İran’ın Esed Sonrası Dönemde Suriye’de Yeniden Konumlanma Çabaları
Aralık 2024’te Beşşar Esad rejiminin devrilmesi, Orta Doğu jeopolitiğinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu gelişme, yarım asırlık Esed rejimine son vermekle kalmamış, tüm bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren bir süreci başlatmıştır. İran açısından değerlendirildiğinde, en önemli müttefiklerinden birinin çöküşü Tahran’ın Suriye ve genel anlamda Levant bölgesindeki etkinliğini önemli ölçüde sınırlandırmıştır. Dolayısıyla Suriye’deki rejim değişikliğinin kısa ve uzun vadede kapsamlı ve önemli sonuçlar doğuracağı aşikâr ise de sürecin en dikkat çekici boyutlarından biri, bu ülkedeki hakimiyetini kaybeden İran’ın bölgesel etki araçlarındaki gerilemenin belirgin hale gelmesidir.
İran, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana direniş ekseni adını verdiği ittifak ağını tahkim etmek için Suriye’yi stratejik bir üs olarak kullanarak bu ülke üzerinden diğer ülkelerde işbirliği yaptığı devlet dışı aktörlere finansal kaynak, insan gücü ve lojistik destek sağlamıştır. Bu yönüyle İran-Suriye ittifakı, Tahran açısından salt jeopolitik bir konu olmanın ötesine geçerek direniş ekseni ideolojisini meşrulaştıran önemli bir propaganda aracı işlevi görmüştür. Fakat 7 Ekim sonrasında yaşananların tetiklediği bölgesel gelişmeler, Suriye iç savaşı boyunca Esed rejiminin ayakta kalmasında kritik rol üstlenen Hizbullah’ın operasyonel kapasitesini zayıflatmış ve bu durum rejimin kırılganlığını artırmıştır. Hizbullah’ın güç kaybı, dolaylı olarak Esed rejiminin devrilmesine katkıda bulunmuş ve böylece İran’ın uzun yıllar boyunca inşa ettiği yapı hızla çözülmeye başlamıştır. ...