İran'ın İdlib meselesi üzerine Esed’le birlikte Türkiye’yi üçlü görüşmeye çağırması ve Rusya’yı bu sürecin dışında tutması, İdlib ile alakalı olarak Moskova ve Tahran’ın arasının açık olduğunu gösteriyor.
5 Mart’ta yapılacak olan Erdoğan-Putin görüşmesi çıkar dengelerinin ortak noktada buluşturulmasının çabası olacaktır.
Astana ve Soçi süreçleri üzerinden uluslararası krizlerin çözümünde önemli adımlar atan ve bu bağlamda büyük prestij kazanan Rusya, İdlib operasyonlarıyla bunu kaybetti.
Astana Süreci ile planlanan ve rejimin desteklediği gruplar ile muhalifler arasında gerçekleştirilen siyasi müzakerelerin ilerlememesi, şüphesiz rejimin içinde bulunduğu zafer psikolojisi ile de yakından ilgilidir.
Süleymani’nin yerine başka bir komutanın ikame edilemeyeceğinin farkında olan Hamenei, Kudüs Gücü’nde yeni bir komuta konsepti şekillendirmeye çalışmaktadır.
İran’ın bölgedeki maceracılığı Süleymani suikastıyla durdurulamayacaktır. Buna rağmen İran’ın uzun vadede bu yöndeki hırslarını yerine getirmesi de pek mümkün gözükmemektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Türkiye, son dönemlerde Irak’ta ABD-İran arasında yaşanan açık çatışmadan rahatsızlık duymaktadır.
Üçlü tatbikat, içeride rejim karşıtı kitlesel hareketler ve dışarıda ABD'nin İran'a uyguladığı maksimum baskı politikası karşısında sarsılan Velayet-i Fakih rejimine bir can simidi sunabilir.
Türkiye’nin Suriye krizinin başlıca aktörlerinden ABD ve ardından da Rusya ile vardığı mutabakatlar, sınır güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi açısından çok önemli bir kazanım.
Rusya’nın Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik yaklaşımı, Türkiye’yle iş birliğine zarar vermeme ilkesine dayanmaktadır.
İran’ın savunma stratejisini belirleyen tepedeki iki isim geçtiğimiz günlerde Tahran’ın sınır ötesi etkinliğine dikkat çekerek stratejik derinliğin genişletilmesi gerektiği vurgusunda bulundular.