İran'ın başkenti Tahran, 7 Eylül'de, “Astana Barış Süreci” çerçevesinde İran, Rusya ve Türkiye liderleri arasındaki gerçekleşen zirvelerin üçüncüsüne ev sahipliği yaptı.
Pakistan siyaseti 25 Temmuz seçimlerinin sonuçlarıyla birlikte daha önce görülmemiş bir evreye girdi.
ABD'de 1970'li yıllardan itibaren toplumda giderek yükselen köktencilik, Cumhuriyetçi Parti'nin desteğiyle, son dönemde siyasi alana girmeyi başardı.
ABD yönetiminin giderek sertleşen politikaları, değişen siyasi dengeler ve en önemlisi Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerde İran'a yönelik halk tepkisi, Tahran'ın bölgedeki nüfuzunu korumasını zorlaştırıyor.
Necef Havzası, İran’ın başta Irak Şiiliği olmak üzere Arap Şiiliğini Velayet-i Fakih sistemine angaje etme çabalarına karşı bir direnç noktası olmaya devam ediyor.
Tahran yönetimi Afganistan’daki baraj inşaatı faaliyetlerinin İran’ın su güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atacağını düşünüyor.
Mukteda Sadr, uzun süredir yürüttüğü tutarlı stratejiler sonucunda seçimleri kazandı ve koalisyon görüşmelerini tamamladı. Bu süreçten sonra hükümette de belirleyici olacağı açık.
Suriye rejimine yapılan askerî harekatta tarafsız kalmayı seçen Rusya, ABD’yle çatışmaktan imtina ederek bölgedeki ittifak ilişkilerini zedelemiştir.
Aradan geçen 39 yılda ekonomik adaletin tesis edilememesi, devrimin mihver sloganı özgürlükler alanında da ciddi kısıtlamalara gidilmesi, 79 devriminin en azından ilkesel bazda çoktan bittiğinin ispatı.
ABD ve İsrail’in, protestoculara destek veren açıklamalarına rağmen İran’da bir rejim değişikliği istemeyeceği açıktır. İstenen olsa olsa istikrarsız, içerde zayıflatılmış bir İran olabilir.