Yeni İran Yaptırımlarına İlişkin Hindistan’ın Tutumu

Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilerek İran'a yeniden tek taraflı ekonomik yaptırımlar uyguladığı bir ortamda Hindistan'ın, İran konusundaki inişli çıkışlı yaklaşımına ilişkin bir muhalefet gösterilmesi öngörülmemektedir.

Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda gösterilen karşılıklı anlayış ve yakınlığa rağmen Hindistan-İran ilişkileri, tarih boyunca dalgalı bir seyir takip etmiştir. Hindistan hükûmetleri için İran'la ilişkileri yönetmek her daim zor olmuş ve özellikle dış etkenler Hindistan’ı, doğrudan ya da dolaylı yollarla İran'la ilişki geliştirmeden önce bir daha düşünmeye sevk etmiştir. Üstüne üstlük Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilerek İran'a yeniden tek taraflı ekonomik yaptırımlar uyguladığı bir ortamda Hindistan'ın, İran konusundaki inişli çıkışlı yaklaşımına ilişkin bir muhalefet gösterilmesi öngörülmemektedir.

Hindistan’ın Çıkarları ve ABD

Hâlihazırda Hindistan'ın İran ve ABD eksenindeki çıkarları önceki dönemlerle kıyaslanamayacak kadar daha fazla tehlikededir. İç dinamikler açısından bakıldığında enerji açığı bulunan Hindistan aynı zamanda en fazla enerji tüketen ülkelerden biridir. Bu nedenle enerji tedarikini güvenli bir şekilde sağlamak Hindistan’ın öncelikleri arasındadır ve en büyük petrol ihracatçısı ülkelerden biri olan İran, bu bağlamda Hindistan açısından kritik bir rol oynayagelmiştir. Dolayısıyla kısa vadede petrol ithalatını İran gibi bir ülkeden başka bir ülkeye kaydırmak sarsıcı olacaktır. Dahası İran'dan petrol ithalatıyla ilgili olarak Hindistan; İran'ın 90 güne kadar uzatabileceği 60 günlük bir kredi süresi, %100'lük bir nakliye indirimi ve Birleşik Hindistan Sigorta (United India Insurance) şirketinin nakliyeleri karşılamaması durumunda Hindistan petrol şirketlerinin karşılaştığı sigorta sorunlarını aşmak için İran'ın nakliye sigortası güvencesi vermesi gibi  ayrıcalıklara sahiptir. Ayrıca Hindistan’ın İran’dan petrol ithal etmeye devam etmesi durumunda İran’ın uluslararası piyasa fiyatlarından daha düşük bedellerle petrol satabileceği yönünde haberler gelmektedir.

Hindistan’ın petrol ithalatını İran'dan diğer ülkelere kaydırması onu yalnızca bu imtiyazlardan mahrum etmekle bırakmayacak aynı zamanda büyük bir ekonomik gider olan petrol alımı nedeniyle ülkede fiyat artışlarına da neden olacaktır. Bölgesel açıdan bakıldığında ise Hindistan, Çin'in “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” nedeniyle bir izolasyon ve çevrelemeyle karşı karşıyadır. Pakistan'la iş birliği içinde olan Çin, yalnızca Hindistan’ın kuzey sınırında bir blok oluşturmakla kalmamış aynı zamanda bu ülkeyi Nepal, Butan, Myanmar ve Sri-Lanka ile savunma ve ekonomi odaklı ilişkilerini güçlendirerek doğu ve güney sınırlarında da kuşatmaya başlamıştır. Bu ülkeler, geçmişte Hindistan'la dostane ilişkiler yürütmüşse de son yıllarda özellikle Nepal, Butan ve Myanmar ile gerginlikler yaşanmıştır ve söz konusu ülkeler Çin'le yakınlaşmaktadır. İran ise Çahabar Limanı projesinin geliştirilmesi ve bunun Hindistan'ın Kuzey-Güney Nakliye Koridoru’na bağlanmasıyla Hindistan’a, etrafındaki kuşatmadan bir çıkış yolu sağladığı gibi stratejik önemdeki Afganistan'a da bağlantı yolu sunmaktadır. Yani İran, Hindistan'a enerji, ticaret ve ekonomik iş birliği için geniş bir alan ve fırsat sunmakta ve böylelikle Pakistan ve Çin'e karşı Afganistan ve İran'da ekonomik ve politik avantajlar sağlamaktadır.

