25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın imzalandığı iddialarının ardından Körfez’de gözler Çin-İran iş birliğine çevrilse de Körfez Arap ülkeleri, Çin’in Orta Doğu’daki ekonomi politikalarının ayrılmaz parçası olmaya devam etmektedir.
Değişimin evrildiği yeni dönem, üç büyük kutup olan ABD, Çin ve Rusya ekseninde şekillenen Büyük Güçler Rekabeti dönemi olarak adlandırılmaya başlandı.
Önümüzdeki süreç Hindistan’ın İran’la ilişkilerinde kaybettiği mevzinin Çin tarafından ne kadar doldurulacağının test edilmesiyle geçebilir.
Geçtiğimiz günlerde İran’da başta başkent Tahran’da yaşanan patlamaların jeopolitik risk algısını artırması sebebiyle ABD doları 22.350 tümeni test etti.
Son gözaltı olaylarıyla düne kadar özel kalem müdürünü seçmede zorlanan bir Başbakan yerine çok daha muktedir bir Mustafa Kazımi figürü ortaya çıkmış durumdadır.
PKK’nın, PJAK üzerinden İran’a şantaj girişimlerinde bulunması, PJAK’ı PYD/YPG yerine “yeni yedek ve vekil güç” olarak araçsallaştırma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
Yaptırımlar sonrası Suriye’de, önümüzdeki dönemde ekonomik sorunların neden olacağı birtakım gelişmeler beklenebilir. İran her ne kadar Suriye’ye desteğini devam ettireceğini söylese de İran’ın desteğinin kapasitesi geçmişe göre ciddi düzeyde azaldı.
Cumhuriyetçiler tarafından sunulan yasa tasarısı “maksimum baskı” kampanyasını genişleterek İran’a karşı şimdiye kadarki en zorlu yaptırımları öneriyor.
İran-Çin arasındaki ticarette son 12 aylık dönemde belirgin bir azalma görülmektedir.
2004 ve 2020 Meclis Seçimleri radikallerin dönüşünü sağlamakla birlikte siyasal sistemin meşruiyetinin sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir.
ABD’nin benzer araçlarla baskı altına aldığı İran ve Venezuela yaptırımları etkisiz kılacak çözüm yolu arayışına girmiştir.
İran, Pakistan sınırları içerisinde Şiilerle kültür politikası çerçevesinde ilişkilerini sürdürürken İran’da bulunan bazı Pakistanlı talebe ve mülteci gençlerden vesayet savaşlarında yararlanmaktadır.