İran ve ABD arasında 1998 Dünya Kupası’nda birçok dış gerilimin gölgesinde gerçekleşen futbol maçının ardından ülkeler, Katar 2022 Dünya Kupası’nda tekrar karşı karşıya geliyor.
Zevahiri’nin saklandığı Afganistan’da öldürülmesi, Taliban’ın içerisindeki rekabetin boyutlarını gözler önüne sermenin yanında örgütün başta ABD olmak üzere uluslararası toplumla ilişkilerinin geleceğini tehlikeye atmıştır.
İsrail’in gösterdiği agresiflik ve diğer gelişmeler alt alta konulduğunda İran’ın nükleer silah yapmaya oldukça yaklaştığını söylemek mümkündür.
Maliki; sızdırılan ses kaydında, destek için kendisine başvuran silahlı gruba Hamenei’nin Irak’taki faaliyetleri DMO Kudüs Gücüne devrettiğini belirterek DMO’ya müracaat etmelerini tavsiye etmektedir.
İran ve Suudi Arabistan arasındaki köklü anlaşmazlıklar dikkate alındığında henüz olgunlaşmamış bu görüşmelerin büyük bir uzlaşıyla sonuçlanma ihtimali düşüktür.
Tahran, resmi seviyede Türkiye'nin terör örgütü PKK ile olan mücadelesine destek veriyor ancak pratikte farklı angajmanlara girebiliyor.
İran-İsrail arasında sabotaj ve suikastların arttığı süreçte üst düzey bir figürün görevden alınması, İran basınının gündemini meşgul ettiği kadar ülkedeki güvenlik zafiyeti tartışmalarına da ivme kazandırmıştır.
İran Kooperatif, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı, istifaya zorlanarak siyasi ve ekonomik çekişmelerin ilk kurbanı oldu.
İran-İsrail gölge savaşları bölgesel gerilimi tırmandırırken İsrail, “Ahtapot Doktrini” dâhilinde İran içindeki operasyonlarının temposunu artırıyor.
Son gelişmelerin UAEA ve İran arasındaki iş birliğini ve dolayısıyla nükleer müzakereleri olumsuz etkileyeceği söylenebilir.
Ses kaydı, muhafazakârların kendi içerisindeki iktidar mücadelesini açığa çıkarırken Kudüs Gücünün finansal desteğinin teminini ve Kalibaf’ın bundaki rolünü açıkça ortaya koymuştur.
Direniş Cephesi, ileriye dönük siyasi hesapları doğrultusunda nükleer dosya özelinde Reisi hükûmetine karşı eleştirilerini artırmaktadır.