hâle gelmesi, örgüte dönüş ve yakalanma olasılığının bulunmaması ve örgüt açısından eleman kaybının 2-3 militanı geçmemesidir. Bu durum örgütler açısından fayda-maliyet analiz çerçevesinde değerlendirilmekte; PKK/PYD-YPG de operasyonlar karşısında yaşadığı yenilgi ve koronavirüs salgınının yarattığı koşullar sebebiyle alan kontrolünü kaybetmeme ve alanı ve örgütü virüs tehlikesine karşı koruma refleksi doğrultusunda alan-dışı bölgelere bombalı eylemler ihraç etmeye yönelmektedir.

KCK, PKK, PYD,YPG, Biyo-Terörizm, Türkiye

Irak ve Suriye’de DEAŞ’ın Yükselişi

Çağatay Balcı

Gelinen son noktada ABD, Rusya, Irak ve Suriye devletleri DEAŞ’ın gerçek anlamda yenilgiye uğratılamadığını ve örgütün bir yeniden doğuş sürecine girdiğini kabul ediyorlar.

Pençe Harekâtlarının PKK ve Uzantılarının Stratejik Pozisyonlarına Etkisi

Çağatay Balcı

PKK, KDP’yi “ihanet” ile itham ederken PYD/YPG, KDP destekli ENKS ile iş birliği arayışına yönelmekte ve bunu bir “ulusal birlik” zeminine dönüştürmek istemektedir.