Küresel düzlemde ise Hindistan, uluslararası siyasette etkin bir güç olmaya çalışmakta ve bu amaçla başta ABD olmak üzere büyük güçlerle stratejik iş birliği geliştirmektedir. Hindistan'ın ABD ile olan ilişkileri gümrük vergisi konusundaki anlaşmazlıktan sonra kritik bir evrededir ve Hindistan bu durumu “küresel stratejik ortaklığa” dönüştürme hevesindedir. Hindistan, Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi'ne (MTCR) katılmasının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyeliği, Nükleer Tedarikçiler Grubu (NSG) üyeliği ile Çin ve Pakistan'ın artan etkisini sınırlamak için uğraşmaktadır. Hindistan ve ABD savunma alanında da oldukça yakın çalışmaktadır ve iki ülke arasındaki savunma ve silah ticareti hızlı bir artış göstermiştir. Hindistan'ın ABD'den yaptığı silah ithalatı 1999'dan 2003'e kadar toplam ticaretinin sadece yüzde 0,2'sine tekabül ederken bu rakam 2004-2008 yılları arasında 1,9'a, 2009 ila 2013 arasında ise 7.4’e yükselmiştir. Hâlihazırda Hindistan’la ABD arasında savunma ve güvenlik, sivil nükleer enerji, uzay teknolojisi, ticaret ve yatırım ve Savunma Teknolojisi ve Ticaret Girişimi (DTTI) şemsiyesi altında savunma ürünlerinin karşılıklı üretimi ve geliştirilmesi konularını kapsayan geniş tabanlı ve çok boyutlu ilişkiler bulunmaktadır. ABD 2016 yılında Hindistan'ı “Büyük Savunma Ortağı” olarak tanımış ve bu ülkeye teknoloji paylaşımı vaadinde bulunmuştur. Dahası Obama döneminin sonunda, 14 milyar dolara yükselmiş olan silah ticareti her geçen yıl artmaktadır.

Hindistan, İran ve ABD Üçgeni

Hindistan, İran ve ABD üçgeni, Hindistan siyasi elitlerinin politik tercihlerini özellikle de 7 Ağustos 2018'de Amerika tarafından İran'a yeniden yaptırım uygulanmasından itibaren oldukça zora sokuştur. ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesiyle Hindistan, geleneksel duruşuna geri dönmüş ve nükleer konunun çözümü için diplomasi ve diyalog çağrısında bulunmuştur. İlk evrelerde, Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj, İranlı mevkidaşı Cevad Zarif’le yapacağı görüşmeden önce ABD’nin İran’da uyguladığı tek taraflı yaptırımlara ilişkin yöneltilen bir soru üzerine şu açıklamayı yapmıştır:

“Biz bir ülkenin tek taraflı uyguladığı yaptırımları değil BM’nin yaptırımlarını tanırız. Daha önce de ABD’nin yaptırımlarını uygulamamıştık.”

İki bakanının toplantısı sonrasında da şu açıklama yapılmıştı:

“[Hindistan] Dışişleri Bakanlığı nükleer anlaşmaya taraf olan tüm ülkelere, anlaşma konusundaki sorunların barışçıl çözümü için yapıcı bir şekilde harekete geçmeleri çağrısında bulunmuştur.”

Ancak Trump yönetiminin İran konusundaki tavrının sertleşmesi ve ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley'in Haziran ayındaki Hindistan ziyareti net bir mesaj vermiştir:

“Hepimiz kiminle iş yapmayı seçtiğimizi iyi düşünmeliyiz. Bence, bir arkadaş olarak Hindistan da kiminle iş yapmaya devam etmek istediğine karar vermeli…. Hindistan'ın ve kaynakların geleceği için onları İran'la ilişkilerini yeniden düşünmeye teşvik edeceğiz.”

Haley, yapımı devam eden Çahabar Limanı hakkında da şunları söylemiştir:

“Limanın yapılması gerektiğini biliyoruz ve ABD bunun için Hindistan'la birlikte çalışacak… (Hindistan’ın) ABD ile Afganistan'da iyi bir partner olduğunu ve ABD'ye yardım etmeye ve daha fazlasını yapmaya çalıştığını biliyoruz.”

Öte yandan İranlı Büyükelçi Vekili ve Maslahatgüzar Massoud Rezvanian Rahaghi, Hindistan'ın petrol ithal etmeyi durdurması hâlinde sadece satın alma ve nakliye indirimi için 60 günlük kredi gibi özel ayrıcalıkların sona ermeyeceği aynı zamanda İran'la olan ortak çıkarlarının da zedeleneceği uyarısında bulunmuştur.

Hindistan’ın Tutumu ve Seçenekleri

Yaptırımların; İran’ın dolar alım satımını, altın ve diğer değerli maden ticaretini, grafit, alüminyum, çelik, kömür ve endüstriyel amaçlı yazılım ithalat ve ihracatını, otomotiv sektörünü, İran riyalinin alım satımını ve İran devlet tahlillerinin alınmasını ya da alımının kolaylaştırılmasını içeren ilk aşaması Hindistan açısından pek bir sorun teşkil etmemiştir. Hindistan Petrol Bakanlığı ileriye dönük stratejisini belirlemek için İran petrolüyle iş yapan rafineri sahiplerini toplantıya çağırmış ve onları, Kasım ayından itibaren İran’dan petrol alımında yaşanacak ciddi bir düşüşe veya sıfır petrol ithalatına hazırlanmaları ve alternatif kaynaklar aramaları konusunda uyarmıştır. Dahası ABD'nin olası müeyyidelerinden sakınmak için dünyanın en büyük rafineri kompleksinin işletmecisi olan Indian Reliance Industries Ltd. İran’dan petrol ithalatını durdurmuş bulunmaktadır.

Hindistan Devlet Bankası da Hint rafinerilerine ve hükûmete, Kasım ayından itibaren İran'a petrol ödemelerini gerçekleştiremeyeceğini iletmiştir. Hindistan hükûmeti resmî düzeyde, bekle ve gör politikası yürüterek gözlerini AB ülkelerinin alacağı tavra dikmiştir. Daha önce de Hindistan Başbakanı, Rusya Devlet Başkanı ve Almanya Başbakanıyla görüşmüş ve Hindistan kısa zaman önce İran'la ticarete devam etme seçenekleri konusunda bilgi almak amacıyla Avrupa'ya bir heyet gönderilmiştir. Heyette petrol, dışişleri ve maliye bakanlığından yetkililer yer almış, gelişmelere ilişkin bilgisi olan hükûmet yetkilileri ve bankacılarla görüşmeler yapılmıştır. Hindistan, İran’la enerji ticaretini sürdürecek bir seçenek bulmak için AB'yi izlemektedir ve hâlihazırda İran’da petrol ödemelerini Almanya’nın EIH bankası aracılığıyla avro olarak yapmaktadır. Eğer AB de ABD'ye uyarsa Hindistan için İran’la iş yapmak sorun hâline gelecektir. Hindistan Petrol Bakanı konu hakkındaki bir soru üzerine yaptırımların ülkesinin İran’la olan ticaretine nasıl bir etkide bulunacağı konusunda açıklama yapmayı reddetmiş ve bir şey söylemek için henüz çok erken olduğu yanıtını vermiştir.

Gelen haberlere göre yaptırımlar konusunda ABD'den muafiyet elde edemeyen Hindistan, önceki ABD yönetimleri döneminde yaptırımlar altında İran'la iş yapma deneyimini incelemekte ve farklı seçenekler aramaktadır. Daha önce Hindistan İran'a ödeme yapmak için ABD ile herhangi bir bağı olmayan rupi-riyal, Asya Takas Birliği (ACU), Halkbank (Türkiye) ve UCO Bank gibi alternatif mekanizmaları kullanmıştır. Diğer yandan İran da Şangay Uluslararası Enerji Borsası'nda yeni açılmış olan Çin yuanı bazlı ham petrol mevduatıyla ticaret yapma seçeneğini mütalaa etmektedir. Ayrıca her iki ülke de iletişimi sürdürmekte ve ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlardan gelecekte doğacak sorunların üstesinden gelmek için planlar geliştirmektedir. Temmuz 2018'de her iki ülkenin de dışişleri bakanlıklarından üst düzey yetkililer Yeni Delhi'de bir araya gelerek petrol ticaretine devam etme ve yeni bankacılık kanalları araştırma konusunda anlaşmaya varmışlardır. Hindistan Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin yaptığı açıklama şu şekildedir:

“Muhtelif tarafların nükleer anlaşmada ortaya çıkan sorunları ele alma konusundaki çalışmaları dâhil olmak üzere her iki ülkenin de menfaatlerini ilgilendiren bölgesel ve küresel konularda görüş alışverişinde bulunulmuştur.”[1]

Sonuç

Sonuç olarak ABD'nin  İran'a yaptırım uygulaması ve yaptırımların aşılması adına düzenlemelere gidilmesi Hindistan’ın ilk defa karşılaştığı bir şey değildir. Hindistan bu gibi durumlara aşinadır ve tüm ülkelerin ABD'den yana olduğu dönemlerde daha zor durumlarla başa çıkmıştır. Mevcut durumda, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilerek İran’a yeniden yaptırım uygulanmasına karşı çıkan Avrupa ülkeleri, Rusya ve Çin bloğu bulunmaktadır. Bunları göz önünde bulunduran Hindistan, resmî olarak bekle ve gör siyaseti gütmekte gayriresmî olarak ise her iki durumla da başa çıkmayı sağlayacak yollar aramaktadır. Bu yollar; (a) İran'dan petrol ithalatını diğer ülkelere kaydırma (b) İran'la iş yapılmaya devam edilmesi durumunda ABD'nin buna nasıl ikna edileceği ve İran'a ödemelerde nasıl bir yol izleneceğidir.


Bu makalede dile getirilen görüşler yazarların kendisine aittir ve IRAM'ın yayın politikasını yansıtmayabilir.


[1] The Economic Times. 16/07/2018

İran, ABD, Yaptırımlar, Hindistan

Hasan Ruhani’nin Hindistan Ziyareti

Mukhtar Ahmad Bhat

Hindistan ile İran’ın yüzlerce yıllık geçmişe sahip ilişkileri yerel, bölgesel ve uluslararası etkenler nedeniyle tarih boyunca iniş çıkışlara tanık olmuştur.