Sadr, 2020’li yılların başında pragmatist bir hamleyle daha fazla siyasi güç elde etmek amacıyla yıllardır muhalefet ettiği İran destekli gruplarla siyasi bir anlaşma zeminine imza attı.
İran'ın böylesi tehlikeli bir hastalık konusunda neden gerekli tedbirleri almadığı ve gerçekleri kamuoyu ile paylaşmadığı hususunda farklı gerekçeler zikredilebilir.
İran, başta Türkiye olmak üzere yurt dışından gelen önerilere rağmen bilimsel yöntemlerle önlem almak yerine geleneksel ve mezhebî tutumlarında ısrarcı oldu.
Astana ve Soçi süreçleri üzerinden uluslararası krizlerin çözümünde önemli adımlar atan ve bu bağlamda büyük prestij kazanan Rusya, İdlib operasyonlarıyla bunu kaybetti.
Azerbaycan'ın İran ile asimetrik ekonomik ilişkileri “koronavirüs etkisi”ne rağmen sınırları açık tutmayı ve İran’dan ithalatı aksatmamayı zorunlu kılmıştır.
Hükûmetin gerçek rakamları açıklamakta düştüğü yetersizlik halkta siyasi sorumluların kifayetsizliği nedeniyle canlarından oldukları düşüncesine kapılmalarına neden olacaktır.
İran ihmaller ve eksiklikler nedeniyle tıpkı Aralık 2019’da yaşanan grip salgınında olduğu gibi korona salgını krizini de yönetmede başarısız olduğunu göstermiştir.
İdlib’de yaşanan hareketli günlerin ortasında Laricani’nin Suriye’yi desteklemeye devam edeceğini ifade etmesini Türkiye’nin İdlib’de bulunmasına yönelik bir mesaj olarak okumak yanlış olmayacaktır.
BAE, Bahreyn, S. Arabistan, Umman, Katar ve Kuveyt fosil enerji zengini olarak biliniyor ancak bu ülkeler kısa vadede çok önemli sorunlarla yüzleşmek zorunda.
Rusya, Türkiye’yle eş güdüm içinde olmadan şimdiki konumuna erişemezdi. Bu nedenle Rusya, Suriye’de önemli bir aktör olan Türkiye’yi görmezden gelemeyeceğini unutmamalıdır.
1971’de bağımsızlığını tanıyıp hukuki açıdan Bahreyn’de hak iddiasında bulunamayan İran, nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Şiileri mobilize ederek Şii bir yönetimin iktidara gelmesini amaçlamaktadır.
ABD ile gerginliğin azalmayacağının farkında olan yönetim içerideki her türlü farklı görüşün ülkeye zarar vereceğini düşünüyor.