Tahran Yönetiminin Zorunlu Örtünmeyle İmtihanı

Umut Başar Kıdemli Uzman

İran’da zorunlu örtünmeye dair kamusal alandaki uygulamalar, toplumsal bir gerilim alanı olarak günden güne belirginleşiyor.

1979 İslam Devrimi’nden sonra İran’da kadınların kamusal alanda örtünmesi kanuni müeyyidelere bağlansa da bu durum, ülke içinde günümüze kadar tartışılageldi. Ülke dışında ise bu müeyyideler, insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde İran’ın karşı karşıya kaldığı ithamlar arasında. Ancak Tahran yönetimi nazarında; içtimai açıdan İrani (örfi) ve İslami (şeri) kimliğin bir parçası olan örtünme, siyasi açıdan da müesses nizamın sembollerinden biri. Bu sebeple örtünme, sadece hak ve özgürlüklere ilişkin tartışmaların kapsamında değil; siyasi tartışmaların da odağındadır. Dolayısıyla Devrim’den sonra göreve gelen 13 hükûmet boyunca zaman zaman örtünmede esneme ve kontrollerdeki gevşemeye rağmen bu konuda, devrim rehberlerinin bilhassa Ayetullah Ali Hamenei’nin net duruşu, ılımlı ve reformcu cenahlarda örtünme konusunda müsamahakâr tutuma rağmen belirleyici oldu. Yine de zorunlu örtünme karşıtı kampanyalar, Devrim’in ilk yıllarından beri İran gündeminden düşmedi. Kampanyaların bir kısmı, İran’ın iç dinamikleriyle oluştuğu gibi bir kısmı da İran dışından yönlendirildi. Zorunlu örtünme karşıtı çağrıların son örneği ise geçtiğimiz günlerde gerçekleşti.

İran’da “Örtünme ve İffet Günü” olarak isimlendirilen 12 Temmuz’da, “Zorunlu Örtünmeye Hayır” (Hicab-ı bi-Hicap) başlığıyla sosyal medya üzerinden bir kampanya çağrısı başladı. Kampanya için bugünün seçilmesi manidar. Çünkü 12 Temmuz 1935 tarihinde Meşhed Gevher Şad Camisinde, Rıza Şah’ın örtünmeyi yasaklamasına karşı gösteriler meydana gelmiş, kolluk gücüyle halk arasında çatışma yaşanmış; Devrim’den sonra bugün, anmak üzere resmî takvime alınmıştır. Kampanyanın başını, âdeta meydan okurcasına 2014 yılından beri İranlı kadınlara ilişkin paylaşımlarıyla tanınan muhalif gazeteci Mesih Alinejad çekmiş ve 12 Temmuz’dan itibaren sosyal medya şebekelerinde, halka açık mekânlarda başörtüsüz gezen kadınlara ait itiraz videoları paylaşılmıştır. Videolarda, çoğunlukla genç ve orta yaş grubundan kadınlar görülmüştür. Dahası, Ahlak Polisinin (Geşt-i İrşad) müdahalesine direnen kadınların görüntülerinin paylaşılması da dikkat çekmiştir. Daha önce şahit olunduğu üzere İran toplumunun muhtelif kesimlerinden (sanatçılar, kadın hakları savunucuları, aktivistler vb.) söz konusu çağrıya destek gelmiştir. Diasporadaki muhalif Farsça medya kuruluşları, doğal olarak kampanyanın başarısı ve İranlı kadınların artık daha yüksek sesle dile gelen talepleri üzerinde durmuştur.

Çok geçmeden karşı bir hamle olarak “İffetli İran” etiketiyle paylaşımlar, kendini göstermeye başladı. Maşrık Haber Ajansı, ucu Suudi Arabistan ve Amerika’ya çıkan bu kampanyanın başarısız olduğunu ve sosyal medyada ciddiye alınmadığını yazdı. Ayrıca paylaşımların başlamasından bir gün sonra hükûmet adına İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi; vatandaşların, yurt dışından idare edilen bu kampanyaya kapılmamasını istedi. Konunun bir başka muhatabı olan yargı kanadından ise Mesud Sitayişi, yargı erki sözcüsü olarak devlet televizyonunda, [örtünmeye ilişkin] kanunlara işaret ederek toplumsal iffete aykırı meseleleri kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Bunlarla birlikte olaydan birkaç gün sonra Kum’dan farklı bir ses olarak Ayetullah Musevi Tebrizi’nin; Ahlak Polisinin sert müdahalelerini, toplumda infial yaratması sebebiyle eleştirmesi kayda değer bir açıklamaydı.

Sonuç

Gerçekten de İran’da zorunlu örtünme, toplumsal bir gerilim alanı olarak günden güne belirginleşiyor. Yeri gelmişken örtünme denetimlerinin şehirden şehre bazen sıkılaşıp bazen de gevşediğini söylemek gerekir. Yani ülkenin her şehrinde agresif bir denetim bulunmuyor. Fakat Tahran, Isfahan, Meşhed, Şiraz gibi büyükşehirlerde Devrim’den sonra yetişen neslin, örtünme konusunda anne ve babaları gibi düşünmediği bir gerçek. Görüldüğü kadarıyla bütün ülkenin etkilendiği sosyal ve ekonomik sorunlardan payına düşeni alan kadınlarda, zorunlu örtünmenin gözden geçirilmesine dair bir beklenti oluşuyor. Yapılan saha çalışmalarından bazıları, kadınların önemli bir kısmının örtünmenin zorunlu olmaması gerektiğine inandığını gösteriyor. Lakin İran’da şeriat ve siyaset arasında sıkışan örtünme meselesine dair kısa ve orta vadede yeni bir düzenleme gelecek gibi görünmüyor. Ülkede pek çok sosyal sorun çözüme kavuşmayı beklerken örtünmenin öncelikler arasında olmaması, bunun artık kamuoyunun gündemini meşgul etmemesi ile birlikte Devrim yarım asra doğru ilerlerken devletin “iyili emretme kötülükten menetme” çalışmalarının yeniden düşünülmesi gerektiğini savunan azımsanmayacak bir kesim bulunuyor. Ancak ülkedeki en üst düzey karar alıcılar, daha açık bir ifadeyle Devrim Rehberi Hamenei, bu konuda tavır değişikliği yapmadıkça işin halka dönük uygulamaları değişse bile genel yaklaşım değişmeyecek. Bu sebeple görünen o ki Tahran yönetimi; bir müddet daha yurt içinde kendi toplumu, yurt dışında ise uluslararası camiayla zorunlu örtünme konusunda çekişmeye devam edecektir.

İran’da Ulusal Göç Kurumu Kuruluyor

Umut Başar

İran Meclisinde hâlihazırda bekleyen bir yasa taslağından anlaşıldığı üzere ülke genelindeki göçmenlerin idaresinden sorumlu olacak “Ulusal Göç Kurumu” isimli bir merkezî yapının kurulacağı öngörülmektedir.

İran’da Zorunlu Örtünmenin Geleceği

Umut Başar

Şu anki şartlar göz önünde bulundurulduğunda İran’da üst düzey karar alıcıların, zorunlu örtünme konusunda mevcut durumun idamesine daha yakın durdukları söylenebilir.