İran Nükleer Anlaşması’nın (KOEP) geleceği ABD Senatosunun çekincelerinin giderilmesine bağlı olacak.
Trump’ın, İran ve el-Kaide ilişkisinin üzerine giderek Biden yönetiminin İran’a yönelik seçeneklerini sınırlandırmayı hedeflediği söylenebilir.
Khodro ve SAIPA otomotiv şirketlerinin özelleştirilmesi, ekonomik oyun alanından çok iç ve dış gelişmeler tarafından şekillenen siyaset kulvarında belirlenecektir.
Tankerin alıkonulmasında görünür sebep olarak çevre kirliliği yarattığı belirtilse de Tahran’ın bu eyleminin arkasındaki gerçek amaç, bloke edilmiş parasının serbest bırakılmasını sağlamaktır.
İran ilerleyen safhalarda uranyumu yüksek oranda zenginleştirebilirse iki ila üç atom bombası için yeterli rezerve sahip olacak.
İran'ın Biden'dan beklentilerinin başında kuşkusuz Washington'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen 5+1 ve İran arasında imzalanan anlaşmaya
2015’teki Anlaşma’dan umduğunu bulamayan ve hayal kırıklığı yaşayan Ruhani ile etrafındaki politikacılar, İslam Cumhuriyeti tarihinin en başarısız hükûmeti olmak istemediklerinden Biden’ın yarattığı şanstan faydalanmak istiyor.
İran, ABD’de Biden’ın başkanlık görevini resmen devralmasından sonra İran’a yönelik petrol ambargolarının kaldırılmasını ummakta ve bu çerçevede şimdiden müzakereler yapmaktadır.
Avrupalılar, Anlaşma’nın geleceğine yönelik tüm sorumluluğun sadece ABD tarafında olmadığını, aynı zamanda İran’ın da Anlaşma’yı bozan ciddi ihlallerinin olduğunu belirtmektedir.
Güç mücadelelerinin ışığında önümüzdeki yıl İran iç politikası, en az dış politikası kadar hareketli geçeceğe benziyor.
Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa üçlüsü, geçtiğimiz dört yıl boyunca izlediği pasif tavrını terk ederek yeni dönemde İran meselesinde daha önemli bir rol üstlenme çabasındadır.
Demokrat yönetimin, İran’ın füze teknolojisi ya da bölgesel etkinliği konusundaki tutumu en az Cumhuriyetçiler kadar hassasken aynı zamanda insan hakları gibi konuları da gündemlerine alacakları düşünülüyor.