Son saldırılar, ABD-İran geriliminde Irak sahnesindeki gerilimin koronavirüs krizi sürecinde dahi yükselip önü alınmaz bir hâle bürünebileceğini göstermektedir.
Yaklaşık 40 yıldır devam eden kanlı iç savaşın ardından Afganistan halkı hiçbir zaman olmadığı kadar barış istiyor.
Tıpkı İran'ın demokratik bir biçimde seçilen Musaddık hükûmetine karşı düzenlenen Ağustos 1953 Darbesi gibi Ocak 2020 de İranlıların kolektif hafızasından silinmeyecektir.
İran’ın 2020 yılında bölgede “vekil güçler” kullanarak güvenlik stratejisini sürdürme olasılığı yüksek ancak Hürmüz Boğazı’nı ablukaya almayı şu aşamada göze alamaz.
Devrim Rehberi’nin sadece çok hassas dönemlerde Tahran’da hutbe verdiği ve 8 yıl sonra ilk kez verilen hutbenin içeriği dikkate alınırsa İran’ın kritik bir dönemden geçtiği anlaşılmaktadır.
ABD-İran arasında tırmanan gerilim, Afganistan’ı doğrudan veya dolaylı yoldan etkileyecektir.
İran’daki krizlerin yönetilebilmesi İran devlet aklının rasyonel yönünün ve bu yöndeki kadroların etkinlik kazanmasına bağlıdır.
ABD hedeflerine saldırı istihbaratı alındığı bahanesiyle İran’ın en önemli iki saha adamını öldüren Trump’ın, İran’ın ciddi bir karşılığı durumunda bahsettiği 52 hedefi vuracağından Tahran’da kimsenin şüphesi kalmamış durumda.
Süleymani suikastının olası stratejik sonuçlarının yanı sıra bu eylemin ABD iç hukuku bakımından meşru olup olmadığı ABD iç siyasetinde tartışılmaya devam etmektedir.
Washington-Tahran hattında gerginliğin doruk noktasına ulaştığı bu günlerde Doha tarafından gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler Katar’ın Körfez’deki konumuyla açıklanabilir.
Orta Doğu’da artan gerginlik ve risk algısı, petrol tankerleri sigorta primlerini artırarak enerji sektöründe beklenmedik tehditlere sebep olmaktadır.