Nasrallah konuşmasında “dönüm noktası” olarak tanımladığı saldırıdan tüm bölgenin etkileneceğini ve artık bu saldırıyla birlikte yeni bir siyasi evreye geçildiğini vurguladı.
Şeriat sistemi üzerine kurulu olan İran İslam Cumhuriyeti, ideolojik tarihî dönüm noktalarını günümüz koşullarına uygun bir biçimde yorumlayıp bunları çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İran, Türkiye Suriye ilişkilerinin Adana Antlaşması çerçevesinde sabit kalması gerektiğini savunmaktadır.
İran’ın savunma stratejisini belirleyen tepedeki iki isim geçtiğimiz günlerde Tahran’ın sınır ötesi etkinliğine dikkat çekerek stratejik derinliğin genişletilmesi gerektiği vurgusunda bulundular.
Beyrut’ta gerçekleşen patlamalar ve akabindeki gelişmeler, 2006 yılından beri istisnalar dışında sakin bir evre içinde olan İsrail-Hizbullah gerginliğinde 13 yıl sonra yeni bir evreye girildiğini gösterdi.
Nasrallah, Temmuz Savaşı münasebetiyle verdiği mülakatta bölgesel, uluslararası ve yerel sorunlarla alakalı birçok konuya değindi.
İranlı yetkililerin ABD’nin fiili bir askeri saldırıya girişmeyeceği yönünde özgüvenlerinin olduğu görülüyor. Ne var ki, fiili savaş olsun ya da olmasın ülkenin siyasal alandaki daralması sürecek.
Tahran, Irak’taki ekonomik ve politik kazanımlarını pekiştirerek bu ülkenin ABD’nin çevreleme stratejisinin bir parçası olarak kendisine karşı bir güvenlik sorunu oluşturmasına engel olmayı hedeflemektedir.
İran ile İsrail arasındaki sözlü atışmalara rağmen İranlı ve İsrailli yetkililer tarafından yapılan son açıklamalar, her iki tarafın da Suriye’de doğrudan bir askerî çatışmaya girmenin olası riskinin bilincinde olduğunu göstermektedir.
Esed’in Tahran ziyareti ve İran makamlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeler, şu aşamada İran’a ait kuvvetlerin Suriye’den çıkma niyetinde olmadığını ve bilakis Esed’in ülkesindeki İran varlığını desteklediğini gösteriyor.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler