İran’ın gerek bölgede yürüttüğü faaliyetler gerekse de İran içindeki siyasi gelişmeler Biden yönetimi ile İran arasındaki ilişkilerin doğasına ve yönüne etki edecektir.
Son Karabağ olaylarında süreç dışında kalan ve bunu telafi etmenin arayışında olan İran, tüm stratejisini Türkiye’yle rekabet üzerine kurmaktadır.
Varoşlarda yaşayan yüksek nüfusuyla Huzistan ili, varoşlaşma sorunuyla da yakından ilişkili olarak son yıllarda yapılan protesto eylemlerinin merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Trump’ın, İran ve el-Kaide ilişkisinin üzerine giderek Biden yönetiminin İran’a yönelik seçeneklerini sınırlandırmayı hedeflediği söylenebilir.
Khodro ve SAIPA otomotiv şirketlerinin özelleştirilmesi, ekonomik oyun alanından çok iç ve dış gelişmeler tarafından şekillenen siyaset kulvarında belirlenecektir.
Çin, İran’ın 4 Ocak’ta Fordo Tesislerinde %20 uranyum zenginleştirmesine başladığını duyurmasının ardından sükûnet ve itidal çağrısında bulundu.
İran ve Rusya’nın desteklediği Esed rejimi, Suriye’yi geleceği olmayan çökmüş bir ülke hâline getirmiştir. Görünüşe göre yeni yılda da Suriye’yi daha iyi bir durum beklememektedir.
Arap monarşilerinin, Orta Doğu’da yürüttükleri jeopolitik mücadeleden ve bu bağlamda Katar’a uyguladıkları baskılardan bir sonuç alamamış olmaları, Basra Körfezi’ndeki ilişkilere yansımıştır.
İran ilerleyen safhalarda uranyumu yüksek oranda zenginleştirebilirse iki ila üç atom bombası için yeterli rezerve sahip olacak.
İran'ın Biden'dan beklentilerinin başında kuşkusuz Washington'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen 5+1 ve İran arasında imzalanan anlaşmaya
2015’teki Anlaşma’dan umduğunu bulamayan ve hayal kırıklığı yaşayan Ruhani ile etrafındaki politikacılar, İslam Cumhuriyeti tarihinin en başarısız hükûmeti olmak istemediklerinden Biden’ın yarattığı şanstan faydalanmak istiyor.
Kazımi’nin bölgesel ilişkileri yöneterek Irak’ta gün geçtikçe artan sosyoekonomik problemlere dair geniş halk kesimlerine bir umut vermesi gerekiyor.