İran’ın Levant’taki İzdüşümü: Hizbullah

Hizbullah-İran ilişkileri her ne kadar salt “raison d’État (Ulusal Çıkar)” temelli bir ilişki olsa da “Direniş Ekseni” kavramıyla, üstün bir amaca hizmet eden “kutsal ittifakın” bir parçası gibi manevi değerler ve söylemler üzerinden tanımlanmaktadır.

Hizbullah, kurulduğu 1980’li yıllardan bu yana geçirdiği dönüşümlerle, Lübnan’daki başat siyasi/askerî oluşumlardan biri hâline gelmiştir. Zaman içerisinde etkisi Lübnan sınırlarını aşan Örgüt, Orta Doğu siyasetinin en önemli devlet dışı aktörleri arasına girerek Filistin Meselesi ve Suriye İç Savaşı’nın temel figürlerinden biri olmuştur. Hizbullah’ın kuruluşunda ve yükselişinde her ne kadar Lübnan’ın 1970 ve 1980’lerdeki siyasi iklimi ve Şii toplumsal hareketliliğinin payı olsa da İran’ın 1979 İslam Devrimi ile birlikte ivme kazandıran etkisi ve bu doğrultuda Hizbullah’ı jeostratejik hattının Akdeniz’e açılan ileri ucu olarak şekillendirmesi, Örgüt’ün bugünkü anlamda gücüne ulaşmasında asıl kurucu faktördür.

Bu bağlamda, İran’ın İslam Devrimi ile birlikte dış politikasına yön vermek üzere geliştirdiği üç ana faktör İran-Hizbullah ilişkilerinin de nosyonunu oluşturmaktadır. Bunlar mezhep temelli uluslararası yayılmacılığa zemin hazırlayan Velayet-i Fakih anlayışı, bölgesel çıkarlarını korumak ve nüfuz alanını genişletmek amacıyla oluşturduğu “direniş” söylemi üzerinden şekillenen dış politika retoriği ve son olarak da devlet dışı aktörleri kullanma yöntemidir.

İran, Hizbullah, Lübnan, Direniş Ekseni, Suriye İç Savaşı.

100 Soruda İran

Nazife Selcen Pınar Akgül

Mayıs 2017’de Bilge Kültür Sanat Yayınevi’nden çevirisi çıkan “100 Soruda İran” isimli eser, İran’ı tanıtmak ve en temelde İran’la ilgili öz bilgi vermek için hazırlanmış bir çalışmadır.

İran’da Etnik ve Dini Çatışmalar

Nazife Selcen Pınar Akgül

İran toplumunun çok etnisiteli yapısı hem reformist hem de muhafazakâr yönetimler tarafından göz ardı edilmiştir.