Yaptırımlar devam etmesine rağmen ABD Başkanı Biden’ın, İran’a karşı bir önceki döneme göre takındığı yumuşak tutum, İran’ın döviz rezervlerini artırdı.
Menendez’in, KOEP karşıtı bir tavır sergilerken Dağlık Karabağ konusunda Türkiye ve Azerbaycan karşıtı bir tutumla İran’daki Fars milliyetçileri ile paralellik göstermesi dikkat çekicidir.
İran’da yerel yatırımın azlığı, yabancı yatırım ihtiyacını artırırken FATF, ABD ambargoları ve bazı yerel değişkenler sebebiyle ülkede yabancı yatırım krizi yaşanıyor.
ABD liderliğindeki Batı’yla sorunlar yaşayan ve yöneldiği Doğu ülkelerinden beklediği ölçüde destek göremeyen Tahran, son aylardaki bölgesel gelişmeler karşısında hazırlıksız yakalandı.
Bu ziyaretin, İran ve Azerbaycan arasında artan gerilimlerin ortasında gerçekleştiğini ve görüşmelerin temel konusunun Güney Kafkasya’daki gelişmeler olduğunu belirtmek gerekiyor.
Henüz tavsiye niteliğinde olan yaptırımların kaldırılmasının doğrulanmasına ilişkin rapor, ileride Meclis tarafından hükûmeti bağlayan bir yasaya dönüştürülebilir.
Söz konusu ziyaretin ve varılan uzlaşının, bu hafta gerçekleşen UAEA Yönetim Kurulu toplantısında İran’a karşı atılacak aleyhte bir adımı engellediği söylenebilir.
Ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde önemli sorunlarla karşı karşıya olan Cumhurbaşkanı Reisi, kabinesine şahin kanada mensup isimleri dâhil ederek süregelen krizleri aşmayı hedefliyor.
Japonya, Orta Doğu’da ABD-Çin rekabetini fırsata çevirerek İran, İsrail ve Irak gibi bölge ülkeleri ile iş birliğini artırmaya çalışmaktadır.
Viyana müzakerelerinde nihai bir anlaşmanın çıkmasını zorlayan koşullar yalnızca İran tarafı ile ilgili değildir.
İran aleyhine duraksayan Viyana görüşmeleri, Irak ve Suriye’deki ABD askerî varlığına karşı son zamanlarda artış gösteren roket ve drone saldırılarını açıklayabilir.
Körfez’deki dengeler açısından İran-Suudi Arabistan ilişkileri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Suudi Arabistan ve BAE arasında çıkan kriz, Reisi için bir fırsat niteliğindedir.