İran yönetimi böyle bir saldırıyı beklemese de olayın ilk şokunu atlattıktan sonra saldırıya uygun bir şekilde karşılık vereceği yönünde bir şüphe bulunmuyor.
ABD'nin İran'ın bölgesel yayılma stratejisinin merkezindeki isim Kasım Süleymani ile Haşdi Şabi liderlerini hedef alan saldırısı, oyunun kuralarını tamamen değiştirecek bir adım.
Üçlü tatbikat, içeride rejim karşıtı kitlesel hareketler ve dışarıda ABD'nin İran'a uyguladığı maksimum baskı politikası karşısında sarsılan Velayet-i Fakih rejimine bir can simidi sunabilir.
Irak’ın içinde bulunduğu sosyopolitik krizi daha derinleştireceğe benzeyen bu saldırının diğer bir etkisi de hâlihazırda devam eden protesto gösterileri üzerinde görüleceğe benziyor.
Trump, Tahran-Washington arasındaki problemlere esaslı bir çözüm getirmekten ziyade başkanlık seçimleri öncesi önemli bir dış politika başarısı elde etmeye çalışmaktadır.
Iraklılar, bir dış gücün himayesinde, halktan yalıtılmış bir şekilde, “yeşil bölgede” yürütülen siyasetin uygulayıcılarını,
Ruhani’nin Japonya ziyareti öncesi basına yansıyan haberlerde ABD-İran ilişkilerini iyileştirmeye yönelik beklentiler öne çıktı.
Medyaya yansıdığı kadarıyla bu zirvenin ana gündem maddesinin başta İran olmak üzere bölge ülkeleri açısından endişe kaynağı olan Afganistan’daki son gelişmeler olması bekleniyor.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Abdul Mehdi’nin istifasıyla oluşan siyasi boşluk ve her geçen gün protestocularla güvenlik güçleri arasında artan şiddet olayları, Irak’ı sonu gelmez bir iç savaşa sürükleyebilir.
Toplumsal hareketlerin internet erişimi ile ilişkisi İran iç güvenlik doktrininde bir adaptasyon zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.