Irak’ta, İran karşıtı sloganların öne çıktığı gösterilere Şii kesimlerin öncülük etmesi Ortadoğu’da yıllardır tedavüle sokulmaya çalışılan “mezhep çatışması” kavramının içi boş bir retorik olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’nin terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG ve bileşenlerine karşı başlattığı geniş kapsamlı askerî harekât tüm dünyada olduğu gibi İran’da da yakından izlendi.
Nükleer anlaşmada diplomasiye ağırlık vermek isteyen İran, anlaşmada pasif kalan Rusya’nın Ortadoğu’da yeni rol üstlenmesini sağlayarak Moskova’yla yakınlaşma çabasındadır.
İran’ın kısa vadede Bavar-373 ile ülke hava sahasının güvenliğini mutlak bir şekilde sağlaması düşük ihtimal olsa da bu yönde bir niyetinin ve imkânın olduğu anlaşılmaktadır.
ABD ile İran arasında farklı alanlarda süren gerilim tırmanmaya devam ediyor ve mevcut manzaraya bakılırsa ufukta İran’ı daha çetin bir süreç bekliyor.
İslam Cumhuriyeti ile Batı arasındaki husumetin arttığı mevcut koşullarda, Doğu ülkeleri İran’ın geleceğinde büyük önem arz etmektedir.
Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti, bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Hem INSTEX sisteminin asıl etkisi hem de ülkenin geleceği, Ruhani’nin AB ülkelerine tanıdığı mühletin ilk kısmının sona ereceği 8 Temmuz tarihinde belli olacak gibi görünmektedir.
ABD, İran’ı elden geldiğince baskılayarak yıpratma amacında, İran ise ekonomik, siyasi ve elbette toplumsal anlamda gardı düşmeden dişini gösterme uğraşında.
İran elindeki askerî kozları kullanmaya başlasa da ABD henüz buna askerî bir karşılık vermedi.
İranlı yetkililerin ABD’nin fiili bir askeri saldırıya girişmeyeceği yönünde özgüvenlerinin olduğu görülüyor. Ne var ki, fiili savaş olsun ya da olmasın ülkenin siyasal alandaki daralması sürecek.