Biden yönetiminin, İran-İsrail çatışma sürecine dönüştürücü bir etkide bulunabileceğini söylemek mümkün ancak iki ülkenin kırmızı çizgileri bu etkiyi sınırlandırabilecektir.
2015’teki Anlaşma’dan umduğunu bulamayan ve hayal kırıklığı yaşayan Ruhani ile etrafındaki politikacılar, İslam Cumhuriyeti tarihinin en başarısız hükûmeti olmak istemediklerinden Biden’ın yarattığı şanstan faydalanmak istiyor.
Irak’ın 20 Ocak’tan önce ABD-İran çatışmasının sahnesi olacağına dair iddialar artarken sürece Kudüs Güçleri Komutanı Kaani ve Irak Başbakanı Kazımi son hamleleriyle dâhil oldu.
Milyonlarca Sünni Suriyeli zorla yerinden edilerek mülteci durumuna düşürüldü. Esed rejimi Lübnan’da kalan ve özellikle Şam ve Humus’un kenar mahallelerine dönmek isteyen çok sayıda Suriyeli mültecinin geri dönüşüne izin vermiyor.
Tahran yönetimi, savaş sürecini “Kafkasya’ya cihatçı gruplar taşınıyor” gibi manipülatif bir yaklaşımla idare edemediği gibi savaş sonrası yeni jeopolitik denklemde Ermenistan’la beraber kaybedenler kulübünde görünüyor.
Demokrat yönetimin, İran’ın füze teknolojisi ya da bölgesel etkinliği konusundaki tutumu en az Cumhuriyetçiler kadar hassasken aynı zamanda insan hakları gibi konuları da gündemlerine alacakları düşünülüyor.
İran’ın, Irak’taki hâkim gücüne darbe vurmak Trump’ın son haftalarını geçirdiği seçim kampanyasında kendi lehine bir durum olabilir.
Lübnan önümüzdeki süreçte huzur ve istikrara kavuşamayacaktır. Bu durum Suriye'deki gelişmeleri de etkileyecektir.
4 Ağustos’ta yaşanan patlamanın, ülkenin son 20 yıldır tartışmasız baskın gücü olan Hizbullah’a yönelik tepkileri artıracağı kesindir.
İran’ın; Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerdeki nüfuzu zayıflarsa önüne çıkan en iyi seçenek Türkiye ile Suriye konusunda anlaşmaktan geçiyor.
Haşimi, resmî kaynaklardan elde ettiği bilgilere dayanarak Hizbullah’ın Irak’ta bulunan uzantıları aracılığıyla Irak’tan yıllık 300 milyon dolarlık bir kazanç elde ettiğini ileri sürmekteydi.
İran’ın en önemli nükleer yakıt üretim merkezlerinden biri olan Natanz Nükleer Tesisi’nde meydana gelen patlama, İsrail’in bu ülkeye yönelik olarak yürüttüğü asimetrik savaşın son örneği olarak görülüyor.