Çalışma Alanları

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra anlaşmayı hayatta tutacak bütün yolların Brüksel'e çıktığı görülmektedir.

Mukteda Sadr, uzun süredir yürüttüğü tutarlı stratejiler sonucunda seçimleri kazandı ve koalisyon görüşmelerini tamamladı. Bu süreçten sonra hükümette de belirleyici olacağı açık.

İslam Devrimi sonrasında meydana gelen bazı olaylar, İran ile Batılı ülkeler (özellikle de ABD) arasında soğuk bir dönemin başlamasına neden olmuştur.

ABD Başkanı Trump’ın ülkesini anlaşmadan çekmesinin ardından üst düzey Amerikalı yetkililerden İran’a yönelik tehditler gelmeye devam ediyor.

ABD için nükleer anlaşma, İran’ın nükleer programının çok daha ötesinde bir anlama sahip olmaya devam etmektedir.

Her ne kadar bölgeye özgü nedenlerle patlak vermiş olan Kazerûn olaylarının diğer bölgelere sıçraması beklenmese de son dönemlerde İran’da bu tarz gerginliklerin farklı eyaletlerde muhtelif gerekçelerle ortaya çıktığı görülmektedir.

İran’ın İskandinav ülkeleriyle ilişkileri, 17. yüzyıldan itibaren Danimarka ile başlamış ve zamanla diğer ülkelerle de gelişme kaydetmiştir.

Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sair’un koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir.

Yaptırımların kapsamı ve ileri sürülen şartların niteliği bir arada düşünüldüğünde Trump’ın yalnızca İran’ın nükleer programını hedef almadığı görülmektedir.

ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi, İran’ın Suriye’deki faaliyetlerini doğrudan etkileyecektir. Nitekim Trump’ın bu kararında İran’ın Suriye’deki varlığı da etkili olmuştur.

Nükleer anlaşma konusundaki olumsuz tavrı bilinen ve her fırsatta İran’ı oldukça ağır ifadelerle itham ve tehdit eden Trump’ın bu kararı şaşırtıcı olmasa da beraberinde önemli belirsizlikler getirdi.