Körfez monarşilerinin, misilleme kapasitesini geliştirerek artık edilgen hedefler olmaktan çıkmak ve saldırıların maliyetini İran’ın bölgesel vekil ağları ile stratejik bağlantıları üzerinden karşı tarafa yüklemek yönünde bir güvenlik anlayışına yönelebileceği söylenebilir.
Ukrayna ile İran arasında bağımsız bir savaş cephesinin açıldığını söylemek için henüz oldukça erken. Ancak iki savaş coğrafyasının giderek birbirine bağlandığı da açık.
İran kıyısında vurulan hedefler ne rastgele seçilmiştir ne de yalnızca bir misillemeden ibarettir. Eldeki veriler, en açık biçimde Hürmüz üzerindeki denetimi ele geçirmeye dönük zorlayıcı bir harekâta işaret etmektedir.
Savaşın seyri, temel bir paradoksu gözler önüne sermektedir: Başlıca aktörlerin hiçbiri kesin bir zafer elde edebilecek kapasitede görünmezken, tamamı istikrarlı bir çözümü engelleyecek yeterliliği muhafaza etmektedir.
Geniş bir yelpazeye yayılan tepkiler, ülkenin dış politika yönelimi konusunda İranlı siyasi elitler arasındaki görüş ayrılığının yanı sıra Moskova’ya yönelik memnuniyetsizliğin dışa vurumu olarak da okunabilir.