Savaş harcamalarının yanında salgının etkilerini gidermek için harcamalar yapan Suudi Arabistan’ın planlanmamış ekonomik kayıpları, ateşkes isteğine giden yolda bulunan kaldırım taşları olarak okunabilir.
İran Nükleer Anlaşması’nın geleceği hakkında Viyana’da başlayan diplomasi trafiğine en büyük muhalefeti, 2022 ABD Senato Ara Seçimlerini kaybetmek istemeyen Demokratlar ve Cumhuriyetçiler gösterecektir.
Anlaşmanın teknik detayları açıklanmadığı için bazı kaynakların ileri sürdüğü rakamların doğru olup olmadığı veya iş birliğinin askeri boyutunun ne derecede olduğu gibi konular belirsizliğini koruyor.
Türkiye, bulunduğu konum ve uluslararası ilişkileri nedeniyle Afganistan barış sürecine katkı sağlayabilecek tüm niteliklere sahiptir.
Çin’in hızlı bir şekilde İran’la imzaladığı Kapsamlı İş Birliği Anlaşması, Büyük Güç Rekabeti’nin Orta Doğu’daki en belirgin sonuçlarından birisi olarak kabul edilebilir.
İran ve Çin 27 Mart 2021’de, iki ülke arasında siyasi, askerî, ekonomik ve kültürel birçok alanda iş birliği yapacağı 25 yıllık anlaşmaya İran’ın başkenti Tahran’da imza attı.
ABD yaptırımları ve Nükleer Anlaşma çıkmazı, İran’ı Çin’e yaklaştırırken son yıllarda Çin lehine değişen küresel ekonomik rekabet de Çin’i İran’a yöneltmiştir.
Joe Biden’ın yönetimi devralmasıyla birlikte ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya dönebileceği sinyalleri Çin’i, İran ile olan ilişkilerini artırma yönünde teşvik etmiş görünüyor.
Avrupa’nın Nükleer Anlaşma’ya yönelik verdiği mesaj, İran aleyhine değişmiş gibi görünmektedir.
Deli adam teorisine göre çılgınca davranarak tehditkâr olmak, ülke liderleri için karşı tarafla diplomatik pazarlık gücünü artırarak birtakım kazançlar sağlayabilir.
Eğer İran politika değişikliğine giderek ABD’nin Suriye’de yaptığı gibi Irak’ta PKK’nın hamiliğine soyunmayı düşünüyorsa bu durumun etkileri stratejik boyutta olacaktır.
2021 yılında İran’ın fosil enerji ihracatında artış yönlü gelişmeler olsa da tahminler, bu artışın sınırlı ve temkinli bir seyir izleyeceği yönünde.