Yemen’deki Son Gelişmeler Barış Getirir mi?

Yemen’de barışın kolay bir şekilde sağlanması ve durumun kısa vadede düzelmesi pek mümkün gözükmemektedir.

Son günlerde Yemen’deki siyasi ortam, 7 yıllık savaşın ardından yeni gelişmelere sahne oldu. Kimilerine göre bu gelişmeler, Yemen’deki savaşın sonlanması yönünde atılan ilk adım olsa da çatışmanın etrafında yer alan bazı isimlerin savaşın sona ereceğine dair pek umudu bulunmaktadır. 

Söz konusu gelişmelerden en önemlisi Birleşmiş Milletler (BM) ara buluculuğuyla 2 Nisan’da yürürlüğe giren 2 aylık geçici ateşkes ilanıdır. Bu ateşkese göre Husilere bağlı Ulusal Kurtuluş Hükûmeti; Arap koalisyonu güçlerinin saldırılarını durdurması, Hudeyde Limanındaki kuşatmanın kaldırılıp tanker gemilerinin geçişi ve Sana Havaalanındaki kuşatmanın sonlandırılması gibi taleplerini elde etmiştir. Buna karşılık Suudi Arabistan, Husilerin kendi topraklarındaki kritik ve hayati tesislere yönelik saldırılarına son vermesini sağlamıştır. Mevzubahis ateşkes şu ana kadar birçok kez ihlal edilse de bu kırılgan ateşkesi tehdit eden en önemli gelişme, Marib kenti çevresinde yaşanan çatışmalardır. 

Öte yandan Körfez Arap Ülkeleri İş Birliği Konseyinin öncülüğünde (KİK), [29 Mayıs-7 Nisan tarihleri arasında] Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, 500’den fazla Yemenlinin katılımıyla Yemen barış müzakereleri gerçekleşmiştir. Elbette Husiler, bu müzakerelere katılmayı kabul etmemiştir. Bu müzakerelerin ardından Cumhurbaşkanı Abdurabbu Muhsin Hadi, yardımcısı Ali Muhsin el-Ahmer’i görevden alarak bütün yetkilerini Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyine devretmiştir ve bu şekilde, Yemen siyaset sahnesinden fiilen uzaklaşmıştır. Mansur Hadi’nin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) baskısı altında böyle bir adım attığı düşünülmektedir. Riyad’daki barış görüşmelerinin hem yeni değişiklikleri meşru kılmayı hem de bu değişikliklerde Suudi Arabistan’dan ziyade Yemenlilerin etkisinin olduğu izlenimini yaratmayı amaçladığı belirtilebilir. Sekiz kişiden oluşan Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyinin kurulması ise Yemen Islah Partisinin (Müslüman Kardeşlerin Yemen’deki siyasi uzantısı) zayıfladığını; buna karşılık Genel Halk Kongresinin yeniden güçlendiğini ortaya koymaktadır. Söz konusu konseyde; Başkan Reşad Muhammed el-Uleymi, Osman Hüseyin Mucella, Sultan Ali el-Arade ve Abdullah el-Uleymi Bavezir olmak üzere 4 isim Suudi Arabistan’a yakındır. Buna karşılık Tarık Muhammed Salih, Ferec el-Bahseni, Aydaros Kasım ez-Zebidi ve Abdurrahman Ebu Zura olmak üzere diğer 4 ismin ise BAE’ye yakın olduğu görülmektedir. 

Ateşkesin Nedenleri, Liderlik Konseyi ve Tepkiler 

Kimileri, ateşkes ve Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyinin kurulmasına ilişkin Suudi Arabistan ve BAE’nin hem bölgedeki koşullar hem İran ile ABD arasında nükleer anlaşma imzalanması ihtimaline dayanarak savaşa son vermek istediğini ifade etmektedir. Bazı uzmanlara göre ateşkes, İran’ın, nükleer müzakerelerde elini güçlendirebilmek adına Yemen’deki savaşın sonlanmasına yardım etmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) verdiği taahhütlerle ilişkilidir. İran hem nükleer anlaşma hem Suudi Arabistan ile yapılan müzakerelerin sonuçlanması için Husilere ateşkesi kabul etmeleri ve barış görüşmelerinin yapılması için baskı yapmıştır. Bunun dışında Umman’da Husiler ile Suudi Arabistan’ın kapalı kapılar ardında müzakere ettiği ve bütün bu gelişmelerin iki tarafın perde arkasındaki anlaşmasına dayandığı yönünde spekülasyonlar da bulunmaktadır. Buna göre Suudi Arabistan, yenilgiyi kabul ederek Husilerin; hava saldırılarının durdurulması, kuşatmanın kaldırılması, Cumhurbaşkanı Mansur Hadi ve yardımcısının görevden alınması ve yabancı birliklerin Yemen’den çekilmesi gibi şartlarını kabul etmiştir ve bunun yanında önümüzdeki günlerde Yemen’den çekileceğini açıklayacaktır. Dolayısıyla Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmayla birlikte Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi siyasi bir çözüm bulmak için Husiler ile müzakere edecektir. Bu nedenle bu spekülasyonu savunan uzmanlar, Yemen’deki savaşın tamamen sona erdiğini öne sürmektedir. Bu uzmanlara göre Husiler, barışçıl bir çözüm bulmak için yeni kurulan konseyle uzun vadeli bir müzakere sürecine girecek ancak ciddi ihtilaf nedeniyle müzakereler sonuçlanamayacaktır ve bu durum, Yemen topraklarının birkaç ülkeye bölünmesine zemin hazırlayacaktır. 

Bütün bunlara karşılık bazı uzmanlara göre yeni gelişmeler ve Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyinin kurulması sadece Suudi Arabistan’ın destek verdiği grupları uzlaştırma ve Yemen iç savaşını sürdürmek için onları güçlendirme çabasıyla ilintilidir. Suudi Arabistan savaşta yorulmuş olmasına rağmen Husiler ile doğrudan müzakere etme yükünün altına girmek istememektedir. Bu nedenle hem derin ihtilafları hem Arap koalisyonuna bağlı güçlerin savaş süresince zayıflaması gibi etkenleri göz önüne alarak savaşı sürdürebilmek veya en azından Husilerin ilerleyişini durdurabilmek için tarafları Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi çatısı altında birleştirmeye çalışmıştır. Dolayısıyla savaş tamamen bitmeyecek ve uzun yıllar devam edecektir. Elbette Suudi Arabistan, BAE gibi görünüşte savaştan çekildiğini açıklayacak ve resmî olarak savaşın sorumluluğunu üstlenmeyecek ancak Yemen’de destek verdiği gruplar savaşmaya devam edecektir.

Husilerin Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyinin Kurulmasına Tepkisi

Yemen barış görüşmelerine katılmayı reddeden Husiler, gerekçe olarak bu görüşmelerin Suudi Arabistan’da gerçekleşmesini öne sürmüş ve Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırganlığını sürdürmek için yeni bir plan yaptığını belirtmiştir. Husilerin Sözcüsü Muhammed Abdusselam ise Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyinin kurulmasını şiddetle eleştirerek “Bugünü ve geleceği için karar verecek Yemen halkıdır, başkaları değil.” ifadelerini kullanmıştır. Bunun yanında Yemen’de barışın; hava saldırılarının durdurulması, kuşatmanın kaldırılması ve yabancı güçlerin Yemen’den çekilmesiyle sağlanacağını vurgulamıştır. 

Yemen İç Savaşında Aktörler

Genel itibarıyla Yemen’de 7 yıllık savaşın ardından bugün birçok değişiklik meydana gelmiştir ve nihayetinde siyasi anlaşmayı zorlaştıracak birçok yerel aktör tezahür etmiştir. Bu aktörler şu şekilde sıralanabilir: 

  1. En güçlü yerel aktör olarak nitelendirilebilecek Husiler ve Sana Ulusal Kurtuluş Hükûmeti.
     
  2. Yemen’deki meşru hükûmetin çatısı altında faaliyet gösteren ve Marib ile Taiz olmak üzere 2 kentin hemen hemen denetimini elinde tutan Islah Partisi güçleri. Bu grup, savaşta büyük ölçüde zayıflamış ve son gelişmelerle birlikte gücünü iyice kaybetmiştir.
  3. Aden gibi birkaç güney kentini kontrol eden ve BAE’ye bağlı Güney Geçiş Konseyi. 
  4. Yemen’in batı kıyı bölgeleri ile Babülmendeb Boğazı’nı kontrol eden ve BAE’ye bağlı Tarık Salih komutasındaki Ulusal Direniş Güçleri.
  5. Yemen’in güney kıyılarının çoğu ve Hadramut ile Şebve gibi petrol bölgelerini kontrol eden BAE’ye bağlı milis güçler. 
  6. Hâlihazırda Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi çatısı altında faaliyet gösteren ve savaşın en zayıf aktörü olarak nitelendirilebilecek Suudi Arabistan’a bağlı partiler veya gruplar. Bu parti veya gruplar askerîden çok siyasi bir rol oynamaktadır. 

Sonuç

Şüphesiz Yemen’deki 7 yıllık iç savaşta Suudi Arabistan; Mansur Hadi hükûmetinin Sana’ya dönüşü ve Husilerin askerî gücünün imha edilmesi gibi hedeflerine ulaşamamıştır ve şimdilik bu hedeflerini göz ardı etmektedir. Suudi Arabistan’ın; bölgedeki gelişmeler, Husilerden aldığı ağır darbeler, ABD desteğinden ümidini kesmesi ve nükleer anlaşmanın yeniden ihyası gibi etkenleri göz önüne alarak Yemen’deki savaştan çekilip bu savaşı sadece Yemenliler arasında yaşanan bir savaşa dönüştürmeyi istediği görülmektedir. Diğer bir deyişle Riyad, Yemen’deki savaşı bölgesel bir savaştan iç savaşa dönüştürerek kendisine bağlı gruplara perde arkasından destek vermeye devam edecektir. Ancak Husilerin buna izin vermesi pek olası değildir. Hâlihazırda Yemen birkaç bölgeye ayrılmıştır ve liman, ada ve kıyıların çoğu BAE ile Suudi Arabistan’ın kontrolündedir. Dolayısıyla Yemen’de barışın bu kadar kolay bir şekilde sağlanması ve durumun kısa vadede düzelmesi pek mümkün gözükmemektedir. Suudi Arabistan’ın savaştan açıkça çekilmesi olası olmasa da savaş ve anlaşmazlıklar devam edecektir.