Türkiye’ye karşı cephe alan Suudi Arabistan-BAE-Mısır üçlüsü Suriye politikasını değiştirerek, Şam yönetimiyle diplomatik ilişki kurmayı, silahlı grupları örgütleyerek bunları tek bir cephe halinde Türkiye’ye karşı harekete geçirmeyi hedefliyor.
Bakü yönetimi Azerbaycan-Türkiye-İran ve Azerbaycan-Rusya-İran ekseninde üçlü bölgesel iş birliğinin geliştirilmesi açısından kilit öneme sahiptir.
Suriye’de onuncu yılına giren iç savaşta aktörlerin sayısı değiştiği gibi bundan sonraki dönemde de yeni aktörlerin katılması bazılarının da geri çekilmesi muhtemeldir.
Suriye iç savaşı onuncu yılına girerken bu ülke de Afganistan ve Irak örneklerinde olduğu gibi kısa sürede istikrara kavuşacak gibi görünmüyor.
İran’ın, Suriye’deki jeopolitik denklemlerde köşeye sıkıştığı görülmektedir.
Virüse karşı alınacak önlemlere bakıldığında kilometrelerce yolu büyük oranda yürüyerek geçen düzensiz göçmenlerin virüsü kapma ve taşıma konusunda en riskli gruplardan biri olduğunu söyleyebiliriz.
Türkiye, krizin ilk evrelerinden itibaren birçok defa uluslararası topluma göçmenlerin güvenle yerleşebileceği alanlar oluşturmak amacıyla Suriye’nin belirli bölgelerinin uçuşa yasak bölge ilan edilmesi çağrısında bulunmuştu.
Sınırların tek taraflı kapatılması, İran-Türkiye ilişkilerine çok yönlü zarar verse de Türkiye’nin toplum sağlığını öncelediği görülmektedir.
5 Mart’ta yapılacak olan Erdoğan-Putin görüşmesi çıkar dengelerinin ortak noktada buluşturulmasının çabası olacaktır.
Rusya, Türkiye’yle eş güdüm içinde olmadan şimdiki konumuna erişemezdi. Bu nedenle Rusya, Suriye’de önemli bir aktör olan Türkiye’yi görmezden gelemeyeceğini unutmamalıdır.
İdlib meselesiyle ilgili kararlar, Tahran’da değil Ankara ile Moskova hattında verilmektedir.
Türkiye, son dönemlerde Irak’ta ABD-İran arasında yaşanan açık çatışmadan rahatsızlık duymaktadır.