Görüşmelerde müzakerelerin hukuki temeli ve geçtiğimiz Şubat ayında Taliban ile ABD arasında imzalanan Doha Anlaşması’nın statüsü, anlaşmazlık noktaları olarak öne çıkıyor.
İran’ın büyüklüğü, nüfusu, Şiilik formülasyonu ve Arap devletlerindeki eylemleri tarihsel olarak BAE’nin stratejik düşüncesini etkilemiştir.
Yusuf Sanei, Velayet-i Fakih teorisini eleştiren, tartışmalı fetvaları bulunan ve reformcu kanada yakın profil çizen bir din adamıydı.
Durrani kabilesinin İshakzey koluna mensup olan Şeyh Abdülhekim, Gılzay kabilesinin ağırlıkta olduğu Taliban yönetiminde bir denge unsuru olarak düşünülmüştür.
Gelinen son noktada ABD, Rusya, Irak ve Suriye devletleri DEAŞ’ın gerçek anlamda yenilgiye uğratılamadığını ve örgütün bir yeniden doğuş sürecine girdiğini kabul ediyorlar.
Cumhurbaşkanı Gani'nin barış görüşmelerinin ön şartı olan mahkum takası kapsamında son 400 Taliban savaşçısının serbest bırakılmasını öngören kararı imzalamasına karşın barış görüşmeleri aşamasına hâlâ geçilemedi.
4 Ağustos’ta yaşanan patlamanın, ülkenin son 20 yıldır tartışmasız baskın gücü olan Hizbullah’a yönelik tepkileri artıracağı kesindir.
İran’ın; Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerdeki nüfuzu zayıflarsa önüne çıkan en iyi seçenek Türkiye ile Suriye konusunda anlaşmaktan geçiyor.
İngilizler Bağdat’ı işgal etmek istediklerinde Osmanlı İmparatorluğu’yla zaman zaman çatışan Irak Şiilerinin kendilerine destek vereceklerini düşündüler ancak beklenmedik bir direnişle karşılaştılar.
Başta başkent Bakü olmak üzere ülke içinde ve dışındaki birçok şehirde halk gösterilerine neden olan bu meşum saldırı, sürecin doğru yönetilmesi hâlinde Bakü’ye istediği fırsatı sağlayabilir.
Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansının uyarısı, ekonomik izolasyonda bulunan İran’ın havacılık sektöründe de devre dışı bırakılmasına neden olabilir.
İran, Kapsamlı Stratejik İş Birliği Anlaşması’yla ABD sonrası Afganistan’daki nüfuz ve çıkar alanlarını pekiştirmeyi hedeflemektedir.