İran’da mukim Afganların serbest dolaşım hakkı olduğundan Türkiye sınırına yönelmiş olmaları bir noktaya kadar anlaşılabilir olmakla birlikte çıkış noktası Afganistan olanların İran’ı geçerek Türkiye’ye yönelmeleri dikkat çekici.
Afganistan’daki istikrarsızlık, İran ve Türkiye arasındaki düzensiz Afgan göçü nedeniyle yeni sorun alanlarını beraberinde getirme potansiyeline sahiptir.
Afganistan’da ABD ve NATO’nun çekilmesiyle ortaya çıkacak olan güç boşluğu birçok bölgesel aktörün hem iştahını kabartıyor hem de güvenlik kaygılarını artırıyor.
İran’ın faaliyetleri, enstitü ve okul benzeri kuruluşlar açarak kültürel hâkimiyetini genişletmek gibi stratejileri içermektedir.
İran’da su kıtlığı iç gerilimlerin tetikleyicisi olmaya devam ederken komşu ülkelerle yaşanan su anlaşmazlıkları da sorunu derinleştiriyor.
Huzistan’da ortaya çıkan tarım ve sulama sorunları, olası protesto ihtimalini artırıyor.
Biden’ın, Irak’taki ABD askerî birliklerinin geri çekileceğine yönelik açıklaması, mevcut durumla tezatlık gösteriyor.
ABD’nin yaptırımlarının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla İran, son derece önemli bir entegre projeyi geçtiğimiz günlerde devreye soktu.
İktisadi meseleler, varoşlaşma, ekolojik meseleler ve bu meselelerden kaynaklanan diğer sorunlar çözümsüz kaldıkça protestolar şiddetlenerek devam edecektir.
Viyana müzakerelerinde nihai bir anlaşmanın çıkmasını zorlayan koşullar yalnızca İran tarafı ile ilgili değildir.
İran aleyhine duraksayan Viyana görüşmeleri, Irak ve Suriye’deki ABD askerî varlığına karşı son zamanlarda artış gösteren roket ve drone saldırılarını açıklayabilir.
ABD yaptırımları ve koronavirüse rağmen İran’daki milyoner sayısındaki artış küresel ortalamanın üzerindedir.