Seçimler sonrası Irak’ta artan gerilim, Kazımi’ye suikast girişimiyle yeni bir seviyeye taşındı.
Kazımi’nin yeniden seçilme motivasyonuyla birlikte Irak, diplomasinin ağır bastığı yeni bölgesel bağlamda uzlaştırıcı ve ara bulucu ülke olma rolünü güçlendirmeye çalışmaktadır.
Haşdi Şabi, siyasi ve stratejik nedenlerin yanı sıra Curf el-Sahar’daki varlığını dinî mitlerle ilişkilendirerek bölgeyi kendisi için bir üs hâline getirdi.
2020 başında Irak’ta yeniden yükselen ABD-İran gerilimi sürecine ABD karşıtı yeni aktörler dâhil oldu.
Tahran yönetiminin dikkate almadığı tek değişken Trump’ın koronavirüs salgını öncesi koşullarda İran’la bir savaş başlatmak istemediği varsayımıdır.
Kuveyt merkezî yönetiminin izlemiş olduğu birleştirici politikalar sayesinde Şiileri mobilize edemeyen İran, Hizbullah gibi vekil güçler aracılığıyla ülkeye nüfuz etmeye çalışmaktadır.
İran tansiyonu artırarak ABD’yi savaş gibi ortak bir riske maruz bırakmaya, korkutmaya ve geri adım attırmaya çalışmaktadır.
Şii Dünyasında Geçtiğimiz Hafta Öne Çıkanlar
Direniş eksenini koruma niyetinde olan İran kolay geri adım atmayacak. Bu sebeple İran ve Amerika arasındaki düşük yoğunluklu çatışmanın artarak devam edeceği düşünülebilir.
İran’ın bölgedeki maceracılığı Süleymani suikastıyla durdurulamayacaktır. Buna rağmen İran’ın uzun vadede bu yöndeki hırslarını yerine getirmesi de pek mümkün gözükmemektedir.