İran hem faili bulmak hem de kendini aklamak için sorumluları delilleriyle birlikte ortaya çıkarmak zorundadır.
Tahran, Barış Pınarı Harekâtı gibi bölgede yeni olasılıklar ortaya çıkartabilecek girişimleri, Suriye’deki stratejik çıkarına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Trump yönetimi, Orta Doğu için orta ve uzun vadeli bir strateji belirleyene kadar ABD’nin Kürtlere yönelik kısa ve orta vadede farklı bir politika içerisine girmeyeceği beklenebilir.
İran, Türkiye Suriye ilişkilerinin Adana Antlaşması çerçevesinde sabit kalması gerektiğini savunmaktadır.
İran’ın savunma stratejisini belirleyen tepedeki iki isim geçtiğimiz günlerde Tahran’ın sınır ötesi etkinliğine dikkat çekerek stratejik derinliğin genişletilmesi gerektiği vurgusunda bulundular.
Ankara zirvesi üç ülkenin Suriye’deki güç dengesinin korunması ve siyasi geleceği konusunda çıkarlarının dile getirilmesi ve aktörler tarafından kabul edilmesi açısından da önemli bir gelişme olarak görülmektedir.
Tahran’ın ABD’ye karşı yürüttüğü kontrollü gerginlik taktiği, ABD Başkanı Trump’ın İran konusunda şahin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un görevden alınmasının da gösterdiği gibi şimdilik işe yarıyor.
İran, Avrupa ve Rusya’ya alternatif olarak Çin kartını kullanmak isterken, Çin de İran’la askerî alandaki ilişkisini ABD’yle pazarlık kartı olarak kullanmak istiyor.
Beyrut’ta gerçekleşen patlamalar ve akabindeki gelişmeler, 2006 yılından beri istisnalar dışında sakin bir evre içinde olan İsrail-Hizbullah gerginliğinde 13 yıl sonra yeni bir evreye girildiğini gösterdi.
Zamanın aleyhine işlediğini bilen Tahran yönetimi, ABD’nin ekonomik ve politik baskılarına karşı nükleer faaliyetlerini artırarak ve bölgede Amerikan müttefiklerine karşı pratik adımlar atarak cevap verecek gibi görünüyor.
İthalata getirilen sınırlama, yerli ilaçların muadil ithal ilaçlara nispeten kalitesiz oluşu ve ambargolar sebebiyle ilaç alımında yaşanan sorunlar kaçak ve sahte ilaç piyasasının oluşmasına zemin hazırlıyor.