Trump’ın, İran ve el-Kaide ilişkisinin üzerine giderek Biden yönetiminin İran’a yönelik seçeneklerini sınırlandırmayı hedeflediği söylenebilir.
Biden yönetiminin, İran-İsrail çatışma sürecine dönüştürücü bir etkide bulunabileceğini söylemek mümkün ancak iki ülkenin kırmızı çizgileri bu etkiyi sınırlandırabilecektir.
Çin, İran’ın 4 Ocak’ta Fordo Tesislerinde %20 uranyum zenginleştirmesine başladığını duyurmasının ardından sükûnet ve itidal çağrısında bulundu.
İran, geçtiğimiz yıl boyunca ABD karşısında sahip olduğunu düşündüğü ve bizzat Süleymani’nin de defalarca kez ifade ettiği askerî caydırıcılığa sahip olmadığını zor yoldan fark etti.
İran ilerleyen safhalarda uranyumu yüksek oranda zenginleştirebilirse iki ila üç atom bombası için yeterli rezerve sahip olacak.
İran'ın Biden'dan beklentilerinin başında kuşkusuz Washington'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen 5+1 ve İran arasında imzalanan anlaşmaya
2015’teki Anlaşma’dan umduğunu bulamayan ve hayal kırıklığı yaşayan Ruhani ile etrafındaki politikacılar, İslam Cumhuriyeti tarihinin en başarısız hükûmeti olmak istemediklerinden Biden’ın yarattığı şanstan faydalanmak istiyor.
11. Dönem Meclisinin göreve başlamasıyla birlikte milletvekillerinin gündeminde olan Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası’nda bazı değişiklikler yapıldı.
Kazımi’nin bölgesel ilişkileri yöneterek Irak’ta gün geçtikçe artan sosyoekonomik problemlere dair geniş halk kesimlerine bir umut vermesi gerekiyor.
İran, ABD’de Biden’ın başkanlık görevini resmen devralmasından sonra İran’a yönelik petrol ambargolarının kaldırılmasını ummakta ve bu çerçevede şimdiden müzakereler yapmaktadır.
Kamusal söylem; Karakas ve Tahran’ın ABD’nin dayattığı eylem ve yaptırımları açıkça eleştirebileceği, şeytanlaştırabileceği ve mücrimleştirebileceği güçlü bir alandır.
Afganistan’da merkezî hükümetle Taliban arasındaki barış görüşmelerinin başlamasından bu yana Tahran-Kabil hattındaki diplomasi trafiğinin yoğunluğu dikkat çekici boyutlara ulaştı.