Mevcut baskılara rağmen aralarındaki bağları koparmama konusunda ısrarlı bir yaklaşım sürdüren İran ve Hindistan, karşılıklı ilişkilerinde gerileme dönemine tanık olmaktadır.
ABD Başkanlık Seçimleri İran açısından; Trump’ın nükleer program hakkında müzakare başlatmayı düşünmesi ve Biden’ın Irak ve Suriye’de, ABD’nin askerî varlığını artırmayı planlaması nedenleriyle kritik önemdedir.
İran ile ilgili herhangi bir temel değişim ancak kasım ayındaki ABD başkanlık seçiminden sonra gündeme gelebilecektir.
İran’a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından 2007 yılından beri uygulanan silah ambargosu 18 Ekim 2020 tarihi itibarıyla ABD’nin yoğun diplomatik çabalarına rağmen sona erdi.
Ali Rıza Rezm Hüseyni, İran Meclisinin 264 güvenoyunun 175’ini alarak İran’ın yeni Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı oldu.
FinCEN belgelerinden anlaşıldığı üzere İran, ambargolar sürecinde elde etmek istediği kazanımlara daha fazla maliyete katlanarak ulaşabilmiştir.
BM üzerinde vuku bulan ABD-İran anlaşmazlığının ABD’deki başkanlık seçiminin sonucuna göre çözümleneceği kuvvetle muhtemeldir.
İran’ın büyüklüğü, nüfusu, Şiilik formülasyonu ve Arap devletlerindeki eylemleri tarihsel olarak BAE’nin stratejik düşüncesini etkilemiştir.
Trump’ın Nükleer Anlaşma öncesi uygulamalara geri dönmesi, yönetim değişikliği yapmak veya Tahran’ın davranışlarını değiştirmek istediği anlamına geliyor.
BAE-İsrail yakınlaşması İran açısından güvenlik, askerî ve ekonomik yönden potansiyel tehdit unsurları barındırmaktadır.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki azalmanın yanında yerli gaz üretimine başlanması, döviz kurundaki dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin elini rahatlatabilir.
Niyaveran halkasına göre sosyal adaletin inşası için İran’da şeffaf, rekabetçi piyasa ekonomisi ve demokratik bir politik sistem inşa etmek zorunludur.