Haf-Herat demir yolu bağlantısıyla birlikte İran-Afganistan ticari ilişkilerinin artması beklenmektedir.
Güç mücadelelerinin ışığında önümüzdeki yıl İran iç politikası, en az dış politikası kadar hareketli geçeceğe benziyor.
Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa üçlüsü, geçtiğimiz dört yıl boyunca izlediği pasif tavrını terk ederek yeni dönemde İran meselesinde daha önemli bir rol üstlenme çabasındadır.
Rusya’nın Fahrizade’ye düzenlenen suikast karşısındaki pasif tutumu, İran’ın nükleer programı sürecinde kendisini “ikincil aktör” olarak nitelendirmesiyle ilgilidir.
İsrail, İran’ın fevri davranmasını ve bir hesap hatası yaparak bölgesel büyük bir çatışmanın fitilini ateşlemesini umuyor.
Demokrat yönetimin, İran’ın füze teknolojisi ya da bölgesel etkinliği konusundaki tutumu en az Cumhuriyetçiler kadar hassasken aynı zamanda insan hakları gibi konuları da gündemlerine alacakları düşünülüyor.
İran içinde hem devlet hem toplum nezdinde yaşanan yoğun ve gergin bir atmosfere denk gelen ABD seçimleri, İran devlet adamlarının açıklamalarının aksine, geniş bir kitle tarafından çok yakından takip edildi.
ABD’de oyların büyük çoğunluğunu alarak başkanlık yarışını kazanan Biden, İran piyasalarının olumlu yönde hareketlenmesinin önünü açtı.
Petrol ve doğal gaz konusunda enerji devi olan ABD’nin seçeceği enerji politikasıyla İran’ın doğrudan etkilenmesi veya daha olumlu bir dönem geçirmesi ihtimal dâhilindedir.
Mevcut baskılara rağmen aralarındaki bağları koparmama konusunda ısrarlı bir yaklaşım sürdüren İran ve Hindistan, karşılıklı ilişkilerinde gerileme dönemine tanık olmaktadır.
3 Kasım Salı günü gerçekleşen seçimlerin galibi kim olursa olsun, ABD’nin İran’a yönelik politikalarında yeni bir dönemin başladığını ifade etmek gerekiyor.
ABD Başkanlık Seçimleri İran açısından; Trump’ın nükleer program hakkında müzakare başlatmayı düşünmesi ve Biden’ın Irak ve Suriye’de, ABD’nin askerî varlığını artırmayı planlaması nedenleriyle kritik önemdedir.