Türkiye’deki Bombalı Saldırının İran Basınındaki Yansımaları

Oral Toğa Araştırmacı

İran basınında, İstiklal’de yaşanan menfur saldırı ile İran içerisinde yaşanan olaylar arasında paralellikler yaratmaya yönelik bir çaba olduğu görülmektedir.

13 Kasım 2022 Pazar günü İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen ve 6 vatandaşımızı yitirdiğimiz menfur saldırı, tüm dünyada olduğu gibi İran basınında da geniş yer buldu. Patlamanın ilk saatlerinde, henüz resmî açıklamalar yapılmamışken İran’da, Telegram üzerinden yayın yapan haber kanalları ve Twitter üzerinden yayın yapan haber siteleri üzerinden yoğun bir ilgi oluşmuş ve olayla ilgili her detay, teyitsiz bir şekilde kanallardan servis edilmiştir. Patlamanın üzerinden henüz bir saat geçmemişken Devrim Muhafızları Ordusuna (DMO) yakın Telegram kanalları, olayın faili olarak PKK terör örgütünü işaret etmiştir. Gökyüzündeki helikopterlerin dahi görüntüleri hızlı bir şekilde servis edilmiş ve her detay anbean bu kanallarca paylaşılmıştır. Jiyan Tosun’un adı da fail olarak kısa sürede bu kanallar tarafından zikredilmeye başlanmış ve T.C. kimlik numarasından sabıka kaydına kadar şahsa ait bütün kişisel bilgiler, yine bu kanallar aracılığıyla servis edilmiştir. Resmî makamların gerçek faili yakalayıp kamuoyuyla paylaşmasına ve Tosun’un kendi açıklamalarına rağmen bir süre daha ISNA gibi birçok ciddi haber kaynağı, gerçek failin gözaltındaki fotoğrafının üzerine eski iddiayı da sürdürerek failin Tosun olduğuna dair paylaşımlarda bulunmuştur.

Emniyetin ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarının ardından, İran basını da resmî kaynakları baz almaya başlamış ve olayın gündemdeki yoğunluğu düşmeye başlamıştır. Bu süre zarfında yaşanan gelişmeler olduğu gibi aktarılmış, ek olarak Suriye Dışişleri Bakanı’nın taziye mesajı ve Hizbullah’ın kınama mesajları da basında yer almıştır. Tasnim Haber Ajansı tarafından, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ın el-Vatan gazetesine Türkiye aleyhine iddialarını sıraladığı demeci haberleştirilmiştir. Mikdad, özetle “Türkiye’nin, bu meseleyi Suriye aleyhine gerçekleştirdiği askerî faaliyetler için bir fırsat olarak görmemesi gerektiğini” belirtmiştir.

Konu, İran iç basınına göre diaspora basınına çok daha objektif bir şekilde yansımıştır. Söz konusu olay, genellikle resmî kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında işlenmiştir. Olayın kendisinden hariç olarak haberlerde; geçmişteki patlamalar hatırlatılmış, patlama akşamı dezenformasyonun önüne geçmek için alınan tedbirlerden bahsedilmiş, maçların iptal oluşu gibi konulara değinilmiş ve Iran International gibi birkaç mecrada muhaliflerin yorumlarına yer verilmiştir

Şu ana kadar konuyla ilgili tek kayda değer analiz, Tasnim Haber Ajansında yayımlanmıştır. Tasnim Haber Ajansı Uluslararası Haberler biriminin kaleme aldığı analizde, genel olarak Türkiye basınında çıkan haberlerin bir derlemesi yapılmıştır. İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamalarının, kamuoyunda şüphe uyandıracak şekilde olduğu iddia edilmiş ve bombanın patlamasından yalnızca birkaç dakika sonra, saldırganın Kobani ve Afrin’den geldiğini ve bu saldırıyı PKK’nın emriyle gerçekleştirmiş olduğunu açıkladığı yazılmıştır. Oysa İçişleri Bakanı, açıklamalarını bomba patladıktan saatler sonra olay yerinde gerçekleştirmiştir. İlgili analizde Afrin’in; Türkiye’nin kontrolündeki bir yer olduğu ve bu nedenle terör örgütlerinin, Bakan’ın iddiasının aksine rahat hareket edemeyeceği de iddialar arasındadır. Fail için de birtakım iddialar sıralanmış ve özetle patlama olayının “şaibeli” yanlarının olduğu ima edilmiştir. Soylu’nun, ABD’nin taziye mesajına yönelik yaptığı açıklamaları da değerlendiren Tasnim, “bazı analistlere” dayandırdığı yorumunda Bakan Soylu’nun; esasında ABD karşıtı birisi olmadığını, bu açıklamalarını Türkiye’deki milliyetçiler ve solcularla arasındaki bağı güçlendirmek ve eğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tekrar aday gösterilmezse onun yerine aday olabilmek için yaptığını iddia etmiştir. Keza Erdoğan’ın, Bali’de Joe Biden’la görüşmesi de çelişkili bir durum olarak değerlendirilmiştir.

Bütün bunların dışında, 15 Kasım Salı akşamı Fatih’te çıkan ve beş otomobilin yanmasıyla sonuçlanan yangın da Türkiye’deki bir terör saldırısı olarak İran basınında geniş yer bulmuştur. IRNA “İstanbul’da Bir Patlama Daha, Bu Kez Fatih’te” başlığıyla olayı haberleştirirken Hemşehri Online gazetesi ise olay hakkında “İstanbul’daki Patlama Yerinden Yeni Görüntüler, Üç Araba Yandı. Yeni Bir Terör Saldırısı mı?” başlığını kullanmıştır. Bu iki önemli haber kaynağı başta olmak üzere birçok yer konuya sadece iki paragraf yer vermiş, ardından haberi Taksim’deki patlamaya bağlayarak basit bir yangını terör saldırısı olarak aktarmaya çalışmışlardır. Örneğin ISNA; aynı haberi benzer şekilde bir paragrafta sunmuş, ardından konudan bağımsız bir şekilde Taksim olaylarına değinerek Türkiye’nin patlamayla ilgili PKK’yı sorumlu tuttuğuna vurgu yapmıştır.

Sonuç olarak İran basınında, Türkiye’deki resmî kaynakların açıklamalarına genel çerçevede yer verilse de bu açıklamaları şüpheli sayan yorumlar da oldukça fazladır. İran basınında, İstiklal’de yaşanan menfur saldırı ile İran içerisinde yaşanan olaylar arasında paralellikler yaratmaya yönelik bir çaba olduğu görülmektedir. Bunun dışında salı akşamı Fatih’te yaşanan ve beş aracın alev aldığı yangın da Türkiye’deki terör olaylarının devamı gibi gösterilmiş ve bu yolla İran kamuoyu nezdinde Türkiye’nin de “terörden muzdarip, güvensiz bir ülke” olduğu imajını yaratmaya azami derecede gayret sarf edilmiştir.

İran’ın Alternatif Yumuşak Güç Enstrümanı: Sağlık Diplomasisi

Oral Toğa

Ürdün’ün, İran’a diyalog çağrısı yaparak ikili ilişkileri güçlendirmek istediğini belirtmesinin hemen akabinde İran’ın Ürdün’le sağlık konusunda iş birliğine gitmek istemesi, tesadüfen gelişmiş bir konu değildir.

İran’ın Afgan Sığınmacılara Yönelik Uygulamaları

Oral Toğa

İran’daki ağır ekonomik kriz ve yaptırımlar, bu ülkedeki mültecilere karşı toleransı günden güne aşağı çekmekte ve ülkedeki yabancılara karşı yaptırımların ağırlaşmasına sebep olmaktadır.