Çalışma Alanları

Washington-Tahran hattında gerginliğin doruk noktasına ulaştığı bu günlerde Doha tarafından gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler Katar’ın Körfez’deki konumuyla açıklanabilir.

Nasrallah, Süleymani’nin yokluğunda ve Haşdi Şabi’nin ciddi yara aldığı bu dönemde bölge siyasetine ve özellikle Irak’a daha fazla müdahil olacağını göstermiş oldu.

Orta Doğu’da artan gerginlik ve risk algısı, petrol tankerleri sigorta primlerini artırarak enerji sektöründe beklenmedik tehditlere sebep olmaktadır.

Yapılan görüşmede birçok dışişleri bakanının ortak kanaati Nükleer Anlaşma’ya İran ile birlikte bağlı kalmak oldu.

Hamenei’nin konuşmasına bakıldığında konuşma, yaşanan hadiselerden sonra beklenenin aksine oldukça normal ve olağan bir çerçevede gerçekleşti.

Tahran yönetiminin halkın refahı için harcanması beklenen 200 milyon avroyu Kudüs Gücü’ne aktarması, ABD karşısında İran’ın, savunma alanında elinde bulundurduğu bütün kaynaklara ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Türkiye, son dönemlerde Irak’ta ABD-İran arasında yaşanan açık çatışmadan rahatsızlık duymaktadır.

İran-ABD gerilimi, 40 yılın muhtemel bir “nihai tırmanışı” ve son dönemde birbirini izleyen “yanlış muhasebeler” yüzünden açık bir savaşı kaçınılmaz hale getirebilir.

Nasrallah konuşmasında “dönüm noktası” olarak tanımladığı saldırıdan tüm bölgenin etkileneceğini ve artık bu saldırıyla birlikte yeni bir siyasi evreye geçildiğini vurguladı.

İran 5 Ocak Pazar günü, nükleer faaliyetlerine yönelik kısıtlayıcı tüm taahhütlerini askıya aldığını duyurdu.

Tahran’ın bölgede yürüttüğü vekalet savaşlarının en önemli aktörü olan Süleymani’nin öldürülmesi Tahran-Washington hattında devam eden gerilimi yeni bir safhaya taşıdı.

İran yönetimi böyle bir saldırıyı beklemese de olayın ilk şokunu atlattıktan sonra saldırıya uygun bir şekilde karşılık vereceği yönünde bir şüphe bulunmuyor.