Fahrizade suikastının ilk somut neticesi, Nükleer Anlaşma’nın kaderini belirleme kapasitesine sahip Kanun’un onaylanması olmuştur.
Milyonlarca Sünni Suriyeli zorla yerinden edilerek mülteci durumuna düşürüldü. Esed rejimi Lübnan’da kalan ve özellikle Şam ve Humus’un kenar mahallelerine dönmek isteyen çok sayıda Suriyeli mültecinin geri dönüşüne izin vermiyor.
Rusya’nın Fahrizade’ye düzenlenen suikast karşısındaki pasif tutumu, İran’ın nükleer programı sürecinde kendisini “ikincil aktör” olarak nitelendirmesiyle ilgilidir.
Suudi Arabistan’ın geleneksel rakibi İran’ın duruşu, üretim kesintisi kararının devam etmesi yönündedir.
Sosyoekonomik sorunlar, İran toplumunu kötü etkilese de çocuklarda intihar sebebi olarak ön plana çıkmaya başlaması, durumun kritik boyutlara ulaştığının işareti olarak görülebilir.
İsrail, İran’ın fevri davranmasını ve bir hesap hatası yaparak bölgesel büyük bir çatışmanın fitilini ateşlemesini umuyor.
Daha önce de olduğu gibi Fahrizade suikastından sonra da İran’ın misilleme kapsamında İsrail’deki kritik altyapı sistemlerini devre dışı bırakabilecek siber saldırılar yürütmesi söz konusu olabilir.
İran’da gerçekleştirilen suikast operasyonları ve istihbarat zafiyeti arasındaki ilişki bağlamında en yoğun biçimde öne çıkan husus, istihbarata karşı koyma alanındaki başarısızlıktır.
Tahran yönetimi, savaş sürecini “Kafkasya’ya cihatçı gruplar taşınıyor” gibi manipülatif bir yaklaşımla idare edemediği gibi savaş sonrası yeni jeopolitik denklemde Ermenistan’la beraber kaybedenler kulübünde görünüyor.
Demokrat yönetimin, İran’ın füze teknolojisi ya da bölgesel etkinliği konusundaki tutumu en az Cumhuriyetçiler kadar hassasken aynı zamanda insan hakları gibi konuları da gündemlerine alacakları düşünülüyor.