Türkiye, bulunduğu konum ve uluslararası ilişkileri nedeniyle Afganistan barış sürecine katkı sağlayabilecek tüm niteliklere sahiptir.
ABD, Afganistan sorununu bölgesel ve uluslararası aktörlerden oluşan Birleşmiş Milletler destekli bir platforma havale etmek istiyor.
Kiyai sineması, stereotipler üzerine kurulu anlatısıyla derinleşme vaadi taşımazken fona yerleştirilen unsurlarla seyircisine metaforik bir alan açar.
İngilizler Bağdat’ı işgal etmek istediklerinde Osmanlı İmparatorluğu’yla zaman zaman çatışan Irak Şiilerinin kendilerine destek vereceklerini düşündüler ancak beklenmedik bir direnişle karşılaştılar.
Eldeki hatıratların; İran’da saltanatın değişimi, Rıza Şah’ın Türkiye ziyareti, 1953 Musaddık Darbesi’ne giren süreç ve İran İslam Devrimi gibi hayati dönemeçleri anlatıyor oluşu bir şans sayılabilir.
Türkiye, Libya politikasıyla Akdeniz’de yeni bir süreç başlattı. Trablus’u ele geçirmeye çalışan Hafter güçlerini durdurduğu gibi onun arkasındaki aktörleri caydırarak politikalarını başarısız kıldı.
İran'da toplumun talepleri siyasal ve manevi otoritelere karşı toplumsal hareketlere dönüşerek "öteki" aktörleri işaret edebilmektedir.
Seyirci, İnatçı Adam’a sirayet eden “gerçek”in tek veçheliliğinin vurgusu/duygusu üzerinden nefessiz kalmıştır.
Yaptırımların gölgesi de üzerinden eksilmediğinden bu aralar bir daralma sürecini tecrübe eden İran sineması bütün zorluklara rağmen sanatsal değeri yüksek, kaliteli yapımlar çıkarabiliyor.
Musaddık'ı indiren darbe İran'da İngiliz hâkimiyetine son vermiş ancak bu defa da ABD hâkimiyetini başlatmıştır.
Sınırların tek taraflı kapatılması, İran-Türkiye ilişkilerine çok yönlü zarar verse de Türkiye’nin toplum sağlığını öncelediği görülmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler