İran ve Rusya’nın desteklediği Esed rejimi, Suriye’yi geleceği olmayan çökmüş bir ülke hâline getirmiştir. Görünüşe göre yeni yılda da Suriye’yi daha iyi bir durum beklememektedir.
Rusya ve Minsk Grubu, Dağlık Karabağ’daki işgalin sona ermesi için bir çözüm bulamazsa ateşkes anlamını kaybedeceği gibi Türkiye’nin dâhil olduğu yeni bir görüşme sürecine de ihtiyaç artacaktır.
Başta başkent Bakü olmak üzere ülke içinde ve dışındaki birçok şehirde halk gösterilerine neden olan bu meşum saldırı, sürecin doğru yönetilmesi hâlinde Bakü’ye istediği fırsatı sağlayabilir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Cumhuriyetçiler tarafından sunulan yasa tasarısı “maksimum baskı” kampanyasını genişleterek İran’a karşı şimdiye kadarki en zorlu yaptırımları öneriyor.
İran’ın Suriye’deki güçlü alan hâkimiyeti Moskova’nın Batı ve Körfez merkezli yatırımları çekmek için Suriye’de oluşturmaya çalıştığı istikrar ortamını tehdit etmektedir.
Rus medyasının Esed'e yönelik saldırıları Moskova'nın rejime karşı güvensizliğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu saldırılar Putin'in yakın gelecekte Esed'i desteklemeyi bırakacağı anlamına gelmemektedir.
Türkiye’ye karşı cephe alan Suudi Arabistan-BAE-Mısır üçlüsü Suriye politikasını değiştirerek, Şam yönetimiyle diplomatik ilişki kurmayı, silahlı grupları örgütleyerek bunları tek bir cephe halinde Türkiye’ye karşı harekete geçirmeyi hedefliyor.
Mart 2020’de üretim kesintisinde anlaşamayan OPEC ve OPEC dışı ülkeler Meksika hariç, koronavirüsün etkisi ve siyasi baskılar sonucu üretimi azaltma konusunda anlaşmaya vardı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 15 Ocak 2020’de Rusya Anayasası’nda düzenleme yapılması teklifinde bulunması ülkede yeni bir sistem tartışması başlattı.
İran’ın, Suriye’deki jeopolitik denklemlerde köşeye sıkıştığı görülmektedir.
Anadolu’nun tarihten gelen set rolünü sürdürmesi için Türkiye’nin çok güçlü bir biçimde desteklenmesinden başka çare yoktur